Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2963 K.2025/2057
3. Hukuk Dairesi 2024/2963 E. , 2025/2057 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/157 E., 2024/490 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2011/91 E., 2021/1084 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin ... ilçesi ... mahallesi ... parsel üzerine gecekondu yaptığını, davalı ... tarafından gecekondu yapılan arsanın 400 m²'si tahsis edilmek üzere, 3.200.000 TL bedelin belirlendiğini, ... Şubesine bu bedelin 12.11.1993 tarihinde yatırıldığını, belediyece ilan yapıldığı tarihte parsel mülkiyetinin çekişmeli olduğunu, vakıf lehine çekişmenin sonuçlandığını ve mahkeme kararıyla Vakıflar İdaresi adına tescilin 2002 yılında kesinleştiğini, davalı belediyece arsanın tahsis edilmediğini, kamulaştırma çalışması yapılmadığını, bu nedenle 400 m²'nin rayiç değerinin davalıdan tahsili gerektiğini belirterek, şimdilik 10.000,00 TL tazminatın 21.02.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, husumetin davalıya yöneltilemeyeceğini, ilçe belediyesinin sorumlu olduğunu, ... Belediyesinin 1994 tarihinde sona erip, ... Büyükşehir Belediyesi olduğunu, dava konusu parselin ... sınırları içerisinde kaldığını, davanın husumetten reddi gerektiğini, davacıya arsa tashihi konusunda belediyece alınmış bir karar bulunmadığını, belediyenin bilgisi dışında para yatırıldığının anlaşıldığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;dava konusu edilen 3.200.000 TL'nin denkleştirici adalet ilkesi gereğince dava tarihinde ulaştığı değer bilirkişi marifetiyle hesap ettirilmiş ve buna göre davacının sebepsiz zenginleşme nedenine dayalı isteyebileceği alacak miktarının 804,21 TL olduğunun tespit ettirilmiş olması gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; 804,21 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 21.02.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin (9.195,79 TL) davacı talebinin reddine karar vermiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "...taraflar arasında geçerli bir sözleşme bulunmadığından taşınmazın rayiç değerinin istenmesi mümkün olmayıp, davacının yatırdığı parayı denkleştirici adalet prensibi gereği sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalıdan isteyebilir. (Yargıtay HGK'nın 2017/3-1517 E., 2019/956 K.) Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davacının yatırdığı paranın yatırılma tarihinden dava tarihine kadar döviz, altın, tefe-tüfe, vadeli mevduat ortalamasına göre güncel değerinin 804,21 TL olduğu, bu miktarın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi ve avukatlık asgari ücret tarifesinin 13/4. maddesine göre, davacı lehine hükmedilen ücreti vekaleti geçmemek üzere davalı lehine ücreti vekalet verilebileceği hususu değerlendirilerek hüküm kurulmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle tarafların istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; emsal dava dosyalarında rayiç değer üzerinden kabul kararı verildiğini, Yargıtay uygulamasının da bu yönde olduğunu, ifanın davalının kusuru ile imkansız hale geldiğini ve bu nedenle gerçek zararı karşılamakla yükümlü olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili; istinaf dilekçesindeki hususları tekrar ederek Belediyeye yapılan bir ödeme olmadığını, ayrıca Kepez İlçesi sınırlarında kalan yer ile ilgili sorumluluklarının bulunmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir.
Davalı belediyenin, davacıya ait gecekondunun da içinde yer aldığı 226 parsel sayılı taşınmazı gecekondu önleme bölgesi olarak ilan ettiği, akabinde aynı parsel içerisinde bulunan ... Mahallesinde kamulaştırma kararı alarak kamulaştırma bedelini belirlediği, bu kararlar öncesinde ..., ..., ... ve .... mahallelerinde gecekondu sahibi olan (davacınında aralarında bulunduğu) yüzlerce kişinin 01.11.1993 – 31.12.1993 tarihleri arasında 3.200.000 TL'yi (yeni 3,2 TL) dava dışı ...'nin banka hesabına yatırdığı, bu hesapta toplanan paranın da davalı belediyenin işçi ve memur maaşı hesabına aktarıldığı, 504 sayılı KHK. ile büyükşehre dönüştürülen davalı belediyenin hesabına aktarılan bu parayı 775 ve 2981 sayılı Kanunlar kapsamında bölgede uygulama yapmakla görevli ve yetkili ... Belediyesine devretmediği, dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Bu durumda, bir kamu kurumu olan davalı belediyenin; davacının da aralarında bulunduğu gecekondu sahiplerine, kamulaştırmadan sonra arsa tahsis edileceği yönünde güven aşılamak suretiyle, tahsis edilecek arsalar karşılığında para topladığı sabittir. Davalının kamuya sunduğu bu nitelikteki bir işlemde, devletin güvenilir olması asıldır. İşlemin bir tarafı kamu kurumu, diğer tarafı da dar gelirli vatandaştır. Vatandaşın kamu kurumlarına olan güven ve inancı korunmalıdır. Arsa tahsisi yapılacağı ilanına güvenerek belediyeye para yatıran davacı, belediye ile olan bu ilişkide edimini yerine getirmiş, davalı ise getirmemiştir. İfa, davalının kusuru ile imkansız hale gelmiştir. Davalının tahsisin yapılmadığını ileri sürmesi TMK 2. maddeye göre hakkın kötüye kullanılmasıdır Davalı kurum, davacının zararını gidermelidir. Tazminat miktarı belirlenirken, davacının gerçek zararı esas alınmalıdır.
Bu nedenle; ... Belediyesi tarafından alınan 19.08.2010 tarihli encümen kararı ile davalı belediyenin davacıya taşınmaz tahsis etmeyeceği anlaşıldığından, somut olayda davacı, ifanın imkansız hale geldiği 19.08.2010 tarihindeki arsanın rayiç değerini isteyebilir.
Buna göre Mahkemece; öncelikle taraflara, taşınmaza yakın bölgelerden ve ifanın imkânsız hale geldiği tarihe yakın zaman içinde yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkân tanınması, gerektiğinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, sonrasında ise, bu emsallere göre taşınmaza değer biçilmesi için yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde keşif yapılmak suretiyle denetime imkân veren ve bilimsel verileri içeren rapor alınması suretiyle ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373/1 maddesi ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.