Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2584 K.2025/2013

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2584 📋 K. 2025/2013 📅 09.04.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/2584 E.  ,  2025/2013 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/305 E., 2021/435 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalıları birleşen davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili; 25.09.1988 başlangıç tarihli kira sözleşmesiyle davalı kiraya verene ait 20 dönümlük tarla üzerinde hasılat kiracısı olduğunu, 25 yıl süreli sözleşmenin 25.09.2013 tarihinde sona ereceğini, ancak davalının tutum ve davranışından kaynaklanan nedenlerle kiralanan taşınmazı 2008 yılı Mayıs ayında terk etmek zorunda kaldığını, sözleşmenin son 5 yılının uygulanamadığını, bu şekilde 5 yıllık süre için ortaklık payı kazancı elde edemediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 20.000,00 TL gelir kaybı zararının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 24.05.2010 havale tarihli ıslah dilekçesi ile hasılat kaybı alacağının 6 yıllık dönem için hesaplanması gerektiğini belirterek, 39.766,00 TL'ye artırmıştır.
2. Birleştirilen davada davacı vekili; kiracının son 5 yıllık hasılat kira alacağını ödemediğini, sözleşmenin 4. maddesine aykırı davranarak işletmeye gereği gibi bakmadığını, bakım görevinin ihmali nedeniyle uğranılan zarar karşılığı 13.725,00 TL ile son 5 yılın ödenmeyen hasılat payı alacağı 41.390,00 TL’nin ihtarname tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsilini, sözleşmenin de akde aykırılık sebebiyle feshine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili, davacının sözleşmeye aykırı davrandığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
2. Birleşen davada davalı, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 24.11.2010 tarihli kararıyla; asıl davanın kabulü ile 20.000,00 TL alacağın dava tarihinden, 19.766,00 TL alacağın ise ıslah tarihinden geçerli faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile 2003-2007 yıllarına ait son 5 yıllık hasılat payı karşılığı 23.015,00 TL'nin ve bakım görevinin ihmali nedeniyle de 10.485,00 TL’nin ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 25.03.2008 tarihinden geçerli faiziyle birlikte tahsiline, sözleşmenin de feshine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Yargıtay (kapatılan) 14. Hukuk Dairesince verilen 25.04.2011 tarihli ilamla; asıl ve birleşen davada sözleşmenin ifa edilmediği son 5-6 yıllık dönem içinde hasılatın ne olacağı hesaplanması ve bu bedelden hasılat elde edilmesi için yapılacak her türlü giderin, kiracının boş kalacağı dönem içerisinde başka işten sağladığı veya sağlamaktan kasten kaçındığı değerler düşülerek kiracının sözleşme çerçevesinde hasılat kira payından alacağı bulunarak hüküm altına alınması, bakım ve sulama görevinin ihmali nedeniyle uğranılan zararın hesabında da aynı yöntem uygulanarak yeniden inceleme yapılmak suretiyle belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur.
2. Bozmaya uyan Mahkemenin 11.10.2017 tarihli kararıyla; asıl davanın kısmen kabulü ile taraflar arasındaki 25.09.1988 başlangıç tarihli ve 25 yıl süreli iştirakli hasılat kira sözleşmesinin uygulanmayan 2008-2013 dönemlerine ilişkin 14.533,95 TL hasılat payı zararı alacağının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı ... mirasçılarından tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
3. Dairece verilen 02.05.2023 tarihli ilamla; davaya dayanak yapılan 25.09.1988 başlangıç tarihli ve 25 yıl süreli kira sözleşmesi ile 20 dönümlük taşınmazın kiraya verildiği, bahçenin bilimum bakım ve sulama işlerinin kiracıya ait olduğunun, bakımsızlık ve ilgisizlik olması halinde mülkiyet sahibinin yasal yollara başvurabileceğinin, bahçenin meyve vermesinden sonra hasat, ambalaj ve pazarlama işleri müşterek olup tutarın müştereken pay edileceğinin kararlaştırıldığı, asıl davada davacı kiracının erken tahliye nedeniyle 2008-2013 yılları arası mahrum kalınan gelir kaybının tahsilini istediği, uyuşmazlığın çözümü açısından tazminat miktarının belirlenmesine yönelik alınan raporların her birinde farklı tespitler ile ayrı ayrı hesaplamalar yapıldığı, Mahkemece hüküm fıkrasında belirlenen rakama nasıl ulaşıldığının izah edilmediği, raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmediği, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, birleşen davada davacıların sair temyiz itirazlarının reddine, kira ilişkisinin varlığını ve aylık kira bedelinin ne kadar olduğunu ispat külfeti kiraya verene, kabul edilen kira bedelinin ödendiğini ispat külfeti kiracıda olduğundan Mahkemece, kiraya verenin kira alacağının bulunup bulunulmadığı araştırılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle kararın asıl ve birleşen dava yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki 25.09.1988 başlangıç tarihli ve 25 yıl süreli iştirakli hasılat kira sözleşmesinin uygulanmayan 2008-2013 dönemlerine ilişkin 14.533,95 TL hasılat payı zararı bulunduğu gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulü ile 14.533,95 TL alacağın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı ... mirasçılarından tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine; birleşen davanın reddine karar verilmiş; karar, davalılar/birleşen davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar/ birleşen davacılar vekili; bozma ilamına uygun hareket edilmediğini, birleşen davada kira bedelinin ödendiği ispatlanmamasına rağmen davanın reddedildiğini, murisleri olan davalı kirala vermiş kusurlu olmadığını, muvazaalı devirden söz edilemeyeceğini, asıl davada kâr kaybı talep edilemeyeceğini, gerekçeye dayanak raporun bozma öncesi alınan bilirkişi raporu olduğunu, farazi bir hesaplamaya dayandığını, tazminat hesaplanırken iskonto yöntemi uygulanmak suretiyle peşin değerin hesaplanması gerektiğini, birleşen davanın reddinin hatalı ve bozma ilamına aykırı olduğunu, ayrıca akde aykırılık ve bakımsızlık nedeniyle maddi tazminat isteğinin de haksız reddedildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık; asıl davada sözleşmenin süresinden önce sona ermesi nedeniyle uğranılan kazanç kaybının, birleşen davada ise kiralananın uğradığı zararın ve ödenmeyen hasılat kira bedelinin tahsili istemlerine ilişkindir.
1.Asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mahkemece uyulan bozma ilamında gösterilen hukuki esaslar gereğince karar verildiği, bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşen ve usuli kazanılmış hak durumunu oluşturan kısımlar hakkında yeniden inceleme yapılamayacağı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu anlaşılmakla, davalılar/birleşen davacılar vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazları reddi ile kararın onanmasına verilmiştir.
2. Birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. "Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı).
Bu ilke kamu düzeni ile ilgili olup, Yargıtayca re'sen dikkate alınması gerekir. Hâkimin değişmesi dahi açıklanan bu hukuki ilkeye etki yapamaz.
Mahkemece her ne kadar bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ise de; bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Bozma ilamında açıkça kira bedeli tutarını ispat külfetinin kiraya verene, kira bedelini ödediğini ispat külfetinin ise kiracıya düştüğü ifade edilerek, Mahkemece kiraya verenin alacağı olup olmadığının araştırılması ve bu ilke çerçevesinde sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen, Mahkemece ispat yükü ters çevrilerek, davalı tarafından kira alacağının ödenmediğinin yazılı delille ispatlanmadığı gerekçesiyle, birleşen davada kira alacağı talebinin reddine karar verilmiş olması; davalı birleşen davacı bakımından bozma ilamı ile oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Asıl davaya ilişkin Mahkeme kararının ONANMASINA,
2. Birleşen davaya ilişkin Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıya 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince birleşen davacılar yararına BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
09.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.