Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/1109 K.2025/3522

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1109 📋 K. 2025/3522 📅 24.06.2025

3. Hukuk Dairesi         2025/1109 E.  ,  2025/3522 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi(İlk Derece)
SAYISI : 2024/1 E., 2024/2 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...’ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; taraflar arasında 19.01.2018 tarihinde ruhsat ve hastane ekipman devir ve taşınmaz kiralama sözleşmesi düzenlendiğini, işbu sözleşmenin konusunun özel hastane açılış ruhsatı ile demirbaş ve taşınırların devri ile hastanenin faaliyet gösterdiği taşınmazın davalıya kiralanması olduğunu, ilgili sözleşme uyarınca müvekkili Vakıf tarafından tüm yükümlülüklerin eksiksiz yerine getirildiğini, taşınmazın sözleşmeye uygun bir şekilde teslim edildiğini ve davacı tarafından hastane olarak kullanıldığını, kiralananda 01.07.2021 tarihinde yangın meydana geldiğini, kiracı şirket tarafından söz konusu yangın olayı nedeniyle oluşan zarardan müvekkili Vakfın sorumlu olduğundan bahisle ISTAC nezdinde dava ikame edildiğini, müvekkili Vakfın yangının meydana gelmesinde bir kusuru olmadığı halde hakem heyetinin eksik inceleme yaparak, tüm raporlarda yer alan tespitler ve diğer somut vakıaları göz ardı ederek davanın kısmen kabulüne karar verdiğini, hakem heyetinin tahkim itirazını değerlendirirken uyuşmazlığın taşınmaz üzerinde ayni hak sınırlandırmasına tabi olmadığını belirttiğini, ancak kararın diğer kısımlarında bu ifadeleri ile çelişki oluşturacak şekilde yapı malikinin sorumluluğu değerlendirmesi yaptığını, sözleşmenin yalnızca bir kira sözleşmesi değil içerisinde ruhsat ve taşınır devrini de içeren atipik bir sözleşme olduğunu, taşınmazın aynını kapsayan zararın da talep edildiğini, uyuşmazlığın tahkim yargılamasına konu edilmesinin mümkün olmadığını, hakem heyetinin kiracı şirketin taleplerine konu dahi olmayan hususlara kararın gerekçesinde yer vererek yetkisini aştığını, bilirkişi raporlarında yer alan değerlendirimelerin hiçbir gerekçe olmaksızın göz ardı edildiğini, hakem heyetinin tarafların iddia ve argümanlarını değerlendirmede eşitlik ilkesine aykırı davrandığını, müvekkili Vakfın bilirkişi raporlarına itirazlarını, argümanlarını, ek bilirkişi raporu tesis edilmesini, kiracının kendisine ait yangında zarar gören taşınırları için sigortadan tazminat bedeli tahsil etme ve sovtaj işlemine tabi tutma ihtimalinin dikkate alınması yönündeki taleplerini dikkate almadığını, yargılamanın esasına etki eder nitelikte bu talep ve savunmalarının gerekçe gösterilmeksizin gözardı edilmesinin müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini gösterdiğini, bu yönüyle de kamu düzenine aykırı hareket ettiğini, hakem kurulunun kiracının uğradığı zararı artırmama yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğine kanaat getirerek bu kapsamda da talep ettiği tutar üzerinden indirim yaptığını ancak söz konusu bu indirimin neden yapıldığını, hangi usul ile formülüze edildiğini hiçbir şekilde belirtilmediğini, bu kararın gerekçesine hükümde yer verilmediğini, kararın şekli bakımından usul ve yasaya aykırı olup bu yönüyle de iptale muhtaç olduğunu ileri sürerek; somut uyuşmazlıkta verilen kararın, uyuşmazlığın tahkime elverişli olmaması, müvekkili Vakıfın hukuki dinlenilme hakkını kısıtlaması, dosyaya sunulan delillerin, bilirkişi kök raporundaki açık ve objektif gerçeğe rağmen hatalı yorumlanması sebebiyle yetki aşımının söz konusu olması, tarafların eşitliği ilkesi ve hukuki dinlenilme hakkında riayet edilmemesi, kamu düzenine aykırılık oluşturması sebebiyle iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; hakem kararında mevzuata aykırılık olmadığını, uyuşmazlığın tahkime elverişli olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede tahkim şartı bulunduğunu, hakem kararının tarafların hakem heyetine sundukları talepler uyarınca ihdas edildiğini, bu çerçevede hakem heyetinin herhangi bir biçimde yetkisinin dışına çıkmadığını, tahkim dava dilekçesi ile replik dilekçesinde, yangın sebebiyle meydana gelen zararın tazminine ilişkin kiralanan taşınmazdaki ayıp ve ayıptan doğan sorumluluğun yanı sıra sözleşmeye aykırılık gibi birçok farklı sebebe dayanıldığını, hakem heyetinin sunulan hukuki sebepleri değerlendirme takdir ve tayin yetkisine sahip olduğunu, bununla bağlantılı olarak uygulanacak hukuk kurallarının tepiti ve tahlili yetkisinin de hakem heyetine ait olduğunu, hakem karanının yerinde olup olmadığı, hukuku doğru uygulayıp uygulamadığı gibi hususların iptal istemli davada tartışma konusu yapılamayacağını, yargılama boyunca yetki aşımı veya benzeri bir itirazda bulunmayan, görev belgesini imzalayan davacının, bu iddialarını hakem kararının iptali yargılamasında ileri sürmesinin mümkün olmadığını, tarafların eşitliği ve hukuki dinlenilme hakkına riayet edilmediği iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının kamu düzenine aykırılık iddiası adı altında davanın esasını tartışmaya çalıştığını, uyuşmazlıkta kamu düzenini ihlal eden herhangi bir olgunun mecut olmadığını, her iki tarafla beraber hakemlerin imzaladığı görev belgesinde uyuşmazlığın ayrıntılı olarak belirtildiğini, tarafların detaylı bir şekilde görüş ve beyanları alınarak yargılama yürütüldüğünü ve bu kapsamda oldukça detaylı bilirkişi raporları aldırılarak nihai karar tesis edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tahkim sözleşmesinin, tarafların, sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamı veya bir kısmının çözümünün hakem veya hakem kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşma olup tahkim sözleşmesinin taraflar arasındaki sözleşmenin bir şartı veya ayrı bir sözleşme şeklinde de yapılabildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin (14.5.) maddesinde tahkim şartı yer almakta olup işbu hükme göre, sözleşmeden kaynaklanan veya bu sözleşmeyle ilişkili olan tüm uyuşmazlıkların, İstanbul Tahkim Merkezi Tahkim Kuralları uyarınca nihai olarak tahkim yoluyla çözümleneceği, bu haliyle geçerli bir tahkim anlaşması bulunduğu, uyuşmazlığın işyeri kirasından kaynaklandığı, devir ve kira sözleşmesinin ticari amaçla imzalandığı, sözleşmenin uygulaması, şartları ve diğer tüm detayları üzerinde taraflarının serbestçe tasarruf edebilecekleri, bununla ilgili herhangi bir ihtilafı anlaşarak sona erdirme imkanlarının bulunduğu, kira sözleşmelerinden kaynaklanan hakların şahsi hak olduğu, tapu kütüğüne şerh edilse dahi ayni hak niteliği kazanmadıklarından davacının uyuşmazlığın tahkime elverişli olmadığı yöndeki iddiasının yerinde olmadığı, tahkim dava dilekçesinde açıkça, yangın sebebiyle meydana gelen zararın tazminine dair kiralanan taşınmazdaki ayıp ve ayıptan doğan sorumluluğun yanı sıra, somut olaya tatbik edilebilen sözleşmeye aykırılık gibi birçok farklı hukuki sebebe dayanılmış olduğu, tahkim yargılamasında hakem heyetinin sunulan hukuki sebepleri değerlendirme takdir ve tayin yetkisine sahip bulunduğu, uygulanacak hukuk kurallarının tespiti ve tahlili yetkisinin de hakem heyetine ait olduğu, hakem heyetinin verdiği kararın esasının, yerinde olup olmadığı, hukuku doğru uygulayıp uygulamadığı gibi hususların hakem heyeti kararının iptali istemli davada tartışma konusu yapılması mümkün olmadığından davacının hakem heyetinin yetkisi aştığı yönündeki iptal sebebinin yerinde görülmediği, tahkim yargılamasında, hakemin bilirkişi incelemesi yapıp yapmamak, talepler hakkında karar verip vermeme konusunda takdir hakkı bulunduğu gibi, yargılamada bilirkişi incelemesi yapılmamasının hukuki dinlenilme ve savunma hakkının ihlali anlamına gelmediği, uygulanacak hukuk kurallarının tespiti ve yorumunun hakeme ait olduğu, hakem heyetinin süreci yürütürken bilirkişiden rapor aldığı, bilirkişiden yeniden ek rapor alınıp alınmaması veya yeni bir rapor alınıp alınmaması yetkisi hakem heyetine ait olduğundan tarafların eşitliği ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği yönündeki iptal sebebinin de yerinde olmadığı, 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nda (6100 sayılı Kanun)ve diğer kanunlarda, kamu düzeni kavramının bir tanımının yapılmadığı, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 E. 2012/1 K. sayılı içtihadı birleştirme kararında kamu düzeninin; tarafların uymak zorunda oldukları, kamu hukukundan ve özel hukuktan doğan, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri kurallar olarak tanımlandığı, kamu düzeninin çerçevesinin; Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı genel siyasete, Anayasada yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak prensip ve özel hukuka ait iyiniyet prensibine dayanan kurallara, medeni toplulukların müştereken benimsedikleri ahlak ilkeleri ve adalet anlayışının ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, siyasi ve ekonomik rejimine, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık şeklinde çizildiğini, hakemlerin verdiği kararın re'sen iptal etmesini gerektiren sebeplerin kamu düzeni kapsamına girdiğini, kamu düzenine aykırılığın maddi hukuk bakımından olabileceği gibi usûl hukuku bakımından da olabileceği, davacı vekilinin kamu düzenine aykırılık olarak ileri sürdüğü nedenlerin ise kamu düzeni ve menfaatini ilgilendirir ve re'sen incelemeyi gerektirir hususlar olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; uyuşmazlığın, tahkime elverişli olmadığını, hakem heyetinin, tarafların eşitliği ilkesini hiçe sayarak dosya kapsamında alınmış bilirkişi raporlarında müvekkil şirketin kusurunun bulunmadığı belirtilmiş olmasına rağmen bu tespitlere itibar etmediğini, haksız ve mesnetsiz bir şekilde müvekkili şirkete kusur atfettiğini, hakem heyetinin davalı tarafın taleplerine konu dahi olmayan hususlara kararının gerekçesinde yer vererek yetkisini aştığını, müvekkili Vakfın bilirkişi raporlarına itirazlarını, argümanlarını ve ek bilirkişi raporu tesis edilmesi talebini hiçe saydığını ve bu yönüyle de müvekkilin hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiğini, gerek mevzuat hükümlerini gerekse de Yargıtay kararlarını hiçe sayarak mevzuat hükümlerini subjektif bir şekilde yorum yoluyla genişlettiğini, bu yönüyle de kamu düzenine aykırı hareket ettiğini, hukuk kuralları objektif bir şekilde herkese eşit derecede uygulanmak zorunda olup yorum yoluyla genişletilmesinin hukukun güvenilirliğini zedelediğini, ayrıca hakem heyeti kararının kendi içinde çelişkili olup bu durumun da kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğini, kamu düzenine aykırı olarak yürütülen bu yargılamada verilen kararın iptal edilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hakem kararının iptaline ilişkindir.
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa ilgili kanun maddelerinin doğru şekilde uygulandığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmede tahkim şartının bulunduğu, uyuşmazlığın sözleşme kapsamında ve tahkime elverişli olduğu, taraflara tahkim yargılaması süresince eşit olarak iddia, savunma ve itirazlarını ileri sürme imkanı tanındığı, kamu düzenine aykırılığın söz konusu olmadığı, uygulanacak hukuk kurallarının tespiti ve yorumunun hakem heyetine ait olduğu, iptal davasında maddi hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığı hususunun değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.