Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2710 K.2025/2008
3. Hukuk Dairesi 2024/2710 E. , 2025/2008 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2023/834 E., 2024/123 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalıların satıcısı ve ithalatçısı bulunduğu Range Rover Sport 3.0 SDV 6 tipindeki 2016 model otomobili 29.04.2016 tarihinde 203.000,00 Euro bedelle satın aldığını, aracın öncelikle motor arızası vermesi nedeniyle servise girdiğini, daha sonrasında ise araçtan ses gelmesi nedeniyle servise müracaat ettiğini, arızanın giderildiği söylenerek aracın müvekkiline teslim edildiğini, ancak tamir edildiği söylenen araçta, kullanıma başlandıktan kısa süre sonra aynı sesin devam ettiğinin tespit edildiğini ve yeniden servise götürüldüğünü, araçtaki sesin giderilmediğini, 13.01.2017 tarihinden itibaren aracın davalılardan ... Oto Servis ve Ticaret A.Ş. 'de bulunduğunu, araçta üretimden kaynaklı ayıp bulunduğunu ileri sürerek; aracın ayıpsız misli ile değişimine, bu mümkün olmadığı takdirde bedel iadesi ve aracın kullanılamamasından kaynaklı tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... Şirketi vekili; dava konusu araçta gizli ayıp olduğunu kabul etmemekle birlikte araçta gizli ayıbın mevcut olduğu kabul edilecek olsa dahi hak düşürücü sürelere uyulmadığını, somut olayda davacının aracını en son 13.01.2017 tarihinde müvekkili şirketin servisine getirdiğini ve yaklaşık 30 gün sonra 09.02.2015 tarihinde müvekkili şirkete gönderdiği ihtarname ile ayıp ihbarında bulunduğunu, dava konusu araçta davacının iddia ettiğinin aksine üretim hatasından kaynaklı herhangi bir ayıp bulunmadığını, müvekkili şirketin Range Rover marka araçların yetkili satıcısı ve servis sağlayıcısı olduğunu, Range Rover marka araçların Türkiye distribütörlüğünü diğer davalı ... Otomotiv Pazarlama ve Tic. A.Ş.'nin yaptığını, müvekkili şirketin gerek aracın satış işlemleri gerek servis işlemlerinin gerçekleştirilmesi noktasında yetkili satıcı ve servis sağlayıcı bayi olarak üzerine düşeni eksiksiz olarak yerine getirdiğini, dava konusu aracın herhangi bir ayıbının bulunmadığını, araç üzerindeki bahse konu şikayetlerin çok basit müdaheleler ile giderildiğini, davacının giderilemediğini iddia ettiği ses şikayetinin ise esasında hiç bir Range Rover kullanıcısının dikkatini dahi çekmeyecek ölçüde çok da rahatsızlık vermeyecek düzeydeki seslerden kaynaklandığını, davacının onarım hakkını kullandıktan sonra diğer seçimlik haklara başvurabilmesi icin aranan yasal koşulların dava konusu ihtilafta gerçekleşmediğini, servis kayıtlarından da görüleceği üzere aracın 30 iş günü olan yasal tamir süresi icerisinde onarıldığını, dava konusu aracın tamir edilerek sorunlarının tamamen giderildiğini, davacının seçimlik hakkını daha önce aracın onarılması yönünde kullandığını, bu aşamada aracın onarılması talebinden vazgeçilmesinin kanun maddeleri ile yerleşik içtihatlara göre mümkün bulunmadığını, bununla birlikte aracın halen davacı tarafından kullanıldığını ve tam fayda elde edilmeye devam edildiğinden davacının aracın bedelinin iadesini içeren yeni taleplerinin reddi gerektiğini, davacının faiz talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, davanın öncelikle hak düşürücü süre nedeniyle reddine, davanın esasına girilmesi halinde ise esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ... Otomotiv Şirketi vekili; davacının birden çok seçimlik hak talebine birlikte yer vermiş olup; tercih edilen seçimlik hakkın belirlenmesi ve hasredilmesi gerektiğini, dava konusu araçta üretimden kaynaklanan bir ayıp veya kusur bulunmadığını, araçta varlığı iddia edilen ses şikayetinin ise basit bir onarım ile giderildiğini, davacı tarafından dava dilekçesinde belirtilen borusan oto avcılar servisine motor arızası sebebiyle servis girişi yapıldığı iddiasının gerçeklik arz etmediğini, ... Oto servis kayıtları incelendiğinde motorda herhangi bir arıza görülmemiş olup nox sensörlerinden birinin değişimi yapıldığını, müşterinin ücretsiz onarım hakkını kullanması neticesinde birkaç saatlik basit bir onarım ile aracın teslim edildiğini ve bir daha böyle bir arıza yaşanmadığını, davacının aracındaki arıza çok basit bir arıza olup, basit bir müdahale ile, yasal süresinde, ücretsiz olarak giderilip aracın tamamen çalışır halde yetkili servisler tarafından teslim edildiğini, araçta herhangi bir ayıp söz konusu olmadığı gibi, araç sorunsuz bir şekilde teslim edilmeye hazır iken davacının kendi isteği ile aracını almayacağını ve dava açacağını belirttiğini, aracın son olarak diğer davalı ... oto servisine teslim edildiği tarihe kadar davacı tarafından sorunsuz bir şekilde kullanıldığını, araca ilişkin misli ile değişim talebinin hakkaniyete uygun olmayacağı gibi, aksi kabul edilecek olduğu taktirde davacının araçtan elde ettiği faydaların mahsubu gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi'nin 04.04.2019 tarihli kararı ile; davaya konu araçta üretim kaynaklı ayıp olup olmadığının tespitine yönelik davaya konu araç üzerinde yaptırtılan bilirkişi incelemesinde, araçta üretim kaynaklı ayıbın mevcut olmadığı, davacının ücretsiz onarım hakkını kullandığı, arızanın dava açılmadan önce giderildiği, 6502 sayılı Kanunun 11. maddesinde sayılan hakların seçimlik hak niteliğinde olup karşı tarafın rızasına veya onayına bağlı olmadığı, ancak kullanılmakla tükenen haklardan olduğu, davacının onarım hakkını kullanarak bu seçimlik hakkını kullandığı, bilirkişi raporuyla da davaya konu aracın arızasıyla ilgili olarak basit nitelikli parça değişimi ve onarımlarla gerekli müdahalelerin yapıldığının belirtildiği, yapılan onarımların davaya konu araçta değer kaybına yol açmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 26.05.2022 tarihli kararı ile; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporu ve değerlendirmenin yerinde bulunduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairenin 04.07.2023 tarihli ilamıyla; bilirkişi tarafından araçtaki ses şikayetine yönelik olarak ses ölçüm cihazı kullanılmaksızın subjektif değerlendirme ile yapılan incelemede ses şikayetinin tamamen giderilmediğinin tespit edildiği, ancak bu hususun kullanıma engel olmadığı yönünde kanaat bildirildiği, davacı vekilinin itirazı üzerine alınan ek raporda da itirazların karşılanmadığı, bilirkişi raporunun bu hali ile hükme esas alınmaya yeterli olmadığı, Mahkemece, konusunda uzman bilirkişi heyetinden, dava konusu aracın keşfen ve ses ölçüm cihazı kullanılarak incelenmesi suretiyle taraf ve yargı denetimine elverişli ve itirazları karşılar rapor alınması suretiyle sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile eksik inceleme ile hüküm tesisinin hatalı olduğu gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılıp İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamı uyarınca konusunda uzman bilirkişi heyetinden dava konusu aracın keşfen ve ses ölçüm cihazı kullanılarak incelenmesi ve alınacak rapora göre değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiş ise de gelinen aşamada davacı tarafça dava konusu aracın davalılardan ... şirketine satıldığı, akabinde de dava konusu aracın bu şirket tarafından dava dışı üçüncü kişiye satıldığı, Noterler Birliğine yazılan müzekkereye olumsuz cevap verilmesi nedeniyle aracın hali hazırdaki sahibi tespit edilemediği gibi üçüncü kişiye satışın yapıldığı 02.05.2019 tarihinden bu yana dava konusu araçta herhangi bir değişimin olup olmadığının bilinmediği ve sonuç olarak da bozma ilamında belirtildiği üzere keşif yapılarak bilirkişi raporunun alınmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla davacı tarafça iddia olunan ayıbın ispatlanamadığı ve bu halde dosyanın mevcut haliyle değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle dosyada bulunan bilirkişi raporu dikkate alınarak araçtaki ayıbın onarılarak giderildiği ve onarım hakkının kullanıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; bozmaya uyulmakla müvekkili lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu, Mahkemece söz konusu usuli kazanılmış hakka aykırı şekilde karar verildiğini, aracın değerinin çok altında imalattan ayıplı olarak davalılardan ... şirketi tarafından alındığını, bu durumun müvekkilinin zarar iddiasını ispat ettiğini, dava konusu aracın dava sürecinde davalılardan ... şirketinde bulunduğunu, arızası giderilemeyen ve yurt dışındaki üreticiye sebebi sorulan arızalı aracın müvekkiline hiçbir zaman iade edilmediğini, müvekkilinin arızalı aracı satmak zorunda kaldığını ve davalı ... şirketinden daha düşük değerde ve düşük model araç satın aldığını, davalı ... şirketinin dava konusu araca giderilemeyen ses sorunu ve servis kayıtlarına göre arızalı olarak değer biçtiğini ve 820.000,00 TL bedelle bu aracı satın aldığını, satışın yapıldığı tarih olan 30.04.2019 tarihinde 1 Euronun 6.6951 TL olduğunu, müvekkilinin aracı Euro bazında 122.478,00 Euroya davalı ... şirketine sattığını, davalı ... şirketinin 2016 yılında 203.000,00 Euroya sattığı ve sadece 9 ay kullanılan sıfır kilometreye ( 1.165 km) yakın aracı dava boyunca 2 yılı aşkın süre yedinde tuttuktan sonra 122.478,00 Euroya geri aldığı nazara alındığında dava konusu aracın ayıplı olduğunun davalı ... tarafından da kabul edildiği ve imalattan arızalı araca düşük değer belirlendiğinin açık olduğunu, bozma ilamı ile bozma öncesinde hükme esas alınan raporun yetersiz olduğu belirtilmesine rağmen
Mahkemece bozma sonrasında da söz konusu yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, müvekkilinin davalılarca imalattan arızalı aracı satmaları nedeniyle uğradığı gerçek zararın aracı aldığı bedel olan 203.000,00 Euro ile davalı ... şirketince aracın alındığı bedelin satış tarihindeki Euro karşılığı olan 122.478,00 Euro arasındaki fark olan 80.522,00 Euro olduğunu, aradaki bu farkın zarar olgusunu ispat ettiğini, dosyanın yeni bir bilirkişiye tevdi edilerek davalıların 203.000,00 Euroya müvekkiline sattığı dava konusu aracın davalıların iade aldığı 30.04.2019 tarihindeki piyasa rayiçlerine göre 2. el değerinin tespiti ile davalıların aracı imalattan ayıplı değer biçerek satın alıp almadığının, müvekkilinin zarar edip etmediğinin tespiti ile müvekkilinin dava sürecinde araçsız kalması sebebi ile oluşan zararının tespitinin gerektiğini, Mahkemece bu yöndeki taleplerinin dikkate alınmadığını, araçta sebebi bilinmeyen ses olduğu ve bu sesin giderilemediğinin dosya kapsamındaki delillerle sabit olduğunu, davanın İlk Derece Mahkemesince reddedilmesi üzerine davalılardan ... şirketinin dava konusu aracı kendi belirlediği ayıplı değer ile iade aldığını, Mahkemenin Garanti Belgesi Yönetmeliğini de kararında tartışılmadığını, aracın onarımının seçildiği ve ayıbın giderildiği yönündeki tespitin hatalı olduğunu, müvekkilinin yeni aldığı ve kullanımdan kaynaklanmayan üretim hatasının gizli ayıp niteliğinde olduğunu, davalılar lehine fahiş miktarda vekalet ücretine hükmedildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık,ayıp iddiasına dayalı aracın misli ile değiştirilmesi, mümkün olmaması halinde bedel iadesi ve aracın serviste kaldığı sürelere ilişkin olarak tazminat istemine ilişkindir.
1. Kural olarak bozma kararına uyulmakla; orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda, lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda mahkeme için zorunluluk doğar. Öte yandan, bozma kararı dışında kalan yönler ise kesinleşir. Belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK). Bu kazanılmış hak yeni bir hükümle ortadan kaldırılamaz. Bu ilke kamu düzeni ile ilgili olup, Yargıtay tarafından kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Hâkimin değişmesi dahi açıklanan bu hukuki ilkeye etki yapamaz.
2.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’nun 11 maddesi: (1) Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici;
a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,
b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,
c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,
ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme,
seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. şeklindedir.
3. Türk Borçlar Kanunu’nun 228/2. maddesi gereğince satılan mal başkasına temlik edilmiş ise, alıcı ayıp nedeniyle bedel iadesini değil, ancak, ancak değerindeki eksiklik karşılığının satış bedelinden indirilmesini isteyebilir.
4.Somut olayda; Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmesine rağmen dava konusu aracın yargılama sürecinde önce davalılardan ... şirketine 30.04.2019 tarihli araç satış sözleşmesi ile 820.000,00 TL bedelle satıldığı, sonrasında da bu şirket tarafından 02.05.2019 tarihinde 830.000,00 TL bedelle dava dışı 3. kişiye satıldığı, aracın hali hazırdaki sahibinin tespit edilemediği gibi 3. kişiye satışın yapıldığı 02.05.2019 tarihinden bu yana dava konusu araçta herhangi bir değişimin olup olmadığının bilinmediği ve sonuç olarak da bozma ilamında belirtildiği üzere keşif yapılarak bilirkişi raporunun alınmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla davacı tarafça iddia olunan ayıbın ispatlanamadığı ve bu halde dosyanın mevcut haliyle değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle dosyada bulunan bilirkişi raporu dikkate alınarak araçtaki ayıbın onarılarak giderildiği ve onarım hakkının kullanıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, Mahkemece, davacı vekilinin 25.10.2023 tarihli beyanı ve dosyaya sunduğu beyan dilekçeleri ile dava konusu aracın davalılardan ... şirketine 820.000,00 TL bedelle satıldığı bildirilmiş olmakla, davacının malı ayıp nedeniyle eksik bedel ile sattığı kabul edilerek, bu yönde gerekli inceleme ve araştırma yapılarak, gerektiğinde konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle, ayıp nedeniyle satıma konu aracın değerinde azalma olup olmadığı, var ise ne miktarda azalma olduğu tespit ettirilerek ve aracın kullanılamamasından kaynaklı tazminat talepleri yönünden de değerlendirme içerir rapor alınıp sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile ve davacı yararına oluşan usuli müktesep ilkesine aykırı şekilde yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
09.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.