Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/1723 K.2025/2206

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1723 📋 K. 2025/2206 📅 16.04.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/1723 E.  ,  2025/2206 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1095 E., 2024/500 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/805 E., 2023/110 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalı müflis şirket arasında iki ortaklı olarak kurulan adi ortaklığın, davalı şirketin iflas etmesi ve ortaklığın kuruluş amacı olan inşaat işinin tamamlanıp ortaklığın amacının gerçekleşmesi nedenleriyle kendiliğinden sona erdiğinin tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek; adi ortaklığın kuruluş amacı olan inşaat işinin tamamlanıp ortaklığın amacının gerçekleşmesi ve iki ortaktan biri olan davalı şirketin iflas etmesi nedenleriyle adi ortaklığın kendiliğinden sona erdiğinin tespitine, Mahkeme aksi kanaatte olması halinde adi ortaklığın feshine, müvekkili ile davalı müflis şirket tasfiye görevlisi tayini konusunda anlaşamadıklarından Mahkemece ortaklığın faaliyet konusunda da uzman olan tasfiye görevlileri atanmasına, müvekkili ile davalı müflis şirket arasında imzalanan hisse devir ve ibra protokolleri uyarınca davalı müflis şirketin ortaklığa ilişkin hiçbir hak, alacak, kar payı, tasfiye payı ve sair isteminin bulunmadığı da dikkate alınarak adi ortaklığın yasal düzenlemelere uygun olarak tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili; usulüne uygun dava dilekçesi tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.
2. İhbar olunan Belediye vekili; ..., ... ve 'inin ihalesinin ... - ... Girişimi tarafından kazanıldığını, 01.10.2004 tarihinde müvekkili İdare ile sözleşme imzalandığını, söz konusu işte sözleşmenin uygulanması aşamasında çıkan uyuşmazlık konusu için ... - ... tarafından tahkim yoluna gidildiğini, 13.08.2016 tarihli Hakem Heyeti kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, bu kararın temyizde 27.06.2019 tarihli ilamla onandığını, bu karar üzerine müvekkili İdarenin Avrupa Yakası Raylı Sistem Müdürlüğü tarafından müvekkili İdare Mali Hizmetler Daire Başkanlığına gönderildiğini, müvekkili İdare Giderler Müdürlüğünce verilen bilgi ile 13.08.2016 tarihli Hakem heyeti kararının kesinleşmesi üzerine ... - ...'na 14.04.2021 tarihinde 200.000,00 TL ödeme yapıldığını, davacı şirket tarafından yapılan başvuru ile davalı şirketin iflas sürecinin neticesine kadar ortaklık hesabına ödeme yapılmamasının istenmesi üzerine ödemeler için sürecin sonucunun beklendiğini belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ..., ... ve ... ihalesinin ...-... Girişimi tarafından kazanılması
sonrasında dava dışı ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile ...-... arasında 01.10.2004 tarihli sözleşmenin imzalandığı, davacı şirket ile davalı müflis şirket arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi ...'nin inşaat işinin tamamlanması için taraflar arasında kurulmuş olan ortak girişimdeki hisselerin devri konusunda 29.02.2008 tarihinde Hisse Devir Sözleşmesinin imzalandığı, bu hisse devri sözleşmesiyle birlikte davalı şirketin adi ortaklıktaki hisselerinin %49,9’unu davacı şirkete devrettiği, devir sonrası adi ortaklıktaki hisse oranlarının davacı şirket %99,9 ve davalı şirket %0,1 (binde bir) olacak şekilde değiştiği, son tasfiye raporunda tespit edildiği üzere; adi ortaklığın varlıklarının toplam 4.846.699,12 TL ve 19.300 USD’den oluştuğu, adi
ortaklığın 1.675,00 TL devreden KDV dışında başkaca bir varlık ve aktifinin bulunmadığı, adi ortaklığın 55.76 TL tutarındaki vergi borcu dışında kalan borcunun tamamının (5.107.212,80 TL) davacı ortağa ait olduğu, adi ortaklığın davacı dışında herhangi bir kişi ya da kuruma borcu bulunmadığı, adi ortaklıkta davacı şirketin %99,9 ve davalı şirketin de %0,1 (binde bir) ortaklığının bulunduğu ve ayrıca yapılan ilana ve davalı hakkında iflas dosyası bulunmasına ve iflas müdürlüğüne
yapılan bildirime rağmen herhangi bir alacak talebinde bulunulmadığı, bu bakımdan dış tasfiyeye ilişkin bir uygulamanın da bu aşama yapılmasına yer olmadığı, iç tasfiyeye ilişkin olarak da, önceki raporlarda ifade edildiği üzere taraflar arasındaki protokolün tasfiye protokolü olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu minvalde
ortakların pay oranının davacı şirket %99,9 ve davalı şirket %0,1 (binde bir) olması gerekeceğinden mevcut nakdi varlığın payları oranında ödenmesi gerektiği ve
tasfiyenin bu şekilde sonuçlandırılabileceği gerekçesiyle; davanın kabulü ile ... - ...'nın fesih ve tasfiyesine, Mahkeme veznesine depo edilen 1.168,89 TL, 19.300 USD ve 4.845.530,23 TL'nin taraflardan davacının %99,9, davalı şirketin ise %0,1 payı oranında paylaştırılarak taraflara verilmesine, tasfiye heyetinin 5 nolu raporunun kararın eki sayılmasına ve infazda dikkate alınmasına, tasfiye heyetinin görevinin sona ermesine karar verilmiş; karara karşı davalı Tasfiye Halinde ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda dava konusu alacağın iflas masasına kayıtlı alacak niteliğinde olmadığı, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesinin masa tarafından kabul edilebilir bir alacak olmadığı, yargılamayı gerektirdiği, yargılama sonunda belirlenen alacağın masaya kaydı yapılacağı anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı Tasfiye Halinde ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; müflis şirketin iflas etmesi nedeniyle Mahkemece yargılamanın durdurulmasına karar verilmesi gerekirken yargılamanın sürdürülmesi ve akabinde karar tesisinin hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince de bu itirazlarının dikkate alınmadığını, Kanuna göre bu davanın görülmesi mümkün olmadığı gibi, yargılamanın ikinci alacaklılar toplantısından sonraki süreye kadar durdurulması gerektiğini, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) iflas sürecinde, iflas halindeki şirket hakkında açılan davaların durması gerektiğini düzenlediğini, kamu düzenine göre de bu davanın yürütülemeyeceğini, yine müflis şirkete yönelik İflas Müdürlüğünce tespit işlemlerinin devam ettiği de bildirilmiş olup bu haliyle ticari kayıtlar, sözleşmeler ve benzeri diğer şirket kayıtları iflas masasınca incelendiğinden davacının davasının esasına dair değerlendirmeleri ve neticesinde davanın kabulünün bu yönüyle de hatalı olduğunu, kaldı ki bu halin mücbir sebep sayılması nedeniyle masa yönünden hak kaybına sebebiyet vermemek adına İİK gereği dosyadaki tüm tebligatlar geçersiz sayılarak 2. alacaklılar toplantısından 10 gün sonra davaya devam olunarak ilgili tebligatların yapılması ve sonrasında değerlendirilmesi gerektiğini, aksi durumun müflis şirket bakımından adil yargılanma hakkına engel olacak nitelikte olduğunu, Derece Mahkemelerince davanın esası hakkında da hatalı karar verildiğini, davacının adi ortaklığın tasfiyesi başta olmak üzere bir kısım taleplerde bulunduğu, ancak davacının bu talebinin külli bir tasfiye olan iflas tasfiyelerinde güdülen amaca aykırı sonuç doğurduğunu, üstelik davacının bu davadaki talepleriyle iflasla muaccel hale gelen tüm alacaklar arasındaki korunan iflastaki eşitlik prensibinin ihlali suretiyle masa mamelekinde azalmaya yol açacağını, iflas masası yönünden davacının bildirdiği hususlar ve talepleri belli olmadığından ve de iflas masası tarafından incelenmesi gerekeceğinden öncelikle iflas müdürlüğüne müracaat edilmesi gerektiğini, aksi durum ve değerlendirmenin iflastaki eşitlik prensibini bozan ve diğer masa alacaklılarının haklarına kavuşmasında gecikmeye sebebiyet verecek mahiyette bir durum oluşturacağından davanın müflis şirket yönünden reddi gerektiğini, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince aksi yönde değerlendirmede bulunulmuş ise de, davacının İflas Müdürlüğüne alacak kaydı veya talebinde bulunup bulunmadığının önem arz ettiğini, davacının bu yönde taleplerde bulunmadan ve de iflas müdürlüğüne müracaat etmeden dava ikamesinin hukuken mümkün olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki adi ortaklığın davalının iflas etmesi ve ortaklığın kuruluş amacı olan inşaat işinin tamamlanıp ortaklığın amacının gerçekleşmesi nedenleriyle feshi ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, iflâsın açılması ile duracak olan davaların, iflâstan önce açılmış olup da hâlen derdest bulunan ve iflâs masasına giren mal, alacak ve haklara ilişkin hukuk davaları olmasına, bunların ise müflisin açmış olduğu davalar ile müflise karşı açılmış olan davalar olmasına, somut uyuşmazlıkta ise dava konusu edilen alacağın iflas masasına kayıtlı alacak niteliğinde olmamasına, dava tarihinin 04.10.2021 tarihi olup davalı şirketin iflasının ise bu tarih öncesindeki 30.03.2021 tarihi olmasına, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan tasfiye raporu ile taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin Kanunda belirtilen sıra ve yönteme uygun şekilde tasfiye edilmesine göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.