Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2348 K.2025/1977

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2348 📋 K. 2025/1977 📅 08.04.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/2348 E.  ,  2025/1977 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/730 E., 2024/685 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacıların eşi ve babaları olan ...’yı 19.01.2010 tarihinde öldüren küçük ... aleyhine Sinanpaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/268 Esas sayılı dosyası ile tazminat davası açıldığını, bu davada müvekkilleri lehine maddi ve manevi tazminata karar verildiğini, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 369. madde hükmü gereğince davalıların, ...’in müvekkillerine vermiş olduğu zarardan dolayı sorumlu bulunduklarını, davaya konu olayın olduğunu tarihte suçun faili ...’in babası ve annesinin sağ olduğunu, babası ...’in 05.11.2012 tarihinde vefat ettiğini, kanuni mirasçıları ... ve oğlu ...’in müvekkillerine verilmiş olan zarardan sorumlu tutulması gerektiğini, 4721 sayılı Kanun'un 369. maddesi gereğince anne-babanın küçüğün verdiği zararlardan kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu, müvekkillerinin zarara uğradıklarının Sinanpaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/268 E. sayılı dosyasında tespit edildiğini ileri sürerek; şimdilik davacılardan ... için 100,00 TL, ... ve Veli için 50,00’şer TL destekten yoksun kalma tazminatı, ... için 5.000,00 TL, ... için 3.000,00 TL, Veli için 3.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah ile davacı ... için maddi tazminat talebini 437.074,34 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.02.2022 tarihli kararıyla; davacıların destekten yoksun kalma tazminatı hesabı yapılırken herhangi bir müterafik kusur indirimi yapılmasına yer olmadığı, olayda haksız fiilin faili olan ...'in %100 kusurlu olduğu, davalı anne ve olaydan sonra vefat eden babanın kurtuluş kanıtı getiremedikleri, bu durumda eldeki davada davalı anne ...'nin 4721 sayılı Kanun'un 369. maddesine göre ev başkanının sorumluluğu hükümlerine göre tazminattan sorumlu olup; diğer davalılar ... ve ... ise vefat eden ebeveyn ...'in ev başkanının sorumluluğu hükümlerine tabi olması ve akabinde vefatıyla birlikte borçlarının da mirasçılarına aktarılmış kabul edilmesi sebebiyle bu ölümden ve tazminattan sorumlu oldukları, tazminat bilirkişisi tarafından hazırlanan raporda güncel içtihatlar ve aynı olay nedeniyle Mahkemenin 2010/268 E., 2014/115 K. sayılı ilamı ile karara bağlanan ve kesinleşen tazminat tutarları da dikkate alınarak destekten yoksun kalma tazminatı hesabı yapıldığı, davacılar ... ve Veli yönünden ilk kararda hükmedilen tazminatın mahsubundan sonra bakiye olarak herhangi bir destekten yoksun kalma tazminatına yer olmadığı sonucuna ulaşıldığı; ancak davacı ... için bakiye olarak 437.074,34 TL tazminatın hesaplandığı, ölümün meydana geliş şekli, ölen ve geride kalan davacı yakınlarının sosyal ve ekonomik durumu, bu kayıptan dolayı çekmiş oldukları elem ve ızdırap göz önünde tutulduğunda talep olunan manevi tazminat tutarlarının makul olduğu gerekçesiyle; ilk hükümdeki tazminat tutarlarıyla bağlı kalınmaksızın davanın kısmen kabulüne, 437.074,34 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 5.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine, davacılar ... ve Veli'nin destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin reddine, 3.000,00'er TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak ... ve Veli'ye verilmesine karar verilmiş; karara karşı, davalılardan ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 09.02.2023 tarihli kararıyla; davalı haksız fiil faili ... aleyhine açılan 2010/268 E., 2014/115 K. sayılı davada maddi ve manevi tazminat talebinin hükme bağlanmış ve taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olduğundan, davacıların aynı olaya ilişkin olarak 4721 sayılı Kanun'un 369. maddesi kapsamında anne ve babaya ev başkanının sorumluluğu kapsamında yeniden bir dava açamayacağı, bunun yanında niteliği itibariyle manevi tazminat bölünemeyeceğinden bir defada istenilmesi gerektiği, davalıların eylemleri nedeniyle müteselsil sorumlu oldukları, bu itibarla kesinleşen dosyadan ayrı manevi tazminata da hükmedilemeyeceği, bu halde maddi ve manevi tüm tazminat taleplerin reddi gerekirken kabul kararının yanlış olduğu gerekçesiyle; istinaf yoluna başvurmayan diğer davalılar ... ve ... yönünden davacı lehine oluşan usulü kazanılmış hak ilkesi dikkate alınarak, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davacıların davalı ... aleyhine açtıkları maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine, istinaf yoluna başvurmayan davalılar ... ve ... yönünden davacı lehine oluşan usulü kazanılmış hak ilkesi dikkate alınmak, bu davalılar yönünden İlk Derece Mahkemesi kararı aynen korunmak sureti ile 437.074,34 TL destekten yoksun kalma tazminatının haksız fiil tarihi olan 09.01.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine, davacılar ... ve Veli için davalı ... ve ...'den destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin reddine, 5.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 09.01.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine, 3.000,00'er TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 09.01.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müteselsilen alınarak davacı ... ve Veli'ye verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılardan ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Dairece verilen 23.01.2024 tarihli ilamla; sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, fiil ehliyetine sahip bulunmayan küçükler tarafından haksız ... işlenmesi durumunda sorumluluğun iki çeşit olduğu, olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. maddesi uyarınca küçüğün haksız eylemin faili olarak, aile başkanının ise 4721 sayılı Borçlar Kanunu'nun 369. maddesi uyarınca zarar görene karşı sorumlu oldukları, her iki sorumluluğun da birbirinden farklı hukuki nedenlere dayalı olup zarar görenin, küçüğe ve aile başkanına karşı birlikte veya ayrı ayrı davalar açabileceği, aynı zarardan her ikisinin de kendi malvarlıkları ile ayrı ayrı sorumlu oldukları, bir davada zarara hükmolunmasının diğer dava yönünden (zarar ödenmiş olmadıkça) hukuki önem taşımayacağı, tahsilde tekerrüre sebep olunmaksızın aynı zarara iki ayrı davada hükmolunmasının olanaklı olduğu, Bölge Adliye Mahkemesince; 4721 sayılı Kanun'un 369. maddesi uyarınca tahsilde tekerrüre sebebiyet verilmemek kaydıyla haksız fiilin failinin eylemi nedeniyle açılan davada belirlenen zarar tutarının davalılardan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle davanın tümden reddine karar verilmiş olması doğru görülmediği gerekçesiyle, kararın davacı ... yararına bozulmasına karar verilmiştir.
2.Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 4721 sayılı Kanun'un 369. maddesi uyarınca tahsilde tekerrüre sebebiyet verilmemek kaydıyla haksız fiilin failinin eylemi nedeniyle açılan davada belirlenen zarar tutarının davalılardan tahsiline karar verilmesi gerektiğinden bahisle, 437.074,34 TL destekten yoksun kalma tazminatının Sinanpaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/268 E., 2014/115 K. sayılı sayılı kesinleşen ilamı ile hükmedilen tazminatın tahsilde tekerrüre sebebiyet verilmemek kaydıyla haksız fiil tarihi olan 09.01.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...’e verilmesine, davacılar ... ve Veli için destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin reddine, 5.000,00 TL manevi tazminatın Sinanpaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/268 E., 2014/115 K. sayılı sayılı kesinleşen ilamı ile hükmedilen tazminatın tahsilde tekerrüre sebebiyet verilmemek kaydıyla haksız fiil tarihi olan 09.01.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine, 3.000,00'er TL manevi tazminatın Sinanpaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/268 E. 2014/115 K. sayılı sayılı kesinleşen ilamı ile hükmedilen tazminatın tahsilde tekerrüre sebebiyet verilmemek kaydıyla haksız fiil tarihi olan 09.01.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... ve Veli'ye verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılardan ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili; sorumluluk yalnızca ev başkanında olup, müvekkiline herhangi bir kusur ve sorumluluk atfı yapılamayacağını, davacıların ...’e karşı aynı sebeplerle dava açtıklarını ve bu davada davacılar lehine destekten yoksun kalma tazminatına ile manevi tazminata hükmedilmediğini, Mahkemece müvekkile kalan mirasın borca batık olup olmadığının değerlendirilmesi yapılmadan hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hesaplama yapılırken olay tarihinin değil de rapor tarihinin baz alınması usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ev başkanının sorumluluğu esasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
1. Mahkemece uyulan bozma ilamının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı anlaşılmakla; davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Kural olarak bozma kararına uyulmakla; orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda, lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda mahkeme için zorunluluk doğar. Öte yandan, bozma kararı dışında kalan yönler ise kesinleşir. Belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK). Bu kazanılmış hak yeni bir hükümle ortadan kaldırılamaz. Bu ilke kamu düzeni ile ilgili olup, Yargıtay tarafından kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Hâkimin değişmesi dahi açıklanan bu hukuki ilkeye etki yapamaz.
Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamında; tahsilde tekerrüre sebebiyet verilmemek kaydıyla, haksız fiilin failinin eylemi nedeniyle açılan davada belirlenen zarar tutarının davalılardan tahsiline karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesince; davacılardan ... lehine haksız fiil failine karşı açılan Sinanpaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/268 E., 2014/115 K. sayılı davada hükmedilen maddi tazminat tutarı olan 270.271,80 TL'ye hükmedilmesi gerekirken, uyulan bozma ilamına aykırı olarak sözü edilen davada belirlenen tazminat miktarını aşar şekilde 437.074,34 TL maddi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davalı ... yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.