Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/3109 K.2025/3057
3. Hukuk Dairesi 2024/3109 E. , 2025/3057 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/597 E., 2024/1258 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 46. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/574 E., 2022/483 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı dahili davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacının dava dışı ... A.Ş.ye ortak olduğunu, bu şirketin borçlu olması nedeniyle taşınmazının icra yoluyla satıldığını, mükerrer tahsilat gerçekleştiğini, tebligatların hatalı yapıldığını, İcra Müdürlüğü görevlilerinin kusurlarından doğan, dava dışı ... A.Ş.nin, bu iki dosyadan toplam (1.458.051,67 TL + 575.201,06 TL) 2.033.252,73 TL zarara uğratıldığını beyan ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 2.033.252,73 TL maddi zararının tespiti ve vuku bulduğu tarihlerden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ... Bakanlığından tahsili ile davacının ortağı olduğu ... Gıda Sanayi ve Zirai Maddeler A.Ş.ye ödenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; zamanaşımı süresinin geçtiğini, davaya konu işlem dosyasında yapılan tüm işlemlerde tamamen yasal prosedür uygulandığını, davacı tarafın uğradığını iddia ettiği zarar ile icra memurunun eylemi arasında uygun illiyet bağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın alacaklı tarafa 3.649.500,00 TL bedel ile alacağa mahsuben ihale olunduğu, ihale alıcısı tarafından ihale bedelinin tümünün satış yapılan dosyaya yatırıldığı, bu dosyadan alacağa mahsuben olarak ihaleye girilen dosyaların alacak tutarlarının diğer borçlu dosyalara yatırıldığı, yatırılan tutarların ödendiği, uygulamada taşınmazlar üzerinde alacağa mahsuben alınan dosya dışında başka hacizler olması halinde bu şekilde işlem yapıldığı, davacı tarafın iddia ettiği gibi borcun satışa konu bedelden mahsubu ve daha sonra icra dosyasına yatan bedelin ayrıca ödenmesinin söz konusu olmadığı, davacı tarafça dava sebebi yapılan mükerrer ödemelere ilişkin iddiaların dosya kapsamına uygun olmadığı, ayrıca İskenderun İcra Dairesinin 2016/38232 E. sayılı dosyasına konu takibe ilişkin davaya konu edilen konular (takip dayanağı alacağın gerçek olmaması, tebligatın usulsüz olması, yapılan işlemlerin mevzuata uygun olmaması ve benzeri iddiaların) davalı Kurumun sorumluluğunu doğuracak mahiyette olmadığı, diğer yandan yapılan temlik işlemlerinin muvazaalı olduğu hususunda icra dairesi çalışanları tarafından yapılan yasaya aykırı bir işlem olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde dahili davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava dışı borçlu şirkete ait taşınmazın satış bedelinin ihale alıcısı tarafından icra dosyasına yatırıldığı, borçlu şirket tarafından açılan ihalenin feshi davasından feragat edilmesi ile ihalenin kesinleştiği, esas İcra Müdürlüğünce (2016/21367 E.) satışı yapılan taşınmaz üzerindeki haciz/rehin alacaklılarının tespiti için ilgili kurumlardan bilgilerin toplandığı, satış bedeli haciz alacaklılarının tamamını karşıladığı için sıra cetveline gerek olmaksızın taşınmaz üzerinde rehini ve haczi bulunan alacaklılara ve icra dosyalarına satış bedelinden ödemeler yapıldığı, borcun satışa konu bedelden mahsubu ve daha sonra icra dosyasına yatan bedelin ayrıca ödenmesinin söz konusu olmadığı, mükerrer ödemelere ilişkin iddiaların ispatlanamadığı, İskenderun İcra Müdürlüğünün 2016/38232 E. sayılı dosyası yönünden dava sebebi yapılan hususlara gelince, anılan icra dosyasından ilamsız takip yapıldığı, genel haciz yoluyla yapılan ilamsız icra takibinde alacaklının alacağını bir belgeye bağlamak zorunda olmadığı gibi icra dairesinin de ancak şekli inceleme yapabileceği, borçlu şirketin bilinen adresine çıkarılan ödeme emri tebligatının bila tebliğ iade edilmesi ile TK’nın 35. maddesi uyarınca tebligat yapılarak takibin kesinleştirildiği, bu yönlerden icra görevlilerine atfı kabil kusur bulunmadığı, temlik işlemlerinin muvazaalı olduğu hususunda icra görevlilerince yapılan yasaya aykırı bir işlem olmadığı, davacının uğranıldığını ileri sürdüğü zarar yönünden 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 5. maddesi koşullarının oluşmadığı, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle, dahili davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Dahili davacılar vekili; ihale bedelinin süresi içinde ihale dosyasına eksik/noksan ödendiğini, ihaleye fesat karıştırıldığını, itiraza uğrayan bilirkişi raporuna değer verilerek hüküm kurulmasının yerinde olmadığını, Mahkeme hükmünün aksine, İcra Müdürlüğünün geçersiz ihaleyi meşrulaştırmak adına, hem usulsüz ve hem de mükerrer ödemeler yaptığını, 2016/38232 E. sayılı dosyada yapılan işlemlerin geçersiz olduğunu, İcra Müdürlüğünün kusurlu olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, İİK'nın 5. maddesi uyarınca icra memurunun kusurlu eylemi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
1. Dosyadaki bilgi ve belgelere, kararın dayandığı delillere göre davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmektedir.
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-d maddesi gereği; ''Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması'' dava şartlarından olup Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır.
Dava dosyasının incelenmesinde; davacı ... (vefat eden) tarafından ortağı olduğu şirketin zarara uğramasından bahisle şirkete ödenmek üzere tazminat davası açılmıştır. İlk Derece Mahkemesince Ticaret Sicil Müdürlüğünden şirkete ait celbedilen belgelerin incelenmesinde; davacının şirketin ortağı olduğu, ancak şirketi temsile yetkili olmayıp, imza yetkisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca İlk Derece Mahkemesince; husumet ehliyeti yokluğundan davanın "aktif husumet ehliyeti" yokluğu gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerekirken, husumet ehliyeti geçerli kabul edilerek davanın esası hakkında reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370/4 maddesi uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve sonucu itibarıyla doğru bulunan İlk Derece Mahkemesi kararının değiştirilerek ve gerekçesinin düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Dahili davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin DEĞİŞTİRİLEREK ve DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine
27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.