Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2961 K.2025/2191
3. Hukuk Dairesi 2024/2961 E. , 2025/2191 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2023/767 E., 2023/1239 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacı ile davalılar arasında 08.11.2015 tarihinde adi ortaklık olduğunu, ortaklıkta davacının gayri resmi ortak olarak kabul edildiğini, ayrıca adi ortaklığın "..." isimli firma olarak davalılar adına kayıtlı olmasının, kâr ve zararının 1/3 oranında paylaştırılacağının kararlaştırıldığını, davalılar ile dava dışı kişiler arasında kat karşılığı inşaat ve satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye istinaden inşaat yapıldığını, bir kısım daireler satıldığı halde kârdan payına düşenin davacıya ödenmediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere, söz konusu kârın tespiti ile şimdilik 20.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, 23.11.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 157.134,92 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının sözleşmeye sadece imza attığını, sözleşmenin gereklerini yerine getirmediğini, adi ortaklık sözleşmesinde ortaklık sermayesinin tamamen yabancı sermaye olacağı ve ortakların sermaye koymayacaklarının kararlaştırıldığını, tüm sermayenin davalılardan ... tarafından piyasaya borçlanılarak temin edildiğini, ortaklık sözleşmesinin (8.) maddesinde inşaat yapımında kullanılan 200.000,00 TL bitene kadar kat karşılığı alınan dairelerden satılan olmaz ise inşaatın durdurulacağının, ... firmasının sermayeyi bulan davalı ...'e devredileceğinin, devirde hiçbir maddiyatın aranmayacağının, davalı ...'in kâr ve zarar kendisine ait olmak üzere taşınmazları satıp inşaatı tamamlayacağının hüküm altına alındığını, sözleşmeye konulan bu madde uyarınca bir daire satılmadığından sözleşmenin re'sen son bulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 09.06.2021 tarihli kararıyla; ortaklığa ait ... Mahallesindeki taşınmazların satışlarından her bir ortağın kâr payının 109.297,26 TL, adi ortaklığın 01/2010 dönemine ait vergi dairesinden iade alınan bedelden her bir ortağın payına 22.377,95 TL kaldığının belirtildiği, davacının toplamda 131.675.21 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 20.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren, 116.675,21 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 18.03.2022 tarihli kararıyla; Mahkemenin vardığı sonuçta istinaf sebepleri yönünden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairece verilen 18.01.2023 tarihli ilamla; Mahkemenin gerekçesinde davacının toplam 131.675.21 TL alacaklı olduğu sonucuna varılarak davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde gerekçeli kararın hüküm kısmında toplam 136.675,21 TL'nin kabulüne karar verildiği belirtilmek suretiyle, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratıldığından bahisle, taraf vekillerinin temyiz itirazları incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; uyuşmazlığın ortaklığın feshi ve tasfiyesi istemine ilişkin olduğu, imzalanan 08.11.2005 tarihli ortaklık sözleşmesi uyarınca ortaklık süresi içerisinde elde edilen karların sözleşmenin (3.) maddesi uyarınca 1/3 oranında dağıtılması gerektiği, adi ortaklığa ait defter ve kayıtlar ve dosyaya sunulan belge ve kayıtlardan taraflar arasındaki sözleşmenin düzenlenmesinden sonra ... Mahallesi ... ada .. parselde ve ... Mahallesi ... ada ... parselde kayıtlı taşınmazlarda iki ayrı inşaat yapıldığı, ancak davacı tarafından ... Mahallesinde kayıtlı taşınmazın ortaklık malı olduğunun usulüne uygun olarak ispat edilemediği, adi ortaklığa davacı tarafından verilen 53.623,29 TL'nin davacıya ait şirketin hesabına davalılar tarafından yatrılarak ödendiği, davacının davalılardan ortaklığa ait ... Mahallesindeki taşınmazların satışlarından her bir hissedara düşen kar payının 109.297,26 TL olduğu ve adi ortaklığın 01/2010 dönemine ait ... Vergi Dairesinde taahhuk eden ve nakit olarak iade alınan tutardan davacının payına düşen kısmın ilave edilmesi edilmesiyle, davacının alacaklı olduğu kâr payının belirlendiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 20.000,00 TL'nin dava tarihinden, 111.675,21 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporlarının piyasa koşullarına göre hazırlandığını ve soyut ifadeler içerdiğini, dosyadaki deliller dikkate alınmadan hazırlanan rapora yapılan itirazların değerlendirilmediğini, Bayındırlık birim fiyatlamasına göre inşaat maliyetlerinin belirlenmesinin hatalı olduğunu, kararda hükmedilen 111.675,21 TL'lik kısım için faiz başlangıç tarihi olarak hakkın doğum tarihi ya da dava tarihinin esas alınması gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalılar vekili; ortaklık sözleşmesinde ortaklığın ne şekilde tasfiye edileceğine ilişkin hüküm bulunduğu halde Mahkemece bu husus gözetilmeyerek davacı ortağın payına düşen tutarın müştereken ve müteselsilen ödenmesine karar verildiğini, tasfiye işlemleri sırasında imza ihtiva eden belgelere itibar edilmediği gibi davalıların ortaklığa emeklerini koymuş olduğu hususunun değerlendirilmediğini, faizin karar tarihinden itibaren hesaplanması gerektiğini, tasfiye heyetinin yanlış hesaplama yaptığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, dosya kapsamında alınan birbiriyle uyumlu bilirkişi raporlarının denetime elverişli olmasına, dava tarihinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun) henüz yürürlüğe girmediğinden davanın kısmi dava niteliğinde olmasına, buna bağlı olarak ıslah edilen kısım yönünden ıslah tarihinden faize hükmedilmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harçlarının temyiz eden davalılara yükletilmesine,
Fazla alınan peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.