Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2384 K.2025/1715
3. Hukuk Dairesi 2024/2384 E. , 2025/1715 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/460 E., 2023/1172 K.
DAVA TARİHİ : 12.06.2017
İLK DERECE MAHKEMESİ : İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/260 E., 2020/220 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılardan ... Vergi Dairesi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili bankanın ...şubesi müşterisi olan davalı ... Krom Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin diğer davalı ... Dairesinin mükellefi olduğunu, davalı şirketin muhtelif tarihli ihracat işlemlerinden kaynaklanan KDV iadesi alacaklarının müvekkili bankaya olan kredi borcunun teminatı olmak üzere temlik ettiğini, davalılardan Vergi Dairesine devire ilişkin bildirimin noterlikçe yapıldığını, 12.02.2016 tarihli ... yevmiye no'lu 558.000,00 TL bedelli temlik sözleşmesine istinaden davalılardan Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 24.02.2016 tarih ve 3056 sayılı cevabi yazısı ile 553.082,59 TL temlik alacağının müvekkili bankaya ödeneceğini kabul ettiğini, ancak davalı şirketin temlik akdinin hemen akabinde temlik sözleşmelerini tek taraflı feshettiğini, hukuken temlik sözleşmesinin tek taraflı olarak feshinin mümkün olmadığını, geçersiz ve haksız fesih ihbarlarını kabul etmeyerek davalı şirket aleyhinde alacakların tahsili amacıyla icra takibi başlattıklarını, davalı ... Dairesince 553.082,59 TL temlik alacağının davalı şirket hesabına aktarıldığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 553.182,59 TL'nin 15.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiş; 18.11.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini 1.215.835,96 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili; davanın süresinde açılmadığını, müvekkili İdare yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, esas yönünden ise, davacı bankanın diğer davalı şirket ile aralarında akdedilen bir temlik sözleşmesinin varlığı ve geçerliliği iddiası ile sözleşme dışı olan müvekkili İdareden tazminat talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, sözleşmenin tarafları bağladığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Davalı Muratoğlu Şirketi; cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ve davalı şirket arasında yapılan temlik sözleşmelerinin geçerli olduğu, KDV alacaklarının temlik sözleşmesine konu edilebileceği, yine davalılardan Vergi Dairesinin KDV alacaklarının temlike konu edilemeyeceğine yönelik bir itirazda bulunmadığı, alacağın devri bir tasarruf işlemi olup alacaklı tarafın alacağını borcunu ifaya yönelik temlik ettiği, temlik işleminden sonra alacağın artık devralana yani eldeki davada davacı bankaya geçtiği, ancak davalı şirketin bir gerekçe göstermeden tek taraflı sözleşmeyi feshettiği, tek taraflı feshin geçerli olabilmesi için devredenin hata, hile gibi bir hukuksal nedene dayanması veya şarta bağlı bir temlik sözleşmesi olup şartın gerçekleşmemesi gerektiğini, somut olayda bu hususlar bulunmadığından temlik sözleşmesinin tek taraflı feshinin mümkün olmadığı, tek taraflı fesih mümkün olmadığından davalı şirketin artık temlik edilen alacak üzerinde bir tasarruf yetkisi kalmadığı, davalı şirketin tasarruf yetkisi temlik sözleşmesi ile son bulduğundan davalı şirketin diğer davalı ... Dairesinin ödemeleri ile her ne kadar sebepsiz zenginleşmiş ve malvarlığında artış olmuş ise de bu husus bu yargılamaya konu edilemeyeceğinden davalı şirket yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği, 6098 sayılı Kanunun 186. maddesine göre borçlu alacağın devredildiği, devreden veya devralan tarafından kendisine bildirilmemişse önceki alacaklıya iyiniyetle ifada bulunarak borcundan kurtulacağı, somut olayda davacı bankanın yapılan temlik sözleşmelerini diğer davalı ...
Dairesine bildirip ödemelerin tarafına yapılması gerektiğini belirtmesine rağmen davalı ... Dairesinin tek taraflı fesih ihbarını gerekçe göstererek diğer davalı şirkete ve dava dışı şirkete borcu ödediğini belirtip borçtan kurtulduğunu savunduğu, 6098 sayılı Kanunun 187. maddesine göre davacı bankanın ödemelerin kendisine yapılmasını bildirir yazısına rağmen davalı ... Dairesinin tek taraflı fesih ihbarını gerekçe göstererek diğer davalı şirkete söz konusu borcu ödemesinin hukuken geçerli olmadığı ve borcu sona erdirmediği, davalı ... Dairesinin 6098 sayılı Kanunun 187.maddesi uyarınca ifadan kaçınıp tevdii mahalli talep etmesi gerekirken bu yollara başvurmadığından davalı ... Dairesinin dava konusu borçtan sorumlu olduğu, davanın kısmi dava olarak açıldığı, davalı vekilinin ıslaha karşı zamanaşımı itirazının davaya konu KDV alacaklarının 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğundan yerinde bulunmadığı, her ne kadar davaya konu 4 adet temlik sözleşmesi miktar itibariyle ödemeye esas tutarlardan fazla ise de davadan sonra KDV düzeltilmelerinin yapıldığı ve davacı banka vekilinin ödemeye esas tutarlar yönünden talepte bulunduğu nazara alınıp taleple bağlı kalınarak ve ıslah talebi doğrultusunda değerlendirme yapıldığı gerekçesiyle, davanın ıslah talebi doğrultusunda davalılardan Maliye Hazinesi yönünden kabulü ile 553.082,59 TL 'nin dava tarihinden, 662.753,37 TL'nin ıslah tarihi olan 18.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalı Maliye Hazinesinden alınarak davacıya verilmesine, davalı Maliye Hazinesinin ıslaha karşı zamanaşımı itirazının reddine, diğer davalı şirket yönünden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki uyuşmazlığın, temlik sözleşmelerinin tek taraflı feshedilip feshedilemeyeceği hususundan kaynaklandığı, taraflar arasında yapılan alacağın devri sözleşmeleri, iki taraflı sözleşme olup, taraflardan birinin tek taraflı olarak bu sözleşmeden vazgeçmesinin mümkün olmadığı, tek taraflı feshin geçerli olması için, devredenin hata hile gibi hukuksal bir nedene dayanması veya şarta bağlanmışsa, şartın gerçekleşmemesinin gerekli olduğu, somut olayda, davalı şirket tarafından, alacağın temliki sözleşmelerinin herhangi bir gerekçe ileri sürülmeksizin "gördüğüm lüzum üzerine" denilmek suretiyle tek taraflı olarak feshedildiği, bu nedenle feshin geçersiz olduğunun kabulü gerektiği, taraflar arasındaki alacağın devri sözleşmelerinin, davacı banka tarafından davalı ... Dairesine gönderilerek, ödemelerin davacı bankaya yapılması gerektiğinin bildirildiği ve davalı ... tarafından da temliklerin teyit edildiği, alacağın devri sözleşmelerinin yapıldıkları andan itibaren, davalı şirketin sözleşmelerde belirtilen bedel üzerinde tasarruf yetkisinin kalmadığı, davalı şirketin tasarruf yetkisi kalmayan bir bedel üzerinde diğer davalı ... Dairesine havale emri vermesinin de mümkün olmadığı, davalı ...
Dairesinin, tek taraflı fesih ihbarını gerekçe göstererek diğer davalı şirkete ve dava dışı şirkete borcu ödediğini savunarak borçtan kurtulamayacağı, zira, alacağın çekişmeli olduğunu bilen davalı ... Dairesinin, ifadan kaçınıp tevdii mahalli talep etmesi gerekirken bu yola da başvurmadığı, bu nedenle borçtan sorumlu olduğu, dava konusu temlik sözleşmelerinde belirtilen KDV alacaklarının toplam 1.215.835,96.TL olup, davacı banka tarafından kısmı olarak açılan davada 553.182,59.TL'nın talep edilip, 18.11.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile dava dilekçesinde talep edilen alacak tutarının 662.653,37.TL arttırarak 1.215.835,96.TL'na yükseltildiği, davalı ... tarafından ıslaha karşı zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de, dava konusu KDV alacaklarının Vergi Usul Kanunu'nun 114. maddesi gereğince 5 yıllık zamanaşımına tabi olup ıslah tarihinde zamanaşımının dolmadığı, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı ... (Maliye Hazinesi) vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ...( Maliye Hazinesi) vekili; müvekkili İdarenin davada taraf sıfatın bulunmadığını, Mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, davacı bankanın diğer davalı şirket ile aralarında akdedilen bir temlik sözleşmesinin varlığı ve geçerliliği iddiası ile sözleşme dışı olan müvekkili İdareden tazminat talebinde bulunamayacağını, davadaki zarar iddiasına ve davanın açılmasına davacıyla arasındaki temlik sözleşmelerini hukuka aykırı, kusurlu ve kötü niyetli olarak fesheden diğer davalı şirketin sebebiyet verdiğini, tüm sorumlulukların diğer davalı şirkete ait olduğunu, davaya konu olan feshin geçerliliğinin Mahkemece incelenmediğini, tarafların sözlü beyanlarından başka hiçbir delil üzerinde inceleme yapılmadığını, davanın KDV alacaklarının tahsili amacıyla açıldığını ve 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, ıslahla artırılan kısmın zamanaşımına uğradığını, müvvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, alacağın temliki sözleşmesinin tek taraflı feshinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar; davacı banka ile davalı şirket arasında akdedilen temlik sözleşmelerinin herhangi bir gerekçe göstermeden tek taraflı feshedilmesinin geçersiz olduğu, alacağın temliki sözleşmelerinin yapıldıkları andan itibaren davalı şirketin dava konusu alacak üzerinde tasarruf hakkı kalmadığından ve özellikle davacı banka tarafından, davalı şirket ile akdettikleri temlik sözleşmelerinin davalı ... Dairesine yazılı olarak bildirildiği ve bu temliknamelerin davalı ... Dairesince de teyit edildiği nazara alındığında davalı ... Dairesince davalı şirkete ve dava dışı şirkete yapılan ödemelerin davalı ... Dairesini borçtan kurtarmayacağı, davalı ... tarafından ıslaha karşı zamanaşımı itirazının dava konusu KDV alacaklarının Vergi Usul Kanunu'nun 114. maddesi gereğince 5 yıllık zamanaşımına tabi olması nedeniyle yerinde olmadığı, Derece Mahkemelerince hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olup hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı şirketin ise temlik sözleşmesi ile dava konusu alacak üzerinde tasarruf hakkı kalmadığından davalı şirket yönünden verilen ret kararında bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre, davalı ... (Maliye Hazinesi) vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı Maliye Hazinesi harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.