Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2714 K.2025/3524

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2714 📋 K. 2025/3524 📅 24.06.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/2714 E.  ,  2025/3524 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/175 E., 2016/2 K.
Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı aleyhine ... İcra Müdürlüğünün 2013/3718 sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, 20.000,00 TL tutarındaki takibe davalı tarafça itiraz edildiğini, fakat itiraz dilekçesinde takibe konu dekontlardaki paranın dava dışı ... için gönderildiği, bu paraların alınıp adı geçen kişiye verildiğini, sadece aracı olduğu taraf sıfatı bulunmadığı herhangi bir borcunun olmadığını belirterek itirazını ileri sürdüğünü, teslim hususunda ispat yükünün davalıda olduğunu, bu nedenlerle davalının itirazının iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; takibe konu dekontlarda paranın ... için gönderildiği ve müvekkili tarafından bu paraların alınarak ...'e verildği bu nedenle müvekkilinin sadece aracı olduğunu, paranın sadece ...' den talep edilebileceğini belirterek davanın reddini ve davacı tarafın %20'i oranında kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; havalenin kural olarak bir borcun ödendiğine karine teşkil ettiği, aksini alacaklı tarafın ispatlaması gerektiği, fakat davalının icra takibine yapmış olduğu itirazında ve dosya içerisindeki dekontlardan paranın ... isimli 3. şahsa teslim edileceği belirtildiğinden ispat yükünü davalı tarafın üzerine aldığı, takibe ve davaya konu dekontların incelenmesinde 19.04.2013 işlem tarihli ...'e teslim kaydını içeren 9.000,00 TL bedelli ve yine aynı şekilde teslim kaydını içeren 10.05.2013 işlem tarihli 5.000,00 TL, 18.04.2013 işlem tarihli 2.000,00 TL bedelli havale dekontları olduğu, itirazı kayıtlara rağmen toplam 16.000,00 TL'nin davalı tarafından kendi ikrarı da nazara alındığında dava dışı 3. şahıs olan ...'e teslim edilmediğinin anlaşıldığı, bu sebeple davacının 16.000,00 TL yönünden alacaklı olduğunun kabulü gerektiği, 08.04.2013 işlem tarihli 3.000,00 TL bedelli dekontun incelenmesinde bu dekontun "... için" kaydını içerdiğinin görüldüğü, taraf tanıklarının teslim hususunda dinlendiği, paranın davalı tarafından ...'e teslim edilip edilmediğinin tespit edilemediği, aynı zamanda ... isimli şahsın davalıya ait pansiyon tarzı işletmede belli bir süre konaklayıp, davalıya bu nedenle borçlu olduğu yönünde beyanlarda bulunulduğu, parayı havale eden davacının, toplam 16.000,00 TL tutarındaki 3 ayrı havale dekontuna açıkça ...'e teslim kaydını düşmesine rağmen 3.000,00 TL'lik dekonta ... için kaydını düştüğü, bu nedenle 3.000,00 TL'nin ...'in borcu için mi, yoksa ...'e diğer dekontlarda belirtildiği üzere teslim için mi gönderildiği net olarak anlaşılamadığı, diğer dekontlara teslim kaydı düşen davacının bu dekont içinde teslim kaydını düşebileceği mümkün iken, bunu belirtmeyip ... için kaydını düşmesinin, havale ilişkisi de gözetildiğinde paranın ...'in davalıya olan borcu için gönderildiğinin kabulünü gerektiği, aksini ispatın davacı tarafa düşmekle birlikte davacı taraf bu paranın teslim için gönderildiğini ispat edemediği, takibe konu diğer 05.04.2013 tarih 1.000,00 TL bedelli dekontta ise davalının iş yeri olan ... için kayıt düşüldüğünden bu bedelin de borcun ödenmesi maksadı ile gönderildiği, aksinin ispatının yine davacı tarafta olduğu,alacak miktarının belirli olması ve davalının itirazının haksızlığına kanaat getirilmiş olması sebebi ile şartları oluştuğundan toplam alacağın %20'si üzerinden davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedildiği gerekçesiyle; davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddi ile, davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazının 16.000,00 TL ve ferileri yönünden iptali ile, takibin devamına, fazlaya dair istemin reddine, davalının toplam alacak olan 16.000,00 TL'nin %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; müvekkilinin iş bu davada da icra takibinde de taraf sıfatı olmadığını, müvekkilinin bu paraları alıp dava dışı ...'e verdiğini, paranın ondan talep edilebileceğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ödünç sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir.
1. Öğretide ve uygulamada ikrar, kapsamına ve içeriğine göre türlere ayrılmaktadır.
2. Kapsam yönünden ikrar, çekişmeli olan maddi vakıanın tamamını veya belli bir kesimini kapsayabilir. İlkinde tam, ikincisinde ise kısmi ikrar söz konusudur.
3. İçeriği itibariyle ikrar ya basit (adi), ya vasıflı (mevsuf) ya da bileşik (mürekkep) nitelikte olabilir. Vasıflı ikrara, gerekçeli inkâr da denilmektedir.
4. Bir vakıanın aleyhine olduğu kimse herhangi bir ilave yahut nitelik değişikliği yapmaksızın, o vakıanın doğru olduğunu beyan etmişse basit ikrar söz konusu olur. Örneğin davacı davalıya ödünç verdiği 1.000,00 TL'nin iadesi için dava açar, davalı da ödünç olarak aldığını beyan ederse, bu beyan basit ikrar niteliğinde olup, ilişkin olduğu vakıayı çekişmeli olmaktan çıkarır, dolayısıyla bunların ayrıca kanıtlanmasına gerek kalmaz (Murat, Atalı / İbrahim, Ermenek / Ersin, Erdoğan: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2022, s.474).
5. Vasıflı ikrarda, (ki buna gerekçeli inkar da denilmektedir) karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin (vasfının) ileri sürülenden başka olduğu bildirilir. Örneğin davalının, davacıdan 1.000,00 TL aldığını ikrar etmesi, fakat bu parayı ödünç olarak değil, bağış olarak aldığını bildirmesi hâlinde olduğu gibi. Daha somut bir anlatımla ikrar eden, karşı tarafın talep sonucu açısından dayandığı sonucu/niteliği kabul etmemekte, o vakıadan böyle bir sonuç çıkarıltılmasının mümkün olmadığını belirtmektedir. Birinci bölümde vakıa ikrar edilerek çekişmeli olmaktan çıkmakta, ikinci bölümde ise niteleme ve doğduğu ileri sürülen sonuç ihtilaflı kalmakta ve dolayısıyla bu hususu kimin ispat etmesi gerektiği sorunu ortaya çıkmaktadır. Öğreti ve Yargıtaydaki hakim görüşe göre, vasıflı ikrar bölünemez, vasıflı ikrarda bulunan taraf, ikrar ettiği maddi vakıa ile ilgili hukuki nitelendirmeye ilişkin iddiayı ispat etmesi beklenemez. Dolayısıyla vasıflı ikrar bölünemeyeceğinden paranın ödünç olarak verildiği iddiasının davacı tarafından ispatı gerekmektedir (L. Şanal, Görgün / Levent, Börü / Mehmet, Kodakoğlu: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2023, s. 436).
6. Bileşik (mürekkep) ikrarda ise, bir tarafın ileri sürdüğü vakıa karşı tarafça bütünüyle kabul edilmekle; başka bir anlatımla, vakıanın doğru olduğu ve bildirilen vasıfta bulunduğu kabul edilmekle birlikte, ikrara öyle bir vakıa eklenir ki, eklenen bu vakıa, ya ikrar edilen vakıanın hukuksal sonuçlarının doğmasını engeller ya da onu hükümsüz kılar. Bileşik ikrar, ikrara konu olan vakıa ile, ona eklenen vakıa arasında bir bağlantı bulunup bulunmamasına göre, bağlantılı bileşik ikrar ve bağlantısız bileşik ikrar olarak ikiye ayrılır.
7. Bağlantılı bileşik ikrarda ikrar edenin ikrarına eklediği vakıa ile ikrar edilen vakıa arasında doğal bir bağlantı vardır; ikrara eklenen vakıa ikrar olanan vakıanın doğal bir sonucudur. "Davalının davacıdan 1.000TL'yi ödünç olarak aldığını, fakat bu parayı kendisine ödediğini bildirmesi örneğinde olduğu gibi". Bağlantısız bileşik ikrarda ise, ikrar edenin ikrarına eklediği vakıa ile ikrar edilen vakıa arasında hiçbir bağlantı yoktur, başka bir anlatımla ikinci vakıa, ikrar edilen vakıa olmadan da mevcuttur. Örneğin davalının "dava konusu 1.000,00 TL'yi davacıdan ödünç olarak aldım, fakat ben de davacıdan 1.000TL alacaklıyım, bu alacağım ile borcumu takas ediyorum" şeklindeki beyanı bağlantısız bileşik ikrardır (Kuru: s. 2056 vd).
8. Bağlantılı bileşik ikrar, vasıflı ikrara benzemektedir. Bileşik ikrar, ikrar edenin ikrarına, başka bir vakıa eklenmesi suretiyle yapılır. Oysa vasıflı ikrarda ikrara eklenen, ikrar edilen olayın vasfına yöneliktir. Vasıflı ikrarda vakıa tektir, onun vasfı tartışmalıdır, bileşik ikrarda ise ikrar edilen vakıayla bağlantılı ya da bağlantısız yeni bir vakıa eklemesi yapılmaktadır. Başka bir anlatımla vasıflı ikrara eklenen vakıa, asıl vakıa ile aynı andaki veya ondan önceki bir vakıa olduğu hâlde, bileşik ikrara eklenen vakıa asıl vakıadan sonraki tarihte doğmuş olan bir vakıadır (Kuru: s. 2061; Hakan, Pekcanıtez / Muhammet, Özekes / Mine, Akkan / Hülya, Taş Korkmaz: Medeni Usul Hukuku, Cilt II, İstanbul 2017, s. 1639).
9. Somut olayda, davacı, davalıya havale yoluyla gönderilen paranın borç olduğunu, geri ödenmediğini ileri sürerek, verilen paranın davalıdan tahsili amacıyla başlatılan takibe itirazın iptali için eldeki davayı açmış, davalı ise, gönderilen paranın borç olarak gönderilmediğini, paranın dava dışı ...'e teslim için gönderildiğini ve teslim ettiğini, borç ilişkisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.. Bu hali ile davalı, karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığını (havale ile para gönderildiğini) kabul etmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin (vasfının), ileri sürülenden başka olduğunu bildirmek suretiyle gerekçeli inkarda (vasıflı ikrar) bulunmuştur. Öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere vasıflı ikrar (gerekçeli inkar), bölünemeyen ikrarlardan olduğundan bu durumda ispat yükü davacıdadır. Davacı delil olarak banka havale dekontlarına dayanmıştır. Davaya konu dekontlarda yer alan açıklamada "...'e teslim" ,"... için" ve "... için'' ibareleri bulunmakta olup, davacının gönderilen paraları borç olarak gönderdiğini ispatlayamadığından davanın reddi yerine yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun’un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.