Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/3374 K.2025/2103

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3374 📋 K. 2025/2103 📅 14.04.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/3374 E.  ,  2025/2103 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/76 E., 2024/231 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin davalı firmadan marul ve karnıbahar fideleri satın aldığını, fideleri serasına diktikten sonra pazarlamaya uygun olarak gelişme göstermediğini belirterek oluşan zararından şimdilik 10.000,00 TL'nin yasal faiziyle davalıdan tahsilini istemiş, 20.11.2014 tarihinde talebini 37.099,50 TL’ye ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 30.12.2014 tarihli kararıyla; taraflar arasında marul ve karnabahar fidesi alımı hususunda bir uyuşmazlığın bulunmadığı, davalı şirketin taahhüt ettiği vasıf ve nitelikte davacıya fideleri teslim etmediği, marulların gelişmesinin normal olmadığı, pazarlamasının mümkün bulunmadığı, karnabaharların iyi bir gelişme göstermekle birlikte baş oluşturmadığı bu sebeple pazarlamasının mümkün olamayacağının anlaşıldığı gerekçesiyle; davanın kabulü ile: 37.099,50 TL nin (10.000,00 TL için dava tarihi 05.11.2012, 27.099,50 TL'si için ıslah tarihi 20.11.2014 tarihinden itibaren) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 17.11.2015 tarihli ilamla; tarafların iddia ve savunmalarını karşılayan denetime açık, ayrıntılı rapor alınmak suretiyle sonuca uygun karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporu ile hüküm kurulduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Mahkemenin 26.04.2017 tarihli kararıyla; masraf ve ürün mahsullerinin birim fiyatlarında hangi yılın bedellerini esas alındığı bilirkişi raporunda açıklandığı, tarafların ilk hükme esas alınan rapora yönelik itirazları yeni alınan bilirkişi raporunda değerlendirildiği, muhtemel uğranılan net zararın 17,119,94 TL olduğu belirlendiği, zarar hesaplama yöntemi ve sonuç olarak belirlenen zarar miktarı makul görüldüğü gerekçesiyle, açılan davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, 17.119,94 TL'nin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, 10.000,00 TLye dava tarihinden itibaren, geriye kalan 7.119,94 TL ye ise ıslah tarihi olan 20.11.2014 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş, karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairece verilen 20.10.2020 tarihli ilamla; davacı tarafın bu bilirkişi raporuna, fidelerin ödemesinin davalıya yapıldığı, ödenen bu paranın zarar kalemleri arasında yer alması gerektiği, yine fideleri aldığı fiyatın uyuşmazlık konusu olmadığını ancak bilirkişiler tarafından başka bir fiyat üzerinden değerlendirme yapıldığı, yine ürünlerin tane fiyatından hesaplanması gerekliliği ile yaptığı masrafı ve mahrum kalınan karının da eksik hesaplandığı hususlarında itiraz ettiği, bu itiraz hakkında mahkemece olumlu olumsuz bir karar verilmediği, yeni bir bilirkişi raporu da alınmadığı, bu durumda mahkemece oluşturulacak bilirkişi heyeti aracılığıyla tarafların iddia, savunma ve itirazlarını karşılayan Yargıtay denetimine açık, ayrıntılı rapor alınarak, davalının temyiz dilekçesindeki kabulleri de dikkate alınmak suretiyle sonuca uygun karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporu ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirdiği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilâmında belirtilen hususlar doğrultusunda yeni bir bilirkişi heyetinden rapor aldırılarak, 10.11.2021 tarihli raporda, davacının marul ve karnabahar ürününden zarar miktarının toplamda 20.274,38 TL olduğu fide bedelinin de zarar miktarına ilâve edilmesi gerektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 28.591,34 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara miras hisseleri oranında verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; davacının menfi ve müspet zarar içerisinden menfi zararı tercih ettiğini, davacının menfi zararı fide bedelleri olduğunu, bunun dışında toprağı hazırlamak için bir masraf yaptı ise davacı ancak bunu talep edebileceğini, davacının dava dilekçesinde ve 15.02.2016 tarihli bilirkişi raporuna beyan dilekçesinde bu hususu dile getirdiğini, taraflarınca da bu hususun kabul edildiğini, bir an için müspet zararı talep ettiği düşünülse dahi hesaplamaların hatalı yapıldığını, zira davacı tarafın ödeme belgesini ibraz etmediğini, itirazları doğrultusunda, davacının başka işten sağlayacağı veya kasten sağlamaktan kaçındığı kazanç miktarlarının toplamı hasılattan indirilmediğini, bozma öncesi yapılan bilirkişi incelemesinde, tespit edilen fiyatlara davacının herhangi bir itirazda bulunmadığını, temyiz konusu dahi yapmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ayıplı teslimi nedeniyle uğranılan zararın giderilmesine ilişkin maddi tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince; uyulan bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak tarafların iddia, savunma ve itirazlarını karşılayan denetimine açık, ayrıntılı rapor alınmak suretiyle hüküm kurulduğu, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.