Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/3462 K.2025/3457

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3462 📋 K. 2025/3457 📅 23.06.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/3462 E.  ,  2025/3457 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1130 E., 2024/1102 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 34. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/35 E., 2021/152 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; taraflar arasında sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi imzalandığını, SGK'nın taraflar arasındaki sözleşme ve mevzuata aykırı olarak Aralık 2013 dönemine ilişkin 1.561.003,99 TL kesinti işlemi uyguladığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 1.561.003,99 TL'nin kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; dava konusu kesinti işleminin mevzuat ve sözleşmeye uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; konusunda uzman hekimlerden oluşan bilirkişi heyetinden alınan rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile davalı Kurum tarafından Aralık 2013 dönemi için yapılan toplam 1.067.139,60 TL kesintinin haksız olduğunun tespiti ile 1.067.139,60 TL'nin kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 5510 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 90. madde uyarınca davacı hastanenin davadan feragat etmekte muhtar olduğu, fakat bu yönde bir feragat iradesinin bulunmadığı, kesinti işleminin hasta bazlı olarak tek tek değerlendirilip gerekçelendirildiği ve raporun hükme elverişli olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; davalı Kurum tarafından yapılan kesinti işleminin mevzuat ve sözleşmeye uygun olmadığını, bilirkişi raporunun yeterli olmadığını, 08.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda, 04.03.2021 tarihli dilekçeyle sunulan itirazların dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 90/2 maddenin Anayasaya aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili; 5510 sayılı Kanuna eklenen Geçici 90. madde uyarınca davacı hastanenin global bütçe kapsamına alındığı tarih olan 01.03.2015 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak açmış olduğu ve kesinleşmemiş davalardan feragat etmesi gerektiğini, İlk Derece Mahkemesinin gerekçe ihtiva etmediğini kararın hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda yapılan maddi hesaplama hataları nedeniyle fazla hesap edilen kurum iade tutarlarının görmezden gelindiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, SGK tarafından SUT ve mevzuata aykırı yapılan kesintinin iadesi istemine ilişkindir.
1. Dava dosyasının incelenmesinde; taraflar arasında davacının, davalı Kurum sigortalılarına sağlık hizmeti sunmasına ilişkin sözleşme bulunduğu, davalı Kurum tarafından dava dışı hastalara uygulanan tetkik ve tedavi işlemleri ile tedavi sırasında kullanılan malzemelerin taraflar arasındaki sözleşme ile SUT hükümlerine aykırı olduğundan bahisle davacının 2013 yılı Aralık ayı faturasından 1.561.003,99 TL kesinti uygulandığı, hükme esas alınan 08.11.2021 tarihli kesinti işlemine konu branşlarda uzman olan bilirkişi heyetinden alınan rapora göre davacının 2013 yılı Aralık ayı faturasından yapılan 1.067.139,60 TL kesintinin yerinde olmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Kanunu'na 22.12.2022 tarihli ve 7429 sayılı Kanun ile eklenen geçici 90. maddesinde; ''Genel sağlık sigortası kapsamında yer alan kişilere, finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerine ilişkin olarak Kurum ile götürü bedel üzerinden hizmet alım sözleşmesi imzalayan kamu üniversitesi sağlık hizmeti sunucularının sözleşmeyi imzaladıkları mali yıldan önce düzenleyerek 97 nci maddenin yedinci fıkrasına göre Kuruma teslim ettikleri fatura ve eki belgelerin, belirlenen sürelerde inceleme sürecinin tamamlanamaması nedeniyle, ödenen avans tutarları bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden bir ay içerisinde başkaca bir işleme gerek kalmaksızın Kurumca giderleştirilir.Götürü bedel üzerinden hizmet alım sözleşmesi imzalamış kamu üniversitesi sağlık hizmeti sunucularınca sözleşme öncesinde incelenen fatura dönemine ait oluşan kesinti tutarlarına karşı açtıkları davalardan kesinleşmemiş olanlarının tamamından bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen süre içerisinde feragat ederler.Sağlık hizmeti sunucusu tarafından itiraza konu edilmemiş olsa da bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce incelenen fatura dönemine ait oluşan tutarlardan sağlık hizmet sunucusunun mahsup edilmeyen alacakları Kurum tarafından terkin edilir.'' denilmektedir. Yine 5510 sayılı Kanun'a 27.12.2023 tarihli ve 7491 sayılı Kanun ile eklenen geçici 99. maddesinde de; "2023 yılında götürü bedel üzerinden hizmet alım sözleşmesi yapılmış kamu üniversite sağlık hizmeti sunucularının Kuruma 31/12/2023 tarihine kadar bu sözleşme kapsamında verdikleri tedavi hizmetlerine ilişkin toplam tahakkuk tutarının götürü bedel sözleşme tutarından düşük olması durumunda, aradaki fark terkin edilir. Terkin edilen tutar, Bakanlık bütçesine bu amaçla tahsis edilecek ödenekten karşılanır." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.
O halde Mahkemece, yargılama sırasında yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un geçici 90. ve 99. maddesine göre değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
2. Bozma nedenine göre davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3. Bozma nedenine göre davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.