Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2248 K.2025/2006
3. Hukuk Dairesi 2024/2248 E. , 2025/2006 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/480 E., 2024/579 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2023/171 E., 2024/51 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilli ... ile davalı ...'ın 20.10.2020 tarihli harici taşınmaz satış sözleşmesi ile davaya konu taşınmazın satışına ilişkin olarak 920.000,00 TL bedel karşılığında anlaştıklarını, sözleşme uyarınca müvekkilinin taşımazın satış bedelinin 405.000,00 TL'sini davalı ...'a peşin ve nakden ödediğini, davalı ...'ın taşınmaz satışına ilişkin bakiye alacaklarını ilk sözleşme ile belirlenen süre içerisinde talep ettiğini, müvekkilinin ise enflasyon, ekonomik kriz vs. sebeplerle bankadan kredi alamadığı için bakiye borcunu ödeyemediğini, taşınmaz satışına ilişkin bakiye alacağın ödenmemesi üzerine tarafların 20.10.2020 tarihli sözleşmeyi revize ederek 01.01.2021 düzenlenme tarihli 1.270,000 TL bedel üzerinden yeni bir harici taşınmaz satış sözleşmesi imzaladıklarını, bu sözleşmeye ek olarak ilk sözleşmeye bağlı kalınarak müvekkilinin davalı ...'a 26.11.2020 düzenlenme tarihli 30.11.2021 vade tarihli 69.000,00 USD bedel içeren taşınmazın satışından kaynaklanan alacağa teminat oluşturması için senet düzenleyerek teslim ettiğini, bu senedin davalı ...'a ikinci sözleşme imzalanmadan teslim edilmiş olsa da yeni sözleşme kurulmasına rağmen senedin davalı ...'ta kalmaya devam ettiğini, müvekkili ile davalı ...'ın 01.01.2021 düzenlenme tarihli yeni bir sözleşme akdetmeleri üzerine 20.10.2020 tarihli taşınmaz satış sözleşmesi üzerine adı geçen sözleşmenin sona erdirildiğini, 69.000,00 USD ödeme yapıldığı durumda 01.01.2021 tarihli sözleşme uyarınca taşınmazın tapuda müvekkili adına kayıt ve tescil edileceği hususunda anlaştıklarını, 69.000,00 USD tutarlı senedin bakiye alacağa ilişkin verildiğini, takibe konu senedin lehtarı davalı ... olmasına rağmen, taşınmaz satış sözleşmesinin davalı ...'ın yetkili müdürü olduğu davalı ... İnşaat adlı şirketle yapıldığını, satış sözleşmesinin yapıldığı şirket ile senet alacaklısı lehtar farklı gerçek ve tüzel kişiler olsalar dahi aralarındaki hukuki ve fiili bağlantının kuşkuya mahal vermeyecek şekilde açık olduğunu, bu durumun açıkça davalı ...'ın lehtar bulunduğu takibe konu senet satış sözleşmesinden kalan borca ilişkin verildiğini, aksinin kabulünün mümkün olmadığını, sözleşmenin ifa imkanı bulunmadığından adı geçen davaya konu senedin iptali gerektiğini, müvekkilinin davalıdan bakiye borcu olan 865.000,00 TL'yi ödeyerek taşınmazın tapuda kendi adına devir ve tescilini talep ettiğini, 27.01.2022 tarihli ihtarname ile tapunun devrini ve kalan bakiyenin ödenmesini talep ettiklerini, davalının tüm talep ve ihtarlara kayıtsız kalarak devir borcunu yerine getirmediği gibi sözleşmeden kalan borca ilişkin teminat olarak alınmış olan 69.000,00 USD bedel içeren senedin icra takibine konu edildiğini, müvekkilinin tüm varlığına haciz işlemi uygulandığını, adı geçen senedin davalı tarafa teslim edildiğini, ilk haline ilişkin malen ve nakden kaydı dahi olmamasına rağmen davalı tarafça senede nakden kaydı düşülerek haksız şekilde senedin icra takibine konu edilmesinin kötü niyeti gösterdiğini ileri sürerek; davanın kabulü ile davalılar aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; derdestlik itirazlarının bulunduğunu, müvekkillerinden ... yönünden dava şartı olan arabuluculuğun gerçekleştirilmediğini, müvekkili şirket yönünden husumet itirazlarının bulunduğunu, icra takibine konu senedin teminat senedi olduğundan bedelsiz bulunduğu iddiasının yerinde olmadığını, ispat yükü üzerinde olan davacının teminat senedi iddiasını ve borçlu olmadığını yazılı delille ispatlaması gerektiğini, davacının dava dilekçesi ekinde yer alan, aslı sunulmayan, gerçek olmayan ve hiçbir aşamada müvekkillerince kabul edilmeyen sözleşmelerde dahi herhangi bir teminat senedinin varlığından bahsedilmediği gibi bir atıf da bulunmadığını, sözleşmeler üzerinde yer alan tarihler ile senet üzerinde mevcut tarihlerin de birbiriyle uyuşmadığını, davacının iddiasının aksine müvekkilinin savcılık soruşturma dosyasındaki ifadesinin hiçbir şekilde senedin teminat senedi olduğu iddiasını doğrulamadığını, davacının dava dışı eşinin beğendiğini söyleyerek şirkete ait bir villaya talip olduğunu, müvekkilinin aralarındaki samimiyete istinaden ve davacının kredi çekerek ödeyeceği beyanına güvenerek para almadan villada oturmasına izin verdiğini, davacının devam eden süreçte ödeme edimini yerine getirmediğini, oturmaya başladıktan yaklaşık bir yıl sonra bu kez villada kiracı olarak kalmak istediğini söyleyince müvekkili şirket ile aralarında kira sözleşmesi akdedildiğini, ancak davacının kira bedellerini ödemeyerek müvekkili şirketi zor duruma düşürdüğünden hakkında icra takibi başlatıldığını, Sakarya İcra Hukuk Mahkemesinin 13.09.2022 tarihli kararıyla taşınmazın tahliyesine karar verildiğini, bu kararın Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin kararı ile kesinleştiğini, davacının kötü niyet tazminatı istemine itiraz ettiklerini, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasının yasal dayanağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 2022/1802 Esas sayılı icra dosyası üzerinden davacının davalı ...'a (... İnşaat Yetkili Müdürü) herhangi bir borcu olmadığının tespitine ve senedin bedelsizlik sebebiyle iptaline karar verilmesini talep ettiği, davanın yalnızca takip alacaklısına yöneltilmesi gerektiği, 2022/1802 Esas sayılı dosyasının takip alacaklısı ve senet lehtarının davalı ... olup, diğer davalı şirketin senetle ve icra dosyasıyla herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, bu nedenle davacının davalı şirkete yönelik davasının pasif husumet yokluğu nedeni ile usulden reddi gerektiği, dava açılmadan önce başvurulması gereken dava şartı olan arabuluculuk başvurusu davalı ... yönünden yerine getirilmediğinden davalı ... yönünden dava şartı yokluğu nedeni ile usulden ret kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle; davacının davalı ... İnşaat şirketine yönelik davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle, davalı ...'a yönelik davasının arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece, davalı şirkete yönelik davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle, davalı ...'a yönelik davanın (arabuluculuk) dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verildiği, her iki davalı hakkında esasa ilişkin olmayan usuli nedenlerle red kararı verildiğinden davalılar lehine tek vekalet ücreti takdirinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili; müvekkili ... İnşaat şirketi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle, müvekkili ... yönünden ise arabuluculuk dava şartı sağlanmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, yürürlükteki mevzuat uyarınca ayrı red sebebi ile davanın reddine karar verildiğinden müvekkilleri lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurularının reddi gerekçesinin de yerinde olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, icra takibinden sonra açılan borçlu olunmadığının tespiti ve senedin bedelsizlik sebebiyle iptali taleplerine ilişkindir.
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, her iki davalı hakkında usuli nedenlerle red kararı verildiğinden davalılar lehine tek vekalet ücreti takdirinde isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.