Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/3859 K.2025/3494
3. Hukuk Dairesi 2024/3859 E. , 2025/3494 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1647 E., 2024/1154 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/261 E., 2022/300 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; taraflar arasında Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesi imzalandığını, davacı şirket tarafından işletilen özel ... Hastanesinin davalı Kurum sigortalılarına sağlık hizmeti sunduğunu, davalı Kurum tarafından davacının hakedişlerinden yapılan 693.241,97 TL manuel fatura kesintisi işleminin haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, davalı Kurum tarafından, Hastane'nin yoğun bakım ünitesinde tedavi gören hastaların hizmet bedelleriyle ilgili olarak hak edişlerinden yapılan toplam 693.241,97 TL yoğun bakım manuel fatura mahsup işleminin iptaline davacı şirketin bu kesinti tutarı kadar borçlu olmadığının tespiti ile yapılan kesintilerin fatura düzenleme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı tarafından toplamda 676.900,98 TL'lik manuel faturanın Kuruma ibraz edildiğini, Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/14 D.İş sayılı dosyasında verilen tedbir kararına istinaden davacı tarafından Kuruma ibraz edilen 676.900,98 TL'lik tutarın ilgili hastaneye ödendiğini, Kurumla imzalanan sözleşme uyarınca Sağlık hizmet sunucuların, faaliyet izin belgesinde yer alan branşlarda vermeyi kabul ve taahhüt ettiği hizmetlerle sınırlı olmak üzere Kurum tarafından çıkarılan mevzuat hükümleri ile kuruluş ve faaliyetleriyle ilgili olarak Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılan mevzuat hükümlerine uymakla yükümlü olduğunu, yoğun bakım servisinde yatakların seviyelendirilmesinin yatakların fiziki koşulları, yoğun bakım eğitimli personel sayısı, ileri teknolojiye sahip cihazlar, teknik alt yapı, 24 saat hasta takip ve tedavisinin yapılması v.s hususlara göre yapıldığını, Sağlık Bakanlığı tarafindan seviyesi tescillenmiş yoğun bakım yataklarına verilen ücret seviyeleri dikkate alınarak fiyatlandırma komisyonu tarafından Kurumca belirlendiğini, Kurum ile sözlesmeli merkezlerin Sağlık Bakanlığı tarafından tescil edilen yoğun bakım yatakları, hizmet verdiği yoğun bakım seviyesi ve yatak numaraları ile birlikte, Kurumun inceleme sistemi olan Medula sistemine aktarıldığını, buna göre Özel ... Hastanesinin sadece 7 adet 3.basamak yoğun bakım yatağı ve 2 adet 2. basamak tescilli bulunduğu, Medula inceleme sisteminin, aynı gün aynı numaralı yoğun bakım yatağına birden fazla hasta girişine izin vermediği, özel sağlık tesisleri bünyesindeki yoğun bakım servislerine ait yatak sayılarının, Bakanlıkça düzenlenen faaliyet izin belgesinde yazılı yoğun bakım yatak sayısını aşamayacağından hasta kabulü yapılamayacağı, Resmi Gazete'de yayımlanmak sureti ile yürürlüğe giren Sağlık Uygulama Tebliğinin (SUT) genel düzenleyici işlem niteliğinde olduğu, Danıştay tarafından iptal edilmediği ve yürürlükte olduğu sürece Kurumca uygulanması gerektiğini, SUT'un (2.4.4.H) maddesinde "Yoğun Bakım Tedavisi" başlığı altında birinci fıkrada yer alan "Tescil edilmemiş yoğun bakım yataklarında verilen tedaviler ise faturalandırılamaz" hükmünün halen yürürlükte olduğunu, yukarıda yer verilen tescilli yoğun bakım yataklarında verilen tedavilerin Kuruma Medula sistemi üzerinden fatura edildiğini, Kurumca yapılan incelemeler neticesinde ödemesi uygun görülen tutarların ödendiğini, ancak Kurumca manuel olarak düzenlenen faturaların hangi yataklarda verilen hizmetl olduğunun bilinemediğini, verilen hizmetin davacı tarafından açıklanması gerektiğini, tescilsiz yataklarda verilmiş hizmetlerin ise SUT'un (2.4.4.H) maddesi gereği ödenmesine imkan bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu edilen ve davacının hakedişlerinden yapılan kesintilere ilişkin işlemin iptaline, kesinti bedeli 693.241,97 TL' nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, yine 181.111,78 TL işlemiş faiz kesintisinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tacir olup dava konusu alacağın ticari işletmesi ile ilgili olduğunun anlaşılması karşısında, Mahkemece; yazılı şekilde asıl alacağa avans faizi uygulanması gerekirken yasal faize hükmedilmesinin doğru görülmediği, davalı Kurumun haksız işlemi olan; davacıya fatura bedelinin tamamını ödemediği tarihte, yani kesinti tarihi itibariyle ödenmeyen kısım için temerrüde düştüğü açık olduğuna göre, talep gibi kesinti tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olmasının da doğru görülmediği, harçtan muaf olan davalıdan harcın alınıp Hazineye gelir kaydına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kabulü ile davaya konu edilen ve davacının hakedişlerinden yapılan kesintilere ilişkin işlemin iptali ile, kesinti bedeli 693.241,97 TL'nin kesinti tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, yine 181.111,78 TL işlemiş faiz kesintisinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalı Kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacının peşin ve tamamlama yolu ile yatırdığı 14.986,18 TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; manuel faturaların istisnai manuel fatura edebilme şartlarını taşımadıklarını, davacının davalı Kurumdan kaynaklı sebeplerden dolayı manuel fatura düzenlendiğini ifade ettiğini ancak bunu ispatlayan hiç bir belgeyi sunmadığını, manuel olarak düzenlenen faturaların hangi yataklarda verilen hizmetlere ait olduğunun davacı SHS tarafından açıklanması gerektiğini, tescilsiz yataklarda verilen hizmetlerin SUT’nin (2.4.4.H) maddesi gereği ödenmesine imkân bulunmadığını, faize ilişkin kararın hatalı olduğunu, bilirkişi raporunun hatalı ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, müddeabihin ıslah suretiyle artırılmasına itiraz ettiklerini, ıslah talebinin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, ıslah talebi kabul edilse dahi ıslah edilen miktar için faiz başlangıç tarihinin ıslah tarihi olması gerektiğini, davalı tacir olmadığından ticari faize hükmedilemeyeceğini, uygun olduğu belirlenen kesinti miktarı bakımından davalı Kurum lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi ve davacıdan nispi değer üzerinden harç alınması gerektiğini, Kurum aleyhine vekalet ücretine, yargılama harç ve giderlerine ve faize ilişkin de hüküm kurulduğunu, nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesi uyarınca davalı Kurum tarafından davacı sağlık hizmeti sunucusunun hak edişlerinden yapılan kesintinin iptali ile yapılan kesintinin iadesi istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı kanun) 266. maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hâkimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hâkimlik mesleğinin gereği olarak hâkimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir. Kanun'un 281. maddesinde de tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkemenin bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar inceleme yaptırabileceği açıklanmıştır. Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup hüküm kurmaya dayanak yapılabilir. Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim raporu serbestçe takdir eder. Hâkim raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi, gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasında çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez.
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Mahkemece davacı hakkında uygulanan kesinti işleminin yerinde olup olmadığının denetlenmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de, raporu düzenleyen bilirkişi heyetinin emekli SGK müfettişi, kardiyolog ve uzman hekimden oluşturulduğu anlaşılmıştır. Raporu düzenleyen bilirkişi heyetinde, kesinti yapılan işlemlerin ait olduğu her branştan doktorun bulunmaması nedeniyle, söz konusu rapor hüküm vermeye yeterli değildir.
Bu durumda, İlk Derece Mahkemesince; davalı Kurum vekilinin itirazlarını da karşılar nitelikte, genel cerrahi, yenidoğan ve erişkin yoğun bakımı konularında uzman hekim bilirkişiler ile bir SGK uzmanı ve bir hesap uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden; taraflar arasındaki sözleşme maddeleri, SUT hükümleri ve ilgili diğer mevzuata göre hazırlanacak, her hasta bazında gerekçeleriyle birlikte değerlendirme yapılarak kesinti işlemlerinin yerinde olup olmadığına dair tereddüde yer vermeyecek şekilde, ayrıntılı, açıklayıcı, hüküm kurmaya elverişli ve Yargıtay denetimine uygun bir rapor aldırılması ve varılacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
2. Bozma sebebine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2.Bozma sebebine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.