Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/1835 K.2025/3077
3. Hukuk Dairesi 2025/1835 E. , 2025/3077 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/354 E., 2023/1753 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/100 E., 2022/593 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı tarafından Kartal Devlet Hastanesinde gerçekleştirilen doğumu esnasında hizmet kusuru işlendiği iddiasıyla maddi ve manevi tazminat talepli olarak Bakanlıkları aleyhine açılan davada Danıştayın bozma kararlarına uyularak netice itibariyle dava kabul ile sonuçlandığından yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin yeniden hesaplanmasına karar verildiğini, ilk kararlara istinaden ödemiş oldukları tutarların fazlaya ilişkin kısımlarının istirdadı gerektiğini, 16.05.2019 tarihinde Anadolu 22. İcra Müdürlüğünün 2019/17284 Esas sayılı dosyası ile borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını ancak davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek; itirazın iptaline ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; icra takibine konu İstanbul 1. İdare Mahkemesinin 2018/491 E., 2018/2449 K. sayılı kararının henüz kesinleşmediğini, yerleşik Yargıtay kararlarına göre, bir ilam hükmü icra edildikten sonra bozulup da aleyhine icra yapılmış olan kimsenin o kadar borcu olmadığının kesinleşen hükümle sabit oluncaya kadar talep edilemeyeceğini, davanın Kartal 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 20.10.2005 tarihinde açıldığını ve bugüne kadar geldiğini, mevcut birçok karar olduğunu, ödemenin davacı tarafından bir talepte bulunmadan yapıldığını, istirdat davalarında kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda, takip şekli ilamsız olup 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 40. maddesinin uygulanmasının söz konusu olmadığı, İİK'nın 361. maddesine göre ise Kurum tarafından başlatılan takip olmadığından icra dairesince fazla tahsil edilen bir para söz konusu olmadığı gibi davacı Kurum tarafından yanlışlıkla ödenmiş bir tediye bulunmadığı, davacı Kurumun değişen mahkeme ilamları gereğince haricen fazla para ödediğini beyan ederek takip tarihi itibariyle alacağın olduğunu iddia ettiği, ancak takibe konu ilamsız alacak, kesinleşmemiş mahkeme ilamına dayandığı davalı tarafın takip tarihi itibariyle davacı Kurum nezdinde herhangi bir borcunun bulunmadığı, takibe konu itirazın iptali taleplerinin ancak takip tarihi itibariyle bir borç söz konusu ise değerlendirilebileceği ve takip tarihi itibariyle kesinleşmiş bir alacağın söz konusu olmadığı gerekçesiyle; davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatının reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafça davalıya harici olarak yapılan ödemenin dayanağı ilk İdare Mahkemesi kararının temyiz incelemesi sonrası bozulması ile tazminat miktarları azaltılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulduğu ve önceki mahkeme kararının bu nedenle artık ortadan kalktığı gözetilerek, bu mahkeme kararına istinaden karar kesinleşmeden yapılan harici ödemelerin hukuki dayanağının kalmadığı anlaşıldığından, davacının davalıya yaptığı ödemelerin iade edilmesi gerektiği, ayrıca takipte asıl alacağın davalıya faiz ve vekalet ücretiyle ödendiği belirtilerek iadesinin istenildiği, sebepsiz zenginleşmede geri verme borcu, zenginleşmenin geçersiz bir nedene dayanması durumunda hemen; geleceğe yönelik bir neden bulunuyorsa onun oluşmadığı an; var olan bir neden bulunuyorsa da onun ortadan kalktığı zaman doğmuş olacağı, edim yerine getirildiği sırada geçerli bir hukuksal nedenin bulunmasına karşın sonradan bu neden ortadan kalkmış olursa, bu durumda sebepsiz zenginleşmenin nedenin ortadan kalktığı an meydana geleceği, bu nedenle Mahkemece alınan bilirkişi raporlarındaki belirlenen ödeme tutarları bazında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin usul ve hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline, takibin takip talebindeki koşullarla devamına, takipteki asıl alacak üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatı olarak hesaplanan 301.021,92 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; İdare Mahkemesi kararının dava tarihi itibariyle kesinleşmediğini, bu nedenle henüz sebepsiz zenginleşmenin oluşmadığını, alacak konusunda kesinleşmiş bir karar bulunmadığını, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin haksız olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacının birden fazla kez bozma geçiren, bu nedenle fazla ödeme yapıldığı iddiasıyla davalı aleyhine icra takibine konu ettiği tazminat ve yargılama giderlerinin hüküm altına alındığı İstanbul 1. İdare Mahkemesinin 25.12.2018 tarihli ve 2018/491 Esas, 2018/2449 Karar sayılı kararının, Danıştay 10. Dairesinin 15.06.2020 tarihli ve 2019/7694 Esas, 2020/1960 Karar sayılı kararı ile düzeltilerek onanmasına karar verildiği, taraf vekillerince Danıştay ilgili dairesi kararına karşı karar düzeltme talebinde bulunulduğu ve Danıştay 10. Dairesinin 01.10.2024 tarihli, 2021/4546 Esas, 2024/3557 Karar sayılı kararı ile hükmün bu kez farklı şekilde düzeltilerek onanmasına karar verildiği ve böylelikle 01.10.2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Dava konusu ilamsız takibin 16.05.2019 tarihinde başlatıldığı, davanın ise 30.03.2020 tarihinde açıldığı, davaya dayanak İdare Mahkemesi kararının 01.10.2024 tarihinde kesinleştiği, takip ve dava tarihi itibariyle henüz davalının davacı aleyhine sebepsiz zenginleştiğinden söz edilemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasını gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371.maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.