Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/855 K.2025/1850
3. Hukuk Dairesi 2024/855 E. , 2025/1850 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/192 E., 2020/297 K.
DAVA TARİHİ : 09.03.2016
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir
Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ...'nin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı tarafından müvekkili aleyhine İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün 2014/5721 Esas sayılı dosyası ile .... isimli bir hastanın tedavi masraflarına ilişkin icra takibi başlatıldığını, söz konusu hastanın müvekkilinin bir dönem ortağı olduğu Özel ...Hastanesinde tedavi gören bir hasta iken yer olmadığı için İstanbul ... Hastanesinin yoğun bakım ünitesine yatmak üzere sevk edildiğini, dolayısıyla hastanın tedavisinden kaynaklı takibin borçlusunun müvekkili değil ...Hastanesi olduğunu ileri sürerek; söz konusu takipten ötürü borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiş, 10.04.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile takibin kesinleştirildiğini ve icra tehdidi altında 42.736,00TL'nin ödenmek zorunda kaldığını belirterek, 10.000,00 TL'nin 27.11.2017, 10.000,00 TL'nin 28.11.2017, 22.736,00 TL'nin 26.12.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesi istenmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; .... isimli hastayı davacının tanıdığını, söz konusu hastanın ...Hastanesinde geçirmiş olduğu liposuction ve abdominal germe operasyonu neticesinde oluşan komplikasyonlar nedeni ile davacı tarafından müvekkili hastaneye sevk edildiğini, hastanın tedavi masraflarının davacı tarafından ödeneceğinin taahhüt edildiğini, tedavi giderlerinin büyük kısmının da davacı tarafından ödendiğini, bakiye kısım ödenmeyince icra takibine konu edildiğini savunarak; davanın reddine ve davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 15.03.2016 tarihli kararıyla; davada, Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Mahkemenin 15.03.2016 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 06.03.2017 tarihli ilamla; dava dilekçesi tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik kararı verilmesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkına aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; estetik cerrah olan davacı doktorun ortağı bulunduğu Özel ...Hastanesinde dava dışı hasta üzerinde gerçekleştirdiği ameliyat sonrasında komplikasyon gelişmesi nedeniyle Özel ... Hastanesinin yoğun bakım servisine sevk edildiği ve davacı doktorun dava dışı hastayla yakından ilgilendiği, tedavi ücretinin büyük bir kısmının davacı tarafından ödendiği, hastanın yabancı uyruklu olduğu, hastayı getiren kişidavacı olduğu için geri kalan ücreti ödemeden taburcu edilmiş olduğu, hastanın tedavi giderlerini ödediği için geri kalan kısmının da davacıdan talep edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; her ne kadar Mahkemece tedavi ücretinin büyük bir kısmının müvekkili tarafından ödendiğini belirtilmiş ise de bunun doğru olmadığını, müvekkilinin hakkında yapılan takip kesinleşince muayenehanesinde haciz işlemi yapılması üzerine icra tehdidi altında ödeme yapmak zorunda kaldığını, ayrıca davalıya ödendiği söylenen 47.500,00 TL'nin müvekkili tarafından değil özel ...Hastanesi tarafından ödendiğini, müvekkilinden icra ve haciz yapılmak suretiyle tahsil edilen bedel dışında hastaneye para ödenmediğini, hastayı davalı hastaneye müvekkilinin bir dönem ortağı olduğu Özel ...Hastanesinin sevk ettiğini, dolayısıyla borçtan Özel ...Hastanesinin sorumlu olduğunu, hastanın müvekkilinin özel hastası olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava dışı hastanın tedavi masraflarının davacıdan tahsiline yönelik yapılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ilişkindir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereği; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.
6100 sayılı Kanun'un ''ispat yükü'' başlıklı 190. maddesinin birinci fıkrası; ''İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.''
6100 sayılı Kanun'un 200. maddesinin birinci fıkrası; ''Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle iki bin beş yüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.'' şeklindedir.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise, ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6).
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinde açılan menfi tespit davası sonucu verilecek hükmün niteliği belirtilmiş olup, icra takibinin iptaline hangi hallerde karar verileceği aynı Kanun'un 71. maddesinde açıklanmıştır.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davalı hastane tarafından, dava dışı hastanın yoğun bakımda tedavi gördüğü sürece ilişkin hastane masraflarından davacının sorumlu olduğu iddia edilmektedir. Bu durumda, ispat yükü hukuki ilişkinin varlığını ileri sürülen davalı tarafa aittir. Dava dışı hastanın hastane masraflarından bakiye ücretin davacı tarafından ödeneceği yönünde davacının bir taahhüdü bulunmadığı gibi, bu borcu davacının üstlendiğini davalı taraf ispatlayamamıştır. O halde açıklanan ilkelere göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, 28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.