Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/932 K.2025/1963
3. Hukuk Dairesi 2024/932 E. , 2025/1963 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1296 E., 2024/52 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bolu 1. Asliye (Tüketici) Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/61 E., 2023/298 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 08.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir
Belli edilen günde gelen davacılar vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkillerinin müşterek çocuğu ... ...'un davalı hastanede çalışan davalı doktorun ve hastanenin kusurlu davranışları sebebiyle 18.07.2016 tarihinde vefat ettiğini, davalı doktor hakkında başlatılan ceza yargılamasında Adli Tıp Kurumu (ATK) 8. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 29.05.2019 tarihli raporunda doktorun hatalı olduğunun bildirildiğini ancak bebeğin ölümü ile illiyet bağı tespit edilemediğinden beraat kararı verildiğini, doktor ve hastanenin en hafif kusurlarından dahi tam sorumlu olduklarını ileri sürerek; müvekkilleri için 400.000,00'er TL manevi tazminat ile hesaplanacak ve belirlenecek değeri artırmak suretiyle şimdilik 1.000,00'er TL maddi tazminatın ölüm tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri ayrı ayrı sundukları ancak içerik itibariyle aynı nitelikte olan cevap dilekçeleriyle; ceza yargılamasında alınan raporda bebek ...'ın ölümü ile doktorun yapmış olduğu tedavi arasında bir illiyet bağı bulunmadığının belirtildiğini ve bu rapor hükme esas alınarak verilen beraat kararının kesinleştiğini, herhangi bir kusurları bulunmadığını savunarak davanın reddini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; mahkemece aldırılan ve birbirini teyit eder nitelikte olan 06.01.2023 tarihli heyet raporu ile 12.04.2023 tarihli bilirkişi heyet raporlarında bebek Dinçer'in vefatında davalı hastane ve davalı doktorun tıbbi uygulamalarda herhangi bir tıbbi kusur ve ihmalin olmadığı, bu uygulamaların bebeğin daha sonraki vefatı ile bir illiyet bağının bulunmadığı, doktor ve sağlık ekibinin yaptığı tüm sağlık hizmeti ve tıbbi uygulamalar tıp biliminin güncel genel kabul görmüş kurallarına uygun olarak zamanında yapıldığının belirtildiği, hastanın yönetiminde herhangi bir ihmal, gecikme, kusur, eksiklik ve hata olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; mahkemece alınan bilirkişi raporlarında ceza dosyasında ATK 8. İhtisas Dairesince düzenlenen rapordaki çelişkilere ilişkin de gerekçeli açıklamalar yapıldığı, birbirini teyit eden bilirkişi raporları ile yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu, davacının onam yükümlülüğüne ilişkin de açık istinafının bulunmadığı, mahkemece dosyada bulunan delillerin takdirinde hata yapılmadan iddia ve savunma ile birlikte hukuka uygun şekilde değerlendirilmek suretiyle yasal ve hukuksal gerekçelere ve maddi delillere dayandırılarak verilmiş olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; bebeğin taburcu olana kadar düzenli şekilde kontrol edilmediğini, taburcu olduktan sonra bebeğin rahatsızlanması üzerine hastaneye gidildiğinde davalı doktorun bizzat gelip kontrol etmediğini, sarılık ihtimaliyle bebeğin fototerapiye alındığını ve durumunda herhangi bir iyileşme olmamasına rağmen bir saat sonrasında taburcu edilerek eve gönderildiğini, Üniversite hastanesinde de bebeğin durumunun kötü olduğu ve geç kalındığının belirtildiğini, ceza yargılamasında alınan raporda davalı doktorun kusurlu olduğunun açıkça belirtildiğini, hükme esas alınan raporların yetersiz olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekilin özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı iddiasından kaynaklanan maddi manevi tazminat istemine ilişkindir.
Kararda belirtilen gerekçelere, hükme esas alınan raporların taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olmasına, Ceza yargılamasında alınan raporda ''..fototerapi esnasında hastanın sıvı ihtiyacı olduğu, bunun yapılmamış olmasının bir eksiklik olduğu'' belirtilmişse de tazminata hükmedilmesi için gerekli olan ölüm ile bu eksiklik arasında illiyet bağının kurulamamış olmasına, ayrıca Hacettepe Üniversitesinde görevli akademik ünvana sahip bilirkişilerden alınan 12.04.2023 tarihli raporda; ''..hastanın fototerapi öncesi vücut ağırlığı kaybının sadece 80 gr normal (fizyolojik) sınırlarda olması, o sırada hastanın dehidrate olmadığını düşündürmektedir. Fototerapi süresi 1 saat olup oldukça kısadır. Herhangi bir sıvı kaybı yaratacağı düşünülmemiştir.'' şeklinde bu hususta açıklama yapıldığının anlaşılmasına göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.