Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/3021 K.2025/2963

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3021 📋 K. 2025/2963 📅 22.05.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/3021 E.  ,  2025/2963 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/976 E., 2024/1341 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2022/176 E., 2023/20 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; taraflar arasında 30.07.2018 tarihli Kat Karşılığı İnşaattan Daire Satış Vaadi Sözleşmesi imzalandığını, yüklenicisi olduğu Ankara İli, Yenimahalle İlçesi, ... Mah., 62675 ada, 1 parsel, A Blok, 46 nolu dubleks dairedeki hakkını davalıya temlik ettiğini, tapusunun da devredildiğini, sözleşmenin 2. maddesinde taşınmaz bedelinin müvekkiline taksitler halinde ödeneceğinin yazıldığını, dava dışı ...'un bu işlemler sırasında davalının vekili olarak hareket ettiğini, davalının ödeme yapmadığını belirterek, ödenmeyen sözleşme bedeli nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalini ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; tarafların satış bedeli olarak 550.000,00 TL (110.000,00 USD)'ye anlaştıklarını, müvekkilinin ödemelerin bir kısmının elden nakit, bir kısmını ise banka havaleleri yoluyla satış günü gerçekleştirdiğini, bu nedenle taşınmazın tapusunun devredildiğini, 30.07.2018 tarihli sözleşmeden müvekkilinin haberinin olmadığını, müvekkilinin vekili dava dışı ...'e sadece "adına gayrimenkul satın alma" yetkisi verdiğini, iki tarafın birlikte hareket ettiğini, davacının, tapu memuru huzurunda bütün alacağını aldığını, herhangi bir alacağının kalmadığını beyan ettiğini, vekaletname kapsamı dikkate alındığında, davacı ile müvekkilinin vekili ... arasında yapılmış olan hiçbir sözleşmenin müvekkilini bağlamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; her ne kadar tapu senedinde taşınmazın bedeli 250.000,00 TL olarak gösterilmişse de davalı taraf cevabında taşınmazın bedelinin 550.000,00 TL olduğunu kabul ve ikrar ettiğinden tapu senedinde gösterilen bedelden değil 550.000,00 TL bedelden sorumlu olacağı, tapu senedinde gösterilen tutar olan 250.000,00 TL dışında kalan bedelin davacıya ödendiği davalı tarafından usulüne uygun delillerle ispatlanamadığından, ihtarnamenin tebliği tarihi ile takip tarihi arasındaki dönem faizi Mahkemece hesaplandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının Ankara 7. İcra Müdürlüğünün 2019/310 Esas sayılı dosyasındaki itirazının 300.000,00 TL asıl alacak, 17.975,34 TL faiz olmak üzere toplam 317.975,34TL yönünden iptaline, takibin bu tutarlar üzerinden devamına, asıl alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; süresi içinde, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; sözleşme ilişkisini kabul eden davalının, sözleşmeye konu bedelin 550.000,00 TL olduğu ve bedelin ödendiğine ilişkin iddialarını usulüne uygun ispat vasıtaları ile ispat etmesi gerektiği, taşınmazın satışına ilişkin resmi senette; satış bedelinin 250.000,00 TL olduğu ve satış senedinde adı geçen davacı temsilcisinin bedelin tamamının tahsil edildiğine ilişkin beyanda bulunduğu, davalının satış bedelinin resmi senette yazılı olandan daha fazla olmak üzere 550.000,00 TL olduğunu kabul ettiği, davalı tarafın karşı çıkmadığı davalıya vekaleten yapılan 30.07.2018 tarihli harici sözleşmede ise satış bedelinin 900.000,00 TL olduğu gözetildiğinde, ispat yükü üzerinde bulunan davalının satış bedelinin 550.000,00 TL olduğu ve bedelin tamamının ödendiğine ilişkin savunmasını usulüne uygun ispat vasıtaları ile ispat ettiğinden söz edilemeyeceği, bu durumda satış bedelinin davalıya vekaleten yapılan harici satış sözleşmesinde yazılı 900.000,00 TL olduğunun ve satış bedelinin 250.000,00 TL'lik kısmının ödendiğinin kabulünün zorunlu olduğu, davalının bakiye 650.000,00 TL satış bedeline ilişkin ödeme iddiasının ise usulüne uygun ispat vasıtaları ile ispat edildiğinden ise söz edilemeyeceği, taraflar arasında mevcut harici satış sözleşmesi ile belirlenen 50.000,00 TL cezai şarta ilişkin düzenlemenin 6502 sayılı Kanun'un 5. maddesi ve Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmelik'in 5. maddesi gereğince haksız şart niteliği taşıdığı ve hükümsüz olduğu, davacının davalıyı dava tarihinden önce temerrüde düşüren ihtarı bulunmadığında davacının, davalıdan takip tarihinden önceki döneme ilişkin olarak faiz talep edemeyeceği, takip konusu alacak değerlendirildiğinde, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği, davalının bu hususa yönelik istinaf itirazının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davalının istinaf talebinin esastan reddine, davacının istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının Ankara 7. İcra Müdürlüğünün 2019/310 Esas sayılı dosyasına konu 650.000,00 TL asıl alacağa yönelik itirazının iptaline, İİK'nın 67/2 maddesi gereğince dava ve takip konusu 650.000,00 TL asıl alacağın %20'sine tekabül eden 130.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş; süresi içinde, taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; taşınmazın gerçek bedelinin ve bu bedelin tamamının ödendiğinin davalı tarafından yazılı belgelerle ispat edilmesi gerektiğini, hem davalı hem de vekilinin müvekkiline ödeme yapmadığını açıkça ikrar ettiğini, takipten önce davalıya gönderilen ihtarnamenin 17.09.2018 tarihinde tebliğ edildiği dikkatten kaçırılarak takip öncesi işlemiş faiz alacakları için davanın kısmen reddine karar verilmiş olmasının doğru olmadığını, davalının icra dosyasına verdiği 16.01.2019 tarihli itiraz dilekçesinde, 14.09.2018 tarihli ihtarnameyi tebliğ aldığını kabul ve beyan ettiğini ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili; davacı tarafın istinaf dilekçesi süresinde olmadığından katılma yoluyla kararın istinaf edildiğini ancak istinaf harçlarının yatırılmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bu usuli eksikliğin hiç incelenmediğini, icra takibinde iki borçlu olduğunu, davacı tarafından danışıklı olarak her iki borçlu aleyhine dava açılmadığını, takibin aksine yalnızca müvekkilinin aleyhine dava açıldığını, sözde satış vaadi sözleşmesinin 30.07.2018 ve eki taahhütnamenin 31.07.2018 tarihlerini taşıdığını ve satış bedelinin 900.000,00 TL olarak gösterildiğini, 14.12.2018 tarihli dava dışı vekil ...'in imzasını taşıyan belgede satış bedelinin 550.000,00 TL olduğunun belirtildiğini ve buna davacının itiraz etmediğini, davacının dayandığı üç belgenin birbirini yalanladığını, Temmuz 2018 tarihini taşıyan belgeler üzerinde oynama yapıldığını, müvekkilinin satış bedeli olan 550.000,00 TL'yi davacıya verilmek üzere vekili ...'e verdiğini, alacak bedelinin 14.12.2018 tarihli tutanaktan anlaşıldığı üzere ödendiğini, dava dışı vekil ...'in davaya dahil edilmesi gerektiğini, icra inkar tazminatının reddinin gerektiğini ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
B.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, alacağın temliki yoluyla satılan taşınmaz bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, 30.07.2018 tarihli harici daire satış sözleşmesinde satış bedelinin 900.000,00 TL olarak kararlaştırıldığı, resmi senette satış bedelinin 250.000,00 TL olarak belirlendiği, davalının sözleşmeye konu bedelin 550.000,00 TL olduğunu ve bedelin ödendiğine ilişkin iddialarını ispat edemediği, sözleşmedeki cezai şarta ilişkin düzenleme haksız şart olduğundan kesin hükümsüz olduğu, davalı borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yerinde olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin sair, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. .... Noterliğinden çekilen 14.09.2018 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname incelendiğinde; keşidecisinin davacı ... İnş. Tic. ve San. Ltd. Şti., muhatabının davalı ... olduğu görülmüştür. İşbu ihtarname ile dava konusu alacağa ilişkin yargılama öncesinde davalıdan sözleşme bedelinin ödenmesi istenmiş, bu ihtarname 17.09.2018 tarihinde davalı yanca tebellüğ edilmiş, ihtar ile verilen süre sonu olan 24.09.2018 tarihi itibariyle de davalı borçlunun temerrüdü gerçekleşmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 117. maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu ancak alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Muaccel hale gelmiş bir borçtan dolayı alacaklının herhangi bir ihtarı yok ise anılan Kanun maddesi uyarınca faize ancak dava veya takip tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekir. Dosya kapsamından davacının ödenmeyen bağımsız bölümün bedelinin tahsili için davalıya ihtarname gönderdiği ve bu ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği sabittir. Dava konusu olayda davacı, davalıya gönderdiği 14.09.2018 tarihli ihtar dilekçesi ile davalıyı 24.09.2018 tarihinde temerrüde düşürmüştür.
O halde, Mahkemece temerrüt tarihi itibariyle işlemiş faiz miktarı belirlenip, davacının icra takibindeki talebiyle de bağlı kalınarak buna göre hüküm kurulması gerekirken, davacının davalıyı dava tarihinde önce temerrüde düşüren ihtarı bulunmadığından bahisle icra takibinden önce işlemiş faizin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin sair, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine (davalı harçtan muaf olduğundan),
22.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.