Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2948 K.2025/2195
3. Hukuk Dairesi 2024/2948 E. , 2025/2195 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/2372 E., 2023/1471 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacının, davalı ile imzaladığı kira sözleşmesi ile kamyon garajı niteliğindeki taşınmazı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) hükümlerine göre kiraladığını, ancak davalının 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu (2886 sayılı Kanun) uyarınca taşınmazın tahliye edilmesini istediğini ileri sürerek, çekişmenin önlenmesi ile kiracılık sıfatının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; 2886 sayılı Kanun uyarınca taşınmazın tahliye edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 24.11.2015 tarihli
tarihli kararıyla; 6098 sayılı Kanun'un 327. maddesi uyarınca sözleşmenin feshedildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairece verilen 22.11.2018 tarihli ilamla; harca tabi dava değerinin son dönemde ödenen bir yıllık kira bedeli toplamı olduğu halde harcın eksik ödendiği, son dönem yıllık kira bedeli üzerinden eksik harcın tamamlattırılması, yatırılmadığı takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi ve süresi içinde harç ikmaliyle yenilenme yapılmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği, kabule göre de; taşınmazın ihale ile kiralandığına dair belge bulunmadığı, dosya kapsamından kiralananın galip vasfının anlaşılamadığı, kiralanan hakkında uygulanacak yasa hükmünün belirlenmesi için öncelikle kiralananın galip vasfının belirlenmesi gerektiği, kiralananın 6098 sayılı Kanun'un genel hükümlerine mi, yoksa aynı Kanun'un konut ve çatılı iş yeri kiralanmasına ilişkin hükümlerine mi tabi olduğu konusunda uzman bilirkişiden denetime elverişli rapor alınarak belirlenmesi, davalının keşide ettiği 02.12.2014 tarihli ihtarnamenin tebliğ belgesi getirtilip feshin süresinde olup olmadığı tespit edilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan Mahkemenin 13.10.2020 tarihli kararıyla; dava konusu edilen yer tahliye edilmiş olduğundan davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Dairece verilen 19.10.2021 tarihli ilamla; davacının kiralanandan tahliye edildiği taraflarca beyan edilmiş ise de; davacı, tahliyenin ihtiyari olarak yapılmadığını, davalı Belediyenin idari işlemi neticesinde gerçekleştiğini ileri sürdüğü, tahliyenin davacının serbest iradesi ile gerçekleşmemesi halinde davanın konusuz kaldığından söz edilemeyeceğinden, öncelikle bu husus üzerinde durularak; davacının kiralananı rızaen tahliye etmediğinin anlaşılması halinde uyuşmazlığın devam ettiği, davanın konusuz kaldığı kabul edilemeyeceğinden bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmesi, bozma ilamında belirtilen hususlar yerine getirilerek sonucuna göre karar verilmesi, aksi halde ise şimdiki gibi karar verilmesi gerektiğinden bahisle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yapılan keşifte kiralanan yerin baskın vasfının 6098 sayılı Kanunun genel hükümlerine tabi yerlerden olduğuna dair rapor sunulduğu, kiralanan taşınmazın 1867 parselde 24.557,96 m² üzerinde bulunan 225 m²'lik kapalı alanı olan, eski basit prefabrik yapının kamyon tır garajı olarak tanımlandığı, yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda da kira ilişkisi kurulan uyuşmazlığa konu yerde 2886 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanamayacağı, kiralananın 6098 sayılı Kanuna tabii olduğunun belirlenmesi karşısında; kira ilişkisinin belirli süreli iken süresi içerisinde yazılı ihtarın yokluğu nedeniyle yıldan yıla yenilendiği ve belirsiz süreli kira ilişkisine dönüştüğü, dolayısıyla kira sözleşmesinin 10 yıl geçmediği için usulüne uygun yapılmış bildirimin yokluğu nedeniyle taraflar arasında kiracılık sıfatının devam ettiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, kiracılık sıfatının tespitine ve bu şekilde muarazanın menine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; davacı tarafça dava konusu taşınmazdaki kiracılık ilişkisi ve tahliyeye ilişkin olarak tesis edilen idari işleme karşı Mersin 1. İdare Mahkemesinde açılan davanın davacının davadan feragat etmesi nedeniyle reddedilerek kesinleştiğini, bu nedenle davanın aynı konuda bulunan kesin hüküm nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, 2886 sayılı Kanun kapsamında yapılan sözleşmenin süresinin dolmuş olması nedeniyle taraf arasındaki kira ilişkisinin sona erdiğini, taşınmazın tahliyesine ilişkin düzenlenen ihtarnamenin ise usul ve yasaya uygun olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kiracılık sıfatının tespiti istemine ilişkindir.
1. Taraflar arasında en son 06.07.2012 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesi imzalandığı ve taşınmazın ihale ile kiralandığına dair dosya kapsamında herhangi bir belge bulunmadığı, bu kapsamda dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunun denetime elverişli olup, kiralananın galip vasfının açık alan olarak belirlenmesi karşısında, somut olaya 6098 sayılı Kanunun genel hükümlerinin uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Kural olarak bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda, lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda mahkeme için zorunluluk doğar (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK).
Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de; bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiş, kiralananın 6098 sayılı Kanun'un genel hükümlerine tabii yerlerden olduğu belirlendikten sonra, uygulanacak Kanun hükümlerinde hataya düşülerek kiralananın yıldan yıla yenileneceği ve 10 yıl geçmediği için usulüne uygun yapılan bildirim bulunmaması nedeniyle taraflar arasında kiracılık sıfatının devam ettiğine karar verilmiştir.
Genel hükümlere tabi kira sözleşmesinde; sözleşme süresinin sona ermesi halinde, sözleşme belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür. Taşınmaz ve taşınır yapı kiralarıyla ilgili belirsiz süreli kira sözleşmelerinde feshi ihbar süresi ise 6098 sayılı Kanunun 329. maddesi hükmüne göre belirlenecek olup, buna göre taraflardan her biri, bir taşınmaza veya taşınır bir yapıya ilişkin kira sözleşmesini, yerel âdette belirlenen kira döneminin sonu için veya böyle bir âdetin bulunmaması durumunda, altı aylık kira döneminin sonu için, üç aylık fesih bildirim süresine uyarak feshedebilir.
Somut olayda kiralananın genel hükümlere tabi olması karşısında, sözleşmenin 06.07.2013 tarihi itibariyle belirsiz süreli sözleşmeye dönüştüğü ve davalı tarafça sözleşmenin feshedileceğine ilişkin 02.12.2014 tarihli ihtarnamenin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu halde Mahkemece; uyulan bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilerek, öncelikle son dönem yıllık kira bedeli üzerinden eksik harcın tamamlattırılması, akabinde davalının keşide ettiği 02.12.2014 tarihli ihtarnamenin tebliğ belgesi getirtilip feshin süresinde olup olmadığı tespit edilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.