Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/3579 K.2025/2296
3. Hukuk Dairesi 2024/3579 E. , 2025/2296 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1716 E., 2024/1886 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2022/81 E., 2023/228 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin 11.01.2021 tarihinde, davalı özel sağlık kurumuna bağlı hastaneye omuz ağrısı şikayeti ile müracaat ettiğini, diğer davalı doktor tarafından muayene edildiğini, MR çekildiğini, ağrı kesici reçete edildiği ve fizik tedavi önerildiğini, kemik tümörü ihtimalinin değerlendirilmediğini, 27.03.2021 tarihinde Üniversite Hastanesinde yapılan tetkikler sonucunda durumunun acil olduğunu öğrendiğini ve dava dışı özel hastanede tahliller yapılarak davacıya kemik kanseri teşhisi konulduğunu, davacının kanser hastalığının daha önce tespit edilmemesinde davalıların kusurlu olduklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,000 TL maddi tazminat ile 120.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; zamanaşımı ve hak düşürücü süre, görev, husumet itirazında bulunmuş, davalı hastanede yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğunu, davalının kusurlu olmadığını, davacının daha önce gittiği hastanelerde de teşhis koyulmadığını, davalı özel sağlık kurumuna bağlı hastaneye müracaat ettiği tarihte kanser hastalığının belirtilerinin henüz ortaya çıkmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Adli Tıp Kurumu 7.İhtisas Kurulu raporu hükme esas alınarak, davacının tedavisinde davalı doktorun ve hastanenin uygulamalarında tıbbi kusur atfedilecek herhangi bir durum olmadığı, yapılan işlemlerin hatalı ve kusurlu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı, süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Adli Tıp Kurum 7. İhtisas Kurulundan alınan, hüküm kurmaya, taraf ve kanun yolu denetimine uygun rapor karşısında, davalı özel sağlık kurumunda, diğer davalı doktor tarafından davacıya uygulanan tıbbi tedavinin tıp kurallarına uygun olduğu, teşhis ve tedavide davalı tarafın kusur ve ihmalinin olmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; Adli Tıp Kurumunun raporunun tek başına hüküm kurmaya yeterli olmadığını, davacının kanser hastalığının zamanında teşhis edilmemesinde davalı tarafın kusurlu olduğunu, üniversite hastanesinden rapor alınması taleplerinin reddinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı özel sağlık kuruluşu ve doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davranışları nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1. Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yolun seçilmesi gerekir. (Tandoğan, Borçlar Hukuk Özel Borç İlişkileri, Cilt, Ank. 1982, Sh.236 vd) Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, vekalet görevini gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Aynı hususlar doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşu için de geçerlidir.
2. Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Dairesince hazırlanan 26.12.2022 tarihli raporda, dosyada bulunan radyolojik tetkiklerin değerlendirilmesinde 11.01.2021 tarihli sol omuz MR bulgularıyla semptomatik medikal tedavi önerilmesinin uygun olduğu, multipl miyelom düşündürecek radyolojik bir bulgu tespit edilmediği belirtilmiş ise de söz konusu raporda yer alan incelemeler davacının itirazlarını karşılar nitelikte olmayıp hüküm kurmaya elverişli değildir.
3. O halde Mahkemece tam teşekküllü bir Üniversite Hastanesinde görevli ilgili alanda uzman yeni bilirkişi heyetinden, somut olaya uygun şekilde tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda davalıların sorumluluğunu gerektirecek ihmal ve hata bulunup bulunmadığını gösteren, davacının tüm itirazlarını karşılar nitelikte, taraf, Mahkeme ve Yargıtay kontrol ve denetimine açık rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, İlk Derece Mahkemesinin kararının bu sebeple bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.