Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/4181 K.2025/3553

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/4181 📋 K. 2025/3553 📅 25.06.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/4181 E.  ,  2025/3553 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/909 E., 2024/1145 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/486 E., 2023/151 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili Kurum müfettişinin 18.08.2016 tarihli teftiş raporuna göre, Mikro işlemcili Dizüstü ve Diz Dezartikilasyon Protezleri ürünlerinin satışını yapan davalı şirketin üniversite hastanelerinde düzenlenen heyet raporlarına istinaden gerekli görülen protezlerin teminini sağladığını, ancak temin ettiği tıbbi cihazların Sağlık Uygulama Tebliğinin (SUT) EK-3C-2 listesinde yer alan aktivite skorlarının K4 seviyesine uygun olmadığı, temin edilen protezlerin müvekkili Kurum kayıtlarıyla doğru eşleştirilmediği gerekçesi ile temin edilen protezlerin ödeme kapsamında olmadığı ve/veya daha düşük tutarlı muadil protezlerin kullanılması nedeniyle davalı şirketin haksız yere kazanç sağladığını, bu nedenle davalı şirketten tahsili gereken 467.305,21 TL'nin faiziyle icra takibine konu edildiğini, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına, müvekkili Kurum lehine inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı Kurumun aynı hususla ilgili dava dışı ... Medikal Şirketinin ithal ettiği tıbbi cihazlar için 3. İş Mahkemesinde 2018/268 E. sayılı davayı açtığını, dava dışı ... Medikal Şirketinin tahkikat aşamasında davacı Kurum müfettişine hiçbir bilgi belge vermediği için müvekkili şirket ile alakalı olmayan, şifa bulmak isteyen hastalara takılan ve bir sorun bulunmayan cihaz bedellerinin tamamını hiç takılmamış gibi yasal fazi ile birlikte istemekte iken, yine davacı Kurumun aynı hususla ilgili dava dışı ... Ortepedi - ... Şirketinin ithal ettiği tıbbi cihazlar için de 4. İş mahkemesinde 2018/312 E. sayılı davayı açtığını, bu dosyada da müvekkili şirketin davacı Kuruma bilgi, belge ve savunma verdiğini, burada da sadece ceza kesebilmek amacıyla cihazın seviyesini hukuka aykırı ve bilimsel inceleme yapmadan fark bedellerini 33.308,35 TL dava değeri ile geri istediğini, davacı Kurumun talebinin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı Kurum Başmüfettişliğince düzenlenen 18.08.2016 tarihli teftiş raporu ile davalı şirketin SUT ve Eki listelerde yer almayan ve ödeme kapsamında bulunmayan eklemli protezleri uygulamak/satmak ve faturalarda malın neviyle/ilgili yanıltıcı/gerçeğe aykırı açıklama ve beyanda bulunması nedeniyle davacı Kurumun davalı şirketten 306.606,00 TL alacağı olduğunun hesaplandığı, davacı Kurum tarafından hesaplanan bedelin tahsili amacı ile davalı hakkında icra takibi başlatıldığı, davacı Kurum tarafından yapılan ödemelerin yersiz ödeme kapsamında kalıp kalmadığı, davalı şirketten tahsil edilip edilmeyeceğine ilişkin olarak aralarında medikal ve hastane yönetim işleri konusunda uzman 2 adet iş güvenliği ve sosyal güvenlik konusunda uzman 3'lü bilirkişi heyetine tevdi edildiği, 13.09.2019 tarihli bilirkişi raporu ile, sigortalıların malzeme kullanması ve onayı konusunda gerekli raporlarının bulunduğu, davalı şirket tarafından temin edilen mikro işlemcili diz üstü/dezartikilasyonu protezlerinde iki fazlı olmadığı yönünde bir tespit de yapılmış olması karşısında, protez bedellerinin yersiz ödeme olarak değerlendirilmesine imkan bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği, söz konusu bilirkişi heyet raporunun usul ve yasaya uygun olup denetime elverişli olması nedeniyle hükme esas alındığı, davalı şirket tarafından her ne kadar kötüniyet tazminatı talebinde bulunulmuş ise de, uyuşmazlığın konusunun yargılamayı gerektirmesi ve davacının kamu kurumu olup, kötüniyetli şekilde takibe geçmesi mümkün bulunmadığından bu talebin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle; davanın reddine, şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunun usule uygun, denetime ve karar vermeye elverişli olduğu, davalı yararına kötüniyet tazminatı şartlarının da bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesinin kabul ve değerlendirmesinin yerinde bulunduğu gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; Mahkeme kararına esas alınan 13.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda hiçbir veri ve açıklamaya gerek duymadan müvekkili Kurumun haksız olduğu sonuç ve kanaatine varıldığını, davalı şirketin ithalatçı/dağıtıcı firmalar ile uygulama merkezleri tarafından birlikte haksız kazanç sağlayarak, müvekkili Kurumu zarara uğrattığını, hastaların mağduriyetine neden olduğunu, davalı şirket tarafından sağlanan protezlerin ihtiyacı karşılayacak yeterlilikte olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili; haksız icra takibine maruz kaldıklarını, lehe olacak şekilde kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın kötüniyet tazminatı yönünden bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacı Kuruma Dizüstü ve Diz Dezartikilasyon Protezlerini satan davalı şirketçe fatura edilen tıbbi cihazların Sağlık Uygulama Tebliğinin EK-3C-2 listesinde yer alan aktivite skorlarının K4 seviyesine uygun olmadığı, temin edilen protezlerin davacı Kurum kayıtlarıyla doğru eşleştirilmediğinden bahisle davalı şirkete yersiz ödendiği iddia edilen miktarın tahsiline ilişkin itirazın iptali istemine ilişkindir.
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 266. maddesi hükmüne göre; çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir.
Aynı Kanunun 267. maddesi hükmüne göre ise; Mahkeme bilirkişi olarak yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir, ancak gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurul da görevlendirilebilir.
Yine aynı Kanunun 281. maddesinde ise; tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabileceği açıklanmıştır.
Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.
Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda; eldeki davada davacı Kurum tarafından 18.08.2016 tarihli teftiş raporuna göre Mikro işlemcili Dizüstü ve Diz Dezartikilasyon Protezleri ürünlerinin satışını yapan davalı şirketin üniversite hastanelerinde düzenlenen heyet raporlarına istinaden gerekli görülen protezlerin teminini sağladığı, ancak temin ettiği tıbbi cihazların Sağlık Uygulama Tebliğinin EK-3C-2 listesinde yer alan aktivite skorlarının K4 seviyesine uygun olmadığı, temin edilen protezlerin müvekkili Kurum kayıtlarıyla doğru eşleştirilmediği gerekçesi ile temin edilen protezlerin ödeme kapsamında olmadığı ya da daha düşük tutarlı muadil protezlerin kullanılması nedeniyle davalı şirketin haksız yere kazanç sağladığı iddiasında bulunulmakla, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince 1 medikal muhasebe uzmanı, 1 avukat, 1 A sınıfı iş güvenliği uzmanı makine mühendisi bilirkişiden oluşan heyetten rapor alınarak söz konusu bilirkişi heyet raporu hükme esas alınmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi heyetinin somut uyuşmazlığın çözümü noktasında yersiz ödeme iddiasının çözümü yönünden gerekli olan Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı doktor bilirkişi ile emekli Sayıştay denetçisi bilirkişi yer almadan oluşturulduğu anlaşılmakla, söz konusu raporun hükme esas alınacak nicelik ve nitelikte olmadığı kuşkusuzdur.
Bu itibarla İlk Derece Mahkemesince; davalı Kurumun yersiz ödeme iddiasının çözümü yönünden alanında ..., 1 Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı, 1 Emekli Sayıştay Denetçisinden oluşan bilirkişi heyetinden davacı Kurum tarafından aşamalarda sunulan itirazları da karşılar nicelik ve nitelikte bilirkişi raporu alınarak sonucuna uygun hüküm tesisi yoluna gidilmesi gerekirken, uyuşmazlık konusunda yeterli uzmanlığı bulunmayan bilirkişilerce düzenlenen rapor benimsenerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
2. Bozma sebebine göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının davacı Kurum yararına BOZULMASINA,
3. Bozma sebebine göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.