Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2507 K.2025/3516

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2507 📋 K. 2025/3516 📅 24.06.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/2507 E.  ,  2025/3516 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1553 E., 2024/641 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2019/98 E., 2021/241 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin avukat olduğunu, davalılar ve dava dışı davalı ... 'ın eşi ...'ın müvekkilinden hukuki yardım talebinde bulunduklarını, ... İnşaat Emlak Gayrimenkul ve Yatırım Uzmanlığı Yatırım Ltd. Şti.'nin yaptığı inşaatın bağımsız bölümlerini gayrimenkul satış vaadi ve inşaat sözleşmesi imzalayarak 23.10.2012 tarihinde anahtar teslim şeklinde satın aldıklarını, ancak anahtar teslim süresinin üzerinden 1 yıl 5 ay geçtiğini, bu süreçte yeni müteahhit sıfatıyla dava dışı olan ... Turizm İnşaat Gıda Medikal Estetik Hizmetleri Kozmetik ve Petrol Ürünleri Pazarlama İmalat İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından gönderilen ihtarname ile davalılardan ek ödeme istendiğini, dolandırılma korkusu yaşadıklarını beyan ettiklerini, davalılar ile davaların takibi için 12.03.2014 tarihli Avukatlık Hizmet Sözleşmesini imzaladıklarını, akabinde 13.04.2014 tarihinde İstanbul 8. Sulh Hukuk Mahkemesinde delil tespiti talepli davanın açıldığını, muhatap şirketlerle görüşmelere başlandığını, inşaat ruhsatının iptali talepli üç adet idari dava açıldığını, davalılardan ... adına açılan davada yürütmeyi durdurma kararının alındığını, bu karar üzerine şirketlerle müzakereye başlanıldığını, ancak ...'ın uzlaşmaz tutumu nedeni ile üç gayrimenkulün üçüncü kişilere satışının gündeme geldiğini ve bir emlak pazarlama şirketi aracılığı ile dairelerin satışı konusunda anlaşıldığını, dava dışı iki kişiye satışın yapıldığını, satışa müvekkilinin aracı olduğunu, bu satış nedeniyle, avukatlık ücret sözleşmesi gereğince bu bağımsız bölümün satış bedelinin %10'unun davalı ... ...'dan tahsili gerektiğini ileri sürerek, haksız azil nedeniyle satışa konu taşınmazın değeri bilirkişi marifetiyle tespit edilerek %10'nun davalı ... ...'dan tahsiline, davalılar adına İdare Mahkemesinde açılmış bulunan inşaat ruhsatının iptali ile ilgili hizmetlere ilişkin ... . tarifesi üzerinden vekalet ücretinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; davacının hak ettiği ücretlerin ödendiğini, müvekkili ... açısından davacının görev yaptığı davalar sırasında güvenini sarsıcı davranış ve taleplerde bulunduğunu, hukuki hatalar yaptığını, müvekkili tarafından haklı olarak azledildiğini, davacının müvekkili ... adına takip ettiği davalar için yapılmış ödemeler dışında, davacının 09.07.2015 tarihli e-maili ile 337.729,99 TL daha vekalet ücreti talebinde bulunduğunu, bu haksız talep nedeniyle avukatı azlettiğini, diğer davalı müvekkili ...'nın davalı ...'ün kardeşi olup satılan taşınmazın da hissedarı olduğunu, hissedar olunan yerle ilgili olarak diğer hissedar ile birlikte kendisinin de davacı avukata vekalet verdiğini, davacının aldığı vekalete dayalı olarak delil tespiti yaptırdığını ve idari dava açtığını, gerek delil tespiti ve gerekse ikame edilen davadan olumlu bir netice alınamayacağı anlaşılınca mecburen hissedar olduğu yeri satışa çıkardığını ve değerinin çok altında bir bedele komisyoncu marifetiyle 3. şahsa sattığını, bu satışta davacının hiçbir katkısının söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının İdare Mahkemesinde açılmış bulunan inşaat ruhsatının iptali talepli dava için TBB asgari ücret tarifesine göre ücret talep ettiği, 2014 yılı ... ücret tarifesine göre vekalet ücretinin 750,00 TL olduğu ve bu ücretin davalılardan talep edebileceği, taraflar arasındaki 12.03.2014 tarihli Avukat Hizmet Sözleşmesi uyarınca ödenmesi gereken ücretin sözleşmenin tarafı davalılar tarafindan ödendiği, dava dilekçesinde delil tespiti dosyasına ilişkin talepte bulunulmadığı, sözleşmenin V.l. maddesi uyarınca davacının taşınmazın değerine göre ücrete hak kazanabilmesi için, davacı avukatın sulh yolu ile müteahhitle anlaşması veya gayreti neticesinde dairenin müteahhite veya onun bulacağı birisine iade veya satışının yapılması gerektiği, dairenin satışın dava dışı ... Gayrimenkul Ltd. Şti. (...) tarafından gerçekleştirildiği, davalıların dava dışı üçüncü kişiye bu konuda tellallık ücreti ödediği, davalı ...'in (...) 50.616,00 TL ve davalı ...'ın 18.503,75 TL ödeme yaptığı, dinlenen tanık ...'ın beyanları dikkate alındığında ödemenin davalılar adına yapıldığı, 12.03.2014 tarihli Avukat Hizmet Sözleşmesi uyarınca davacının alacağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında tüm dosya kapsamında toplanan taraf delilleri kapsamına göre, davalıların davacıya yapmış olduğu ödemeler ve davacı avukatın takip etmiş olduğu ödeme miktarlarına göre davacının talep edebileceği vekalet ücreti bulunmadığı, davacı avukatın davalılara ait taşınmazın satışı ile ilgili hukuki hizmet vermediği, taşınmazın taşınmaz malikleri tarafından üçüncü kişilere satışı halinde avukata bedel ödeneceği yönündeki sözleşme maddesinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 27. maddesi uyarınca geçersiz olduğu gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun karar vermeye elverişli olmadığını, delillerinin tam olarak değerlendirilmediğini, bilirkişinin raporunda belirtmiş olduğu ödeme dekontlarının avukatlık hizmet sözleşmesinin kurulmasından önceki tarihe ilişkin olduğunu, yapılan bu ödemelerin dava konusu alacak ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, avukatlık sözleşmesi uyarınca gerekli tüm edimlerini yerine getirdiğini, delil tespiti yapılmış olduğunu, gerekli uzlaşma ortamının sağlandığını, EFT yetkililerinin satışın yapılmasına ikna edildiğini, davalılar adına müşterek olarak kayıtlı olan taşınmazın satışının gerçekleştirildiğini, bu sürecin müvekkili avukat tarafından yönetildiğini, sözleşme gereğince satış bedeli üzerinden %10 başarı primi talep ettiklerini, avukatlık hizmet sözleşmesinde de bu hususların açıkça yazılı olduğunu, dosyaya sundukları delilerle alacaklarını ispat ettiklerini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekalet ücret sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
1. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'un (1136 sayılı Kanun) "avukatlıkla birleşmeyen işler" başlıklı 11. Maddesinde; "aylık, ücret, gündelik veya kesenek gibi ödemeler karşılığında görülen hiçbir hizmet ve görev, sigorta prodüktörlüğü, tacirlik ve esnaflık veya meslekin onuru ile bağdaşması mümkün olmıyan her türlü iş avukatlıkla birleşemez.". şeklinde düzenleme mevcut olup, Kanun'un bu maddesi yasaklayıcı hüküm niteliğindedir. Buna göre avukat, aylık, ücret, gündelik veya kesenek gibi ödemeler karşılığında görülen hiçbir hizmet ve görevle uğraşamaz; sigorta prodüktörlüğü, tacirlik, esnaflık veya mesleğin onuru ile bağdaşmayan başka herhangi bir iş yapamaz. Kanunun diğer maddelerinde de, hükmün ihlali idari yaptırıma bağlanmıştır.
Simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşme olup (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 520.maddesi gereği), simsarın edimi, ücret karşılığında görülen (geniş anlamda) bir hizmet olduğundan bahse konu hüküm kapsamında avukatlıkla birleşmeyen işlerdendir. Keza, 1136 sayılı Kanun'un 12. maddesinde avukatlıkla birleşen işler arasında da sayılmamıştır.
TBK'nın 27/2. maddesinde düzenlenen sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olmasının, diğerlerinin geçerliliğini etkilemeyeceğine ilişkin hükmün de göz ardı edilmemesi gerekmektedir. Yine 1136 sayılı Kanun'un 163/2-son cümlesi; yokluk halleri hariç avukatlık sözleşmesinin bir hükmünün geçersizliği, bu sözleşmenin tümünü geçersiz kılmaz hükmüne amirdir.
Somut olayda; davacı avukat tarafından dava konusu taşınmazın satımına yönelik aracılık edildiği, uzlaşma ortamı sağlandığından bahisle taşınmazların değeri üzerinden kararlaştırılan ücretin talep edildiği, yukarıda yapılan açıklamalar gereği TBK'nın 27. maddesi uyarınca ücrete ilişkin bu hükmün geçersiz olduğu; ayrıca dava dilekçesi ile masraf ile delil tespiti dosyasından vekalet ücreti talep edilmediği anlaşılmakla davacının bu yönlere ilişkin temyiz itirazlarının reddini gerektirmiştir.
2.Davacının İdare Mahkemesinde takip ettiği iki adet dava dosyasına ilişkin vekalet ücreti talebi yönünden yapılan incelemede; davacı vekilinin dava dilekçesinde ... Birliği Asgari Ücret Tarifesine göre ücret talebinde bulunduğu, talebin akdi vekalet ücretine ilişkin olduğu, yasal vekalet ücretinin tahsili yönünde bir talebi bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davacı avukatın davalı ... tarafından 13.08.2012 tarihli, davalı ... tarafından ise 10.03.2014 tarihli vekaletname ile vekil tayin edildiği, sonrasında davacı ile davalılar ve dava dışı ... arasında 12.03.2014 tarihli avukatlık hizmet sözleşmesi düzenlendiği, davacı avukat tarafından her bir davalı adına İdare Mahkemesinde ruhsat iptali talepli iki adet dava açıldığı, davalılardan ...'ün 14.07.2015 tarihli ihtarname ile "görülen lüzum üzerine" davacı avukatı azlettiği hususlarında taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır.
Mahkemece, " İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/387 Esas, 2019/542 Karar sayılı kararı ile İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/368 Esas, 2018/367 Karar sayılı kararı ile davalının azlinin haklı nedene dayandığı tespit edildiği, yine davacı hakkında İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.10.2018 tarih 2017/261 Esas, 2018/413 Karar sayılı ilamı ile görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verildiği kararın kesinleştiği anlaşılmıştır." şeklinde gerekçede belirtilmiş ise de azlin haklı olup olmadığı yönünde açık bir değerlendirme yapılmamıştır. Hal böyle olunca işbu dava dosyası yönünden azlin bölünemezliği ve diğer dosyalara da sirayet edeceği dikkate alınarak azlin haklı olup olmadığı hususunda bir değerlendirme yapılması ve davalı ... yönünden davacının yürüttüğü dava dosyalarının hangi safhalarda olduğu dikkate alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasını gerektirmiştir.
3.Davalı ... yönünden ise ortada bir azilname bulunmadığından, taraflar arasında düzenlenen avukatlık hizmet sözleşmesi dikkate alınarak vekalet ücretinin tespitine karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasını gerektirmiştir.
4. Kabule göre de; Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davalılar tarafından yapıldığı iddia edilen ödemelerin hangi dosya için yapıldığı anlaşılamamış olup, bilirkişi raporunun bu hususta yeterince açık olmadığı ve denetlenemediği anlaşılmıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.