Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/3369 K.2025/2269

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3369 📋 K. 2025/2269 📅 21.04.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/3369 E.  ,  2025/2269 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1349 E., 2024/1283 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Söke 1. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi
SAYISI : 2019/498 E., 2022/59 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı-birleşen davada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı vekili; müvekkilinin davalılardan ... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... ada ... parselde bulunan ... nolu bağımsız bölümü satın aldığını, taşınmazın tapuda müvekkiline devredildiğini, satış bedeli olarak tarafların 800.000,00 TL'ye anlaştıklarını, taşınmaz bedelinin bir kısmı ödendikten sonra bakiye kalan miktar için 4.590,00 Euro kuru üzerinden hesaplama yapıldığını ve 62.400,00 Euro'luk tek senet yapılarak davalılara verildiğini, ayrıca gayrimenkul üzerine de teminat olarak davalılar lehine 175.000,00 TL'lik ipotek tesis edildiğini, 62.400,00 Euro'luk borcun taksitler halinde aylık 800,00 Euro olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin şimdiye kadar aylık taksitlerini ödemeye devam ettiğini, ancak 13.09.2018 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanan 85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Türk Parası Kıymetini Koruma Kanunu Hakkında 32 sayılı Karara yeni bir hüküm eklendiğini, söz konusu karar gereğince Türk Lirasına geçme zorunluluğu bulunduğunu, 1 Ocak 2018 tarihinden önceki sözleşmelerde 1 Ocak 2018 tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kurunun, 1 Ocak 2018 tarihinden sonraki sözleşmelerde ise sözleşmenin yapıldığı tarihteki Merkez Bankası efektif satış kurunun esas alınacağının düzenlendiğini, 01.02.2018 tarihinde yapılan ikinci sözleşme tarihinde Merkez Bankası efektif satış kuru 1,00 Euro'nun 4.67 TL, aylık 800,00 Euro'luk taksitlerin 3.740,00 TL taksitlere tekabül ettiğini, davalılara bu konuda ihtarname gönderildiğini, müvekkilinin halen ödemelerini bu tutar üzerinden yaptığını ileri sürerek; sözleşmedeki aylık 800,00 Euro olan taksitlerinin aylık 3.740,00 TL olarak uyarlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen davada davacı vekili; müvekkili şirket ile davalılar arasında dava konusu meskenin satışı ve bakiye 62.400,00 Euro bedelin 78 ay aylık 800,00 Euro taksitle ödenmesi hususunda 01.02.2018 tarihli sözleşme imzalandığını, bu tarihte de taşınmazın davalılara 1/2 hisseli olarak tapuda devredildiğini, davalıların 7 adet taksit ödemesini aylık 800,00 Euro olarak yaptıktan sonra 85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı uyarınca sözleşme tarihindeki MB efektif Euro satış kuru karşılığı 4,67 TL üzerinden aylık taksitleri 3.740,00 TL olarak ödediklerini, sözleşmenin anılan Cumhurbaşkanlığı kararı kapsamında olmadığını, sözleşmenin yapıldığı sırada öngörülemeyen ve müvekkilinden kaynaklanmayan sebeplerle döviz kurlarında olağanüstü bir değişimin ortaya çıktığını, sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasının isteme zorunluluğunun doğduğunu ileri sürerek; bakiye sürede yapılacak ödemelere esas ortalama Euro kurunun belirlenmesini veya bankaların konut kredilerine uygulanan faiz oranlarının dikkate alınması suretiyle taraflar arasındaki sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Asıl davada davalılar vekili; 14.12.2017 tarihli sözleşmenin ... tarafından da imzalandığını, ...'nin da davaya dahilinin sağlanması gerektiğini, müvekkili ...'in sözleşmede taraf sıfatının bulunmadığını, davacının sözleşme yapılırken öngörüp kabullediği döviz kurundaki artışın Cumhurbaşkanlığı kararı ve bu karara göre TL cinsinden ödemenin sabitlenmesi nedeniyle davacı borçlu aleyhine bir sonuç doğmadığını, davacının Cumhurbaşkanlığı kararını gerekçe göstererek TL üzerinden ödeme yapmasının müvekkili şirket yönünden dürüstlük kuralına aykırı düşecek şekilde kaybına sebebiyet verdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Birleşen davada davalılar vekili; Mahkemenin yetkili olmadığını, taraflar arasında Söke 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/498 E. sayılı dosyasında sözleşmenin uyarlanması talepli dava açıldığını, davanın derdest olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında 14.12.2017 tarihinde gayrımenkul satış sözleşmesi yapıldığı, buna göre tarafların bir kısmı nakit kalan 62.400 Euronun aylık 800 Euro olarak 78 ay taksitle ödeneceği hususunda anlaştıkları, 14.07.2021 havale tarihli bilirkişi raporuna göre, 7 adet taksidin 800'er Euro, 11 adet taksitin ise aylık 3.740,00 TL üzerinden ödendiği, 02.01.2018 tarihli efektif döviz satış kuru 1 Euro karşılığının 4.55,25 TL olduğunun belirtildiği, davacının hali hazırda taksitlerini 1 Euro karşılığı 4,67 TL üzerinden ödemekte olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 138. maddesi uyarınca sözleşmesinin uyarlanmasının borçlu tarafından talep edebileceği, bu nedenle birleşen davanın reddine karar vermek gerektiği, davacının talebinin haklı olduğu, asıl davada davalı ...'in sözleşmenin tarafı olmadığı gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulüne, davacı ile davalı ... arasında düzenlenen 14.12.2017 ve 01.02.2018 tarihli sözleşmelerdeki taksit bedeli olan 800,00 Euro'nun 3.740,00 TL olarak uyarlanmasına, davanın davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı-birleşen davada davacı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının serbest iradesiyle borçlanma türünü belirlediği, ülkemizde zaman zaman ekonomik krizlerin vuku bulduğu ve bu bağlamda dövizle borçlanmanın risk taşıdığının da toplumun büyük bir çoğunluğu tarafından bilinen bir olgu olduğu, davacının bu riski önceden öngörebilecek durumda olmasına rağmen sözleşmenin bakiye bedelini Euro ile ödeme yolunu tercih ettiği, buna göre işlem temelinin çökmesinden bahsetmenin olanaklı olmadığı, sözleşmede bakiye satış bedelinin uzun süreli 78 ay taksitle ödeneceği ve yaklaşık altı buçuk yıllık süredeki enflasyon kaybı dikkate alınarak taksit ödemelerinin Euro cinsinden yapılacağının kararlaştırıldığı, bununla birlikte davacının ilk 7 aylık taksidi 800,00 Euro olarak ödediği de nazara alındığında, sözleşmenin davacı tarafından benimsendiğinin kabulünün gerektiği, bu nedenle dava konusu olayda 13 Eylül 2018 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan 85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının uygulanamayacağı ve uyarlama koşullarının bulunmadığı, davalı tarafça sözleşmeye konu taşınmazın tapuda alıcı-davacı tarafa devredildiği, dava konusu taşınmazın tapusunun devredilmesi nedeniyle taşınmazın da aradan geçen süre zarfında değer kazandığı, taşınmazı değer kazanan davacının sözleşme bedelinin TL olarak sabitlenmesini istemesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı ve hakkın kötüye kullanılması nitelinde olup hukuken korunamayacağı gerekçesiyle; birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın davalı ... yönünden esastan, davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı-birleşen davada davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı-birleşen davada davalı ... vekili; davanın Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair 85 sayılı ve 12.09.2018 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca kabulünün gerektiğini, döviz fiyatlarındaki aşırı artış nedeniyle olağanüstü bir durumun ortaya çıktığını, Cumhurbaşkanlığı kararının hangi gerekçeyle dosya kapsamında uygulanmayacağının gerekçelendirilmediğini, Türk parasının kıymetinin korunması amacıyla yürürlüğe konulan mevzuatta 2018 yılında yapılan değişiklik ile döviz cinsinden ve dövize endeksli olarak sözleşme yapma özgürlüğüne sınırlama getirilerek ekonomik kamu düzeninin korunmasının amaçlandığını, bu durumun Mahkemelerce resen dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada aşırı ifa güçlüğü hukuksal sebebine dayalı uyarlama istemine ilişkindir.
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, davacı-birleşen davada davalı ...'nın serbest iradesiyle borçlanma türünü ikinci sözleşme ile belirlemesine, buna göre işlem temelinin çökmesinden bahsetmenin olanaklı olmamasına, bununla birlikte bir kısım taksitlerin Euro cinsinden ödenmiş olduğu nazara alındığında sözleşmenin davacı tarafından benimsenmesine, dava konusu olayda uyarlama koşullarının bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı-birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Tüketici harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.