Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2797 K.2025/1980

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2797 📋 K. 2025/1980 📅 09.04.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/2797 E.  ,  2025/1980 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1131 E., 2024/701 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/165 E., 2022/469 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin, davalı şirket tarafından Avrupa Birliği destekli "Madencilik Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliğinin Geliştirilmesi" projesine yönelik Aile, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yapılacak ihaleye, Key Expert (Kilit Uzman Personel) pozisyonunda katılımı yönünde, 09.04.2019 tarihinde e-posta yoluyla gönderilen SOEA isimli (Münhasırlık ve Müsait Olma Beyanı) belgenin imzalanarak 10.04.2019 tarihinde yine e-posta yoluyla davalı şirkete gönderilmesi yoluyla sözleşme yapıldığını, ihaleye iki gün kalmış iken projede kilit uzman (key expert) olarak davalının içinde yer aldığı konsorsiyum tarafından riskli ve yetersiz bulunması nedeniyle başka bir kilit uzman ile çalışılacağı dolayısıyla kendisi ile çalışılmayacağının bildirildiğini, sözleşmeye aykırı olarak başka bir kilit uzman ile ihaleye katılmak suretiyle ihalenin davalı tarafından kazanıldığını ileri sürerek; kendisinin ihale dışı bırakılması nedeniyle uğradığı şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın ve kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı şirketten tahsiline karar verilmesinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı ile sözleşme yapılmadığını, ücret kararlaştırılmadığını, ihaleye çok az bir süre kalmasına rağmen davacının, ihaleye katılım için zorunlu olan ve ihale şartnamesinde belirtilen kriterleri ve tecrübelerine ilişkin destekleyici belgeleri sunamaması sebebiyle ihaleye birlikte girilmediğini, sözleşme kurulmamasından davacının sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının kusuru ile sözleşmedeki edimini yerine getirmeyerek davacının maddi zarara uğramasına sebebiyet verdiği, manevi tazminat talep şartlarının ise bulunmadığı gerekçesiyle; davacının maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içerisinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında 10.04.2019- 25.04.2019 tarihleri arasında sözleşme ilişkisinin kurulmadığı ve davacının ihale makamına bildirilen belgeleri süresinde ve eksiksiz olarak temin edemediği gerekçesiyle; davacının istinaf başvurusunun reddi, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davacının ihaledeki tüm şartları sağladığı ve belgeleri süresinde teslim ettiğini, taraflar arasında imzalanan "Münhasırlık ve Müsait Olma Beyanı" başlıklı belgenin karşılıklı hak ve yükümlülük doğuran bir sözleşme olduğunu, yargılama esnasında alınan bilirkişi raporlarında davalı şirketin basiretli bir tacir gibi davranmaması nedeniyle davacının maddi kayba uğradığının tespit edildiğini, davacının yetersiz bulunması nedeniyle itibarının zedelendiğini, manevi tazminat talebinin kabulü gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sözleşmeye aykırılık iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar, birbirine uygun irade beyanlarıyla sözleşmeyi kurarken, sözleşmenin içeriğini de tespit ederler. Bu nedenle, tarafların irade beyanları arasındaki uygunluğun kapsamına, sözleşmenin içeriğini oluşturan hangi noktaların girmesi gerektiği önem taşımaktadır. Uygunluğun hangi noktaları kapsaması gerektiği, yeteri kadar açık ve kesin olmamakla birlikte, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 2/I maddesinde hükme bağlanmıştır. Bu hükme göre, “Taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki noktalar üzerinde durulmamış olsa bile, sözleşme kurulmuş sayılır. İkinci derecedeki noktalarda uyuşulamazsa hâkim, uyuşmazlığı işin özelliğine bakarak karara bağlar. Sözleşmelerin şekline ilişkin hükümler saklıdır”. Maddeden de anlaşılacağı üzere, kanun, bir sözleşmenin esaslı noktaları ile ikinci derecedeki (yan) noktaları arasında ayırım yapmakta ve yan noktalardan birinin, bir kaçının veya hepsinin saklı tutulmasına, yani bunlar hakkındaki anlaşmanın ileriye bırakılmasına rağmen, esaslı noktalarda anlaşmaya varılmışsa, sözleşmenin kurulmuş olduğunu kabul etmektedir. Buna karşılık, saklı tutulan, yani kararlaştırılması ileriye bırakılan nokta, ikinci derecedeki (yan) nokta değil de, sözleşmenin esaslı noktalarından ise, bu durumda sözleşmenin kurulması da ileriye bırakılmış sayılır ve hâlihazırda kurulmuş bir sözleşmenin varlığından söz edilemez.
Somut olayda; davalı şirket tarafından teklif verilecek ihalenin başarı şartına bağlı olarak, davacı tarafından "Münhasırlık ve Müsait Olma Beyanı" imzalanarak davalı şirkete iletilmiştir. Uygunluk beyanı niteliği gereği, ihalenin davalı şirket üzerinde bırakılması durumunda projede belirtilen sürelerde çalışmasına engel bir durum olmadığını taahhüt eder belge niteliğinde olup, işin teknik doğası gereği ihalenin davalı şirket üzerinde bırakılması ve davacının ücret karşılığında çalışmayı kabul etmesi esaslı unsurlarını kapsayan sözleşmesinin kurulabilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu durumda, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulduğundan bahsedilemeyecek olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.