Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2691 K.2025/2093
3. Hukuk Dairesi 2024/2691 E. , 2025/2093 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1729 E., 2024/1012 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 1. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2019/639 E., 2022/488 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin, davalı doktor tarafından davalı hastanede yapılan sezaryen yöntemiyle doğumdan sonra ayaklarının altına konulan sıcak su torbalarının uzun süre ayaklarında kaldığı ve narkozun etkisiyle sıcaklığı hissetmemesi sebebiyle ayaklarında ikinci derece yanık oluşmasından dolayı zarara uğradığını ileri sürerek; 20.000,00 TL manevi, 1.000,00 TL maddi tazminatının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili; davacının maddi tazminat talebinin açık olmadığı, müvekkili doktorun davacının teşhis ve tedavisinde herhangi bir hata, ihmal veya kusurunun bulunmadığını, hastanın bakım ve takip işlerinin hemşireler tarafından yerine getirildiğini, davacı ve ailesinin kusuru bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Sağlık Kuruluşu vekili: şartları oluşmadığından davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılamayacağını, hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, davalı hekimin davacının teşhis ve tedavisinde herhangi bir hata, ihmal veya kusurunun bulunmadığını, tamamen hasta ve yakınlarının bilinçsiz davranışları neticesi kızarıklıkların meydana geldiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişi kurul raporu ile davacıya uygulanan tedaviye ilişkin tanı, hastaneye yatış, muayene, tetkik, takip ve doktor gözleminin güncel tıbbi kural ve uygulamalara uygun olduğu, ameliyat sonrasında ortaya çıkan olayın her türlü özene rağmen oluşabilecek bir komplikasyon olduğu, davalı doktor ve hastanenin kusur yada ihmalinin bulunmadığı, davacının tıbbi müdahale öncesinde rızasının alındığı, ortaya çıkabilecek komplikasyon hakkında yeterince bilgilendirildiği, onam belgelerinin operasyona uygun şekilde düzenlendiği, bu nedenle davalıların özen yükümlülüğünü yerine getirdiği ve olayın oluşumunda kusurlarının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı, süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişi heyet raporu ve tanık olarak dinlenen hemşirenin beyanları ile hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; dava konusu yanığın yapılan tıbbi müdahaledeki özen yükümlüğünün ihlal edilmesi neticesinde ortaya çıktığını, müvekkilinin bu duruma önceden bilgilendirme yapıldığından bahisle izin vermesinin mümkün olmadığını, ihmal ve kusur sebebiyle hastanın ayağında unutulan sıcak su torbasının hastanın ayağında derin yanık oluşturmasının komplikasyon olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, komplikasyon dahi olsa eğer zamanında fark edilmez ise, fark edilmesine rağmen gerekli önlemler alınmaz ise, fark edilip önlem alınmasına rağmen bu önlemler yerleşmiş standart tıbbi girişim olarak değerlendirilmez ise yine malpraktisin söz konusu olacağını, hatalı değerlendirme ve tespitler içeren bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı ... sağlık kuruluşu ve doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davranışları nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1. Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yolun seçilmesi gerekir. (Tandoğan, Borçlar Hukuk Özel Borç İlişkileri, Cilt, Ank. 1982, Sh.236 vd) Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, vekalet görevini gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Aynı hususlar doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşu için de geçerlidir.
2. Mahkemece hükme esas alınan 12.04.2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda, kişiye yapılan sezaryan operasyonu sonrası hipotermi gelişmesinin beklenen bir durum olduğu, operasyon sonrası gerçekleştirilen ısıtma işleminin tıbben uygun olduğu, hastanın ayağının altına sıcak su torbasının havluya sarılarak konulduğu, hasta takibinde görevli hemşirenin sık aralıklarla hastayı kontrol ettiği, hastanın ayağında çorap bulunduğu, hastanın ayağında ağrı yanma hissetmesi sonrası tekrar bakıldığında her iki topuk bölgesinde yanık olduğu, bunun komplikasyon olarak değerlendirildiği belirtilmiş de; tibbi müdahele sonrası bakım sorumluluğuna giren bu hususta belirtilen görüş, davalıların sorumluluklarına ilişkin kanaat edinmeye yeter nitelikte olmayıp, hüküm kurmaya elverişli değildir.
3. Hal böyle olunca, Mahkemece tam teşekküllü üniversite hastanelerinde görev yapan ilgili alanda uzmanlardan oluşturulacak yeni bilirkişi heyetinden somut olaya uygun şekilde, davacının sezaryan ameliyatında aldığı anestezinin etkisi ile odaya getirilmesi, sonrasında sıcak su uygulaması yapıldığı odadaki süreçte, davalıların özen yükümlülüklerine aykırılık niteliğinde ihmal ve kusurlarının bulunup bulunmadığı, hemşirenin görevini tam ve eksiksiz yerine getirip getirmediği, getirse de aynı sonucun oluşup oluşmayacağı hususlarında davacı tarafın itirazlarını karşılar nitelikte, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine açık, hemşirelik hususunda bir uzmanın da bulunduğu rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, İlk Derece Mahkemesinin kararının bu sebeple bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.