Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2877 K.2025/2056
3. Hukuk Dairesi 2024/2877 E. , 2025/2056 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1689 E., 2024/823 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2011/615 E., 2021/468 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin 2011 yılı başlarında gözlerindeki şikayetle, davalı doktor ... tarafından diğer davalı şirketin işlettiği özel hastanede 07 Nisan 2011 tarihinde gözünden katarakt ameliyatı olarak aynı gün taburcu olduğunu, 08.04.2011 tarihinde müvekkilinin evinde fenalaşması üzerine davalı ...'ye göründüğünü, doktor tarafından ameliyat olan gözünün arka tarafına iğne yapılıp serum bağlanıp 2 saat kadar yatırıldıktan sonra eve gönderildiğini, sonraki gün yine fenalaşması üzerine davalı ...'nin hastanesine gitmesini söylemesi üzerine, söz konusu hastaneye giderek aynı gün ameliyata aldıklarını, Dr. ...'nin burada müvekkiline gözünün yırtıldığını, dikiş yapacaklarını söyleyip ameliyathanede müvekkilinin dışarı sarkmış, dışarı çıkmış olan göz merceğini gazlı bezle tutup birkaç defa bastırmak suretiyle göz yuvasına ittiğini, sonrasında müvekkilini ...Hastanesine sevk ettiğini, ...Hastanesinde müvekkilinin muayenesini diğer davalı .... ... ...'ın yaparak, müvekkiline "gözünü yıkadığını, temizlediğini, buna rağmen gözünün mikrop kaptığını, gözünü temizleyeceğini, ayrıca bundan sonra gözünün görmeyeceğini, gözünün görme yetisini kaybettiğini" söylediğini, hastanede 20 günlük tedavi süresi sonunda gözdeki mikrobun temizlenemediğini, diğer göze sıçrayabileceğini, bu nedenle gözün alınması gerektiğinin söylenerek, müvekkilinin gözünün tamamen alındığını, sonrasında müvekkilince yapılan araştırmada ...'ye ait hastanede gözünü ilk olarak Dr ...'ın ameliyat ettiğini öğrendiğini, başlangıçta sol göze ameliyat uygulanacağı söylenmesine rağmen, sağ gözün ameliyat edildiğini, müvekkilinin kaybettiği göz yerine protez göz taktırmak zorunda kaldığını, işlerini yapamaz duruma geldiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 500.000,00 TL manevi tazminat, protez göz ve tedavi masrafları 500,00 TL ve iş gücü kaybı nedeni ile 500,00 TL maddi tazminatın, olay tarihi olan 07.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili; davacının ... Op. Dr. ... tarafından yapılan muayenesinde, her iki gözünde de %50 görme kaybının olduğunun tespit edildiğini, davacının şeker hastası olup, diyabet hastalığında yara iyileşmesinin daha yavaş ve zorlu bir süreç olduğunun, müvekkilinin katarakt ameliyatları konusunda tecrübeli ve başarılı olduğundan davacının bilgisi dahilinde ameliyatının ... başarılı şekilde gerçekleştirildiğini, hastanın ertesi gün baş ağrısı ve mide bulantısı rahatsızlığı ile Op. Dr. ... 'e geldiğini ve hastanın kontrolünden sonra her hastada ameliyat sonrasında oluşabilecek göz tansiyonu yüksekliği tespit edilerek, göz tansiyonunu düşürmeye yönelik serum ve ameliyat edilen gözün arka tarafına, gelişebilecek olası enfeksiyonu engellemek için iğne yaptığını, hastanın 09.04.2011 tarihinde planlı olan kontrol muayenesinde, yine mide bulantısı ve baş ağrısı yakınması ile geldiğini, ameliyat olan gözünde ameliyat sonrası olası komplikasyonlardan biri olan endoftalmi enfeksiyonu bulguları tespit edilerek, ... yatışına karar verildiğini, hastanın rızası ile Op. Dr. ... tarafından dikiş atılarak, göz içi antibiyotikli yıkama işleminin uygulandığını, hastanın gözündeki enfeksiyonun kontrol ve yoğun tedaviye rağmen uygulamalara olumlu yanıt vermediğinin izlenerek, hasta bilgilendirilerek, Bursa ...Hastanesine sevk edildiğini, söz konusu hastanede tedavilerinin titizlikle devam ettiğini, ancak gerek hastanın yaşı gerekse kan şekerinin kontrol altına alınamamasının etkisiyle tedaviye olumlu yanıt alınamadığını, mikrop kapan gözün iltihaptan arındırılamadığını, sağlam gözde de körlük oluşması riskine karşı enükleasyon (gözün çıkarılması) ameliyatı uygulanması ve 2 ay sonrada protez takılmak üzere ameliyat önerildiğini, hastanın rızası ile 28.04.2011 tarihinde adı geçen ameliyatın komplikasyonsuz olarak uygulandığını, müvekkilinin ve diğer doktor ...'nin davacının gözünün kurtarılması için ellerinden geleni yapmış olmakla birlikte gerek hastanın şekerinin kontrolsüz yükselmesi, gerekse taburcu olduktan sonraki yaşadığı taraflarınca bilinmeyen olası kötü şartların etkisiyle, davacının %50 görmekte olan gözünü kaybettiğini, davacının tedavisi sürecinde müvekkilinin hiçbir acemiliği, ihmali veya kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
2. ... ve davalı ... vekili; davacıya müvekkili tarafından gerekli bilgilendirmenin yapıldığını, davacının bilgilendirildiğine ve ameliyat konusunda onay verdiğine ilişkin 07.04.20211 tarihli hasta bilgilendirme/onay formu düzenlenerek ve davacının kabul edip imzalaması üzerine, davacının ameliyata alındığını, davacının ameliyatının FAKO yöntemi ile yapılarak başarılı bir şekilde tamamlandığını, ameliyat önce ve sonrasında sorun yaşamayan davacının daha sonra kontrole gelmek üzere taburcu edildiğini, davacının bir gün sonra müracaatı üzerine, davacının göz tansiyonu düşürülerek başka bir şikayeti olmayan hastanın taburcu edildiğini, bir gün sonra baş ve göz ağrısı nedeni ile başvuran hastanın gözünün enfeksiyon kaptığı tespit edilerek, göz içinden ve damardan güçlü antibiyotik tedavisi uygulanarak, davacının gözüne güçlendirilmiş damla damlatıldığını, davacının göz enfeksiyonunun tamamen dış faktörlerden kaynaklı olup ameliyat sırasında mikrop kapmasının mümkün olmadığını, davacının sol gözü ameliyat edilecekken sağ gözünün ameliyat edildiği iddialarının gerçeği yansıtmadığını, yapılan testlerde davacının her iki gözünde de katarakt tespit edildiğini, ancak her iki gözde de aynı anda ameliyat yapılamayacağı için davacının durumuna göre öncelikli gözü ameliyat edildiğini, davacının maddi tazminat talebinin dayanağını açıklaması gerektiğini, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile, 19.622,72 TL iş göremezlik, 1.937,50 TL ilaç ve tedavi gideri olmak üzere toplam 21.560,22 TL maddi tazminatın tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla olay tarihi olan 07.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... ve davalı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile, 125,00 TL işgöremezlik,125,00 TL ilaç ve tedavi gideri olmak üzere toplam 500,00 TL maddi tazminatın tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla olay tarihi olan 07.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin isteminin zamanaşımı nedeniyle reddine, manevi Tazminat Talebi Bakımından; davanın Kısmen Kabulü ile, 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 07.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin maddi tazminata yönelik istinaf başvurusunun usulden reddine davalılar vekillerinin manevi tazminata, davacı vekilinin manevi tazminata ve davalı hastane vekilinin maddi tazminata yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b/1 maddesine göre esastan reddine, davacı vekilinin maddi tazminata yönelik istinaf talebinin kabulü ile Bursa 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.11.2021 tarihli ve 2011/615 E., 2021/468 K. sayılı kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı Kanun'un 353/1/b/2 maddesine göre yeniden hüküm kurulmasına, davacının maddi tazminat talebinin; davalı ...Poliklinikleri A.Ş. (birleşme öncesi ...) bakımından kabulü, diğer davalılar ... ve ... bakımından kısmen kabulü ile, 78.490,89 TL iş göremezlik tazminatının; 500,00 TL'sinin 07.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen, bakiye 77,990,89 TL'sinin davalı ...Poliklinikleri A.Ş.'den 07.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili ile davacı tarafa verilmesine, davalı ... ve ... hakkında bakiye talebin zaman aşımı nedeni ile reddine,7.750,00 TL tedavi giderinin; 500,00 TL'sinin 07.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen, bakiye 7.250,00 TL'sinin davalı ...Poliklinikleri A.Ş.'den 07.11.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsili ile davacı tarafa verilmesine, davalı ... ve ... hakkında bakiye talebin zaman aşımı nedeni ile reddine, Manevi Tazminat Talebi Bakımından; davanın kısmen kabulü ile, 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 07.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin isteminin reddine şeklinde karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davalıların kusurlu davranışları nedeniyle müvekkilinde uzuv kaybı gerçekleştiğini, buna rağmen hükmedilen manevi tazminatın çok düşük olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı özel hastane ve doktorun vekillik sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık nedeniyle uğradığı manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Kural olarak hükmedilecek manevi tazminatın miktarının belirlenmesi hakimin takdirindedir. Kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakim bu hakkını Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde açıklanan hakkaniyet ilkesine uygun olarak kullanmalıdır.
Manevi tazminatın miktarı belirlenirken kişilik hakkına saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranı, sıfatı, iştigal ettikleri makam ile diğer sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınmalı, her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşullar bulunabileceği gözetilerek, takdir hakkını etkileyebilecek nedenler karar yerinde denetime elverişli biçimde ve objektif olarak gösterilmelidir.
Manevi tazminat davaları sonucunda hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirebilecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bu para bir ceza olmadığı gibi hükmedilecek manevi tazminatla bu malvarlığı zararlarının karşılanması da amaçlandığından tazminat miktarının onun amacına göre belirlenmesi gerekir. Bu nedenle, takdir edilecek miktar elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Tüm bu bilgiler ışığında somut olay irdelendiğinde; davalı doktorlar tarafından davalı özel hastanede gerçekleştirilen katarakt ameliyatı sonrası davacının bir gözünü tamamen kaybettiği ve bu zararın oluşumunda davalı doktorların kusurlu bulunduğu nazara alındığında, takdir edilen manevi tazminat miktarının, meydana gelen zararın ağırlığı karşısında, manevi huzuru gerçekleştirmeye yeterli bulunmadığı, yaşanan olayın özellikleri, davacının yaşadıkları ve olayın oluş şekli gözeterek takdir edilen manevi tazminat miktarının çok az olduğu anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca Mahkemece, daha yüksek oranda bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus da bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.