Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/3970 K.2025/2043
3. Hukuk Dairesi 2024/3970 E. , 2025/2043 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2021/423 E., 2024/77 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili;davacının dava dışı şirketteki iş akdine haksız olarak son verilmesi üzerine kanuni haklarını aramak için davalı avukata vekaletname verdiğini, davalının davayı süresi geçtikten sonra yetkisiz mahkemede açtığını, dava dosyasının gönderildiği yetkili mahkemece de davanın sürenin geçtiği gerekçesiyle reddine karar verildiğinden tazminatlarını alamadığını, davalının hatalı davranışı nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek, şimdilik 5.000TL tazminatın 29.11.2013 tarihinden itibaren işleyen faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 27.10.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile istemini 107.051,61TL yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; zamanaşımı süresinin geçtiğini, vekâletname ile yetkilendirildiği işin yürütülmesi için gerekli giderlerin ödenmediğini, hala daha vekâlet ilişkisinin sürdüğünü, gerçek zararın üzerinde bir tazminat talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 29.11.2018 tarihli kararıyla; davalı avukatın İstanbul 4.İş Mahkemesinin 2014/520-3191sayılı dosyasında davacıyı vekaleten temsil ettiği, bu dosyanın, işe iade ve tazminat istemli dava dilekçesi ekinde davacının iş akdinin fesih bildirim tebligatı bulunduğu, bu belgeden de anlaşılacağı gibi davalı vekil edilenin hukuki yardımı üstlendiği hak düşürücü süreye tabi davanın fesih bildiriminden itibaren hak düşürücü sürenin hangi tarihte sona erdiğini bilmesi gerektiği halde davalının, hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra yetkisiz mahkemede dava açtığı, dava giderine ilişkin olarak vekil edenini uyardığına dair bir kanıt sunmadığı, vekilin vekillik görevini gereği gibi yerine getirmediğinin kanıtlandığı gerekçesiyle, bilirkişinin davacının uğradığı zarar konusundaki hesaplamaları doğrultusunda davanın kabulü ile, 107.051,61 TL bedelin 5.000,00 TL'lik kısmına 02.01.2015, 102.051,61 TL'lik kısmına 27.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Yargıtay (kapatılan) 13.Hukuk Dairesinin 2019/1106 esas, 2020/2909 karar sayılı ilamı ile "bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın dava dışı şirketin davacı işçiye verdiği teklifte yer alan ücreti dikkate alınarak yapıldığı, gerçek zararın SGK’ya bildirilen ücret üzerinden yapılması gerektiğine dair bilirkişi raporlarına davalı tarafından itiraz edildiği, dava dışı şirket ve davacı arasında hizmet sözleşmesinin olmadığı, davacının gerçek zararı hesaplanırken aldığı son ücretin, dava dışı şirket tarafından davalının banka hesabına yatırılan ödeme olup olmadığı ve SGK tarafından gönderilen yazı cevapları da dikkate alınarak belirlenmesi ve bu konuda bilirkişi kurulundan rapor alınarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle" hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı avukatın hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra yetkisiz mahkemede dava açtığı, davalı vekilin vekillik görevini gereği gibi yerine getirmediği hususunun Yargıtay bozma ilamı ile kesinleşmiş olduğu, bozma ilamı doğrultusunda davalı şirket tarafından davacının banka hesabına yapılan ödemelere ilişkin dekontlarının dosyaya kazandırıldığı, dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporlarında, dava dışı işveren şirket tarafından sunulan ödeme kayıtları ile SGK işe
giriş ve çıkış bildirgeleri ve davacının fesih tarihi (18.09.2013) itibariyle aldığı son
ücretinin SGK işten çıkış bildirgesi uyarınca 6.639,90 TL,
banka kayıtlarında yer alan “Eylül-2013 Maaş+ AGİ” açıklaması ile yapılan ödeme uyarınca
1.854,92/18x30=3.091,53 USD olduğu, davacının son ücretinin 6.210,57 TL olduğu, SGK bildirgesi ile banka kayıtlarının uyumlu
olduğu, davacının son ücretinin 3.091,53 USD olduğunun kabulü ile davacının boşta geçen süre ücretinin 24.935,95 TL, işe başlatmama tazminatının 29.345,24 TL olmak üzere toplam 54.281,19 TL zararı bulunduğu kanaatine varıldığı, bilirkişi raporunun taraf ve Yargıtay denetimine uygun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile, 54.281,19 TL'nin 5.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 49.281,19 TL'sinin ıslah tarihi 27/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; önceki kararda 8.500 USD üzerinden yapılan hesaplamayla davacının 107.051,61 TL alacağı olduğuna karar verildiğini, bu miktarın doğru olduğunu, ücretin eksik hesaplandığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili; Avukatlık Kanununun 40. maddesinde geçen 1 yıllık zaman aşımı süresinin dolmasından sonra bu davanın açıldığını, davacının işe iade davasının süresinde açılmadığını 29.11.2013 tarihinde öğrendiğini, zaman aşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, işe iade davasının açılması için masraf verilmediğini, işe iade davasının açılabilmesi için 4857 sayılı kanunun 18. maddesindeki şartları davacının taşıyıp taşımadığının araştırılmadığını, tazminat hesaplanırken belirlenen ücretin SGK kayıtlarına göre belirlenmediğinden hatalı olarak belirlendiğini, buna göre yapılan tazminat hesabının da hatalı olduğunu, işe iade davasının kabul edilmesinin mümkün olmadığından tazminata hükmedilemeyeceğini, bilirkişi raporunun yeterli olmadığını ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekalet sözleşmesinden kaynaklı özen yükümlülüğünün ihlali nedeniyle alacak istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle, Mahkemece; uyulan bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmasına, bu doğrultuda bilirkişi heyetinden alınan raporun denetime elverişli bulunmasına, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşen kısımlara yönelik itirazlarının incelenemeyecek olmasına, göre, davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 439. maddesi gereğince ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, kararı temyiz eden davacı harçtan muaf olduğundan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,
1086 sayılı Kanun’un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
10.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.