Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2628 K.2025/1717

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2628 📋 K. 2025/1717 📅 19.03.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/2628 E.  ,  2025/1717 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/467 E., 2024/908 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/226 E., 2023/494 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu uyuşmazlığın niteliği gereği duruşma isteminin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkil şirketler adına tescilli taşıtlara ... noterince el koyma kararı uygulandığını, bu el koyma kararıyla birlikte müvekkili şirketlerin zilyetliğinde bulunan taşıtların satışına davalı noter tarafından icazet verilmediğini, bunun üzerine davalı notere ihtar gönderilerek yasal olmayan uygulamanın kaldırılmasının talep edildiğini, davalı noterin bu ihtarı kabul etmediğini, müvekkili şirketlerin mevcut taşıtlarının satışına icazet verilmezken, yeni taşıtlar almasına herhangi bir kısıtlama bulunmadığını ileri sürerek; müvekkili şirketlerin bundan önce doğmuş tüm zararları ve bu haksız durum düzeltilinceye kadar doğacak zararları saklı olmak üzere taleplerinin kabulü ile müvekkili şirketlerin asıl zilyedi (maliki) olduğu taşıtlar üzerine davalı noterce uygulanan hukuksuz el koymaların tespiti ile ivedilikle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı şirketlerin büyük ortaklarının soruşturuldukları FETÖ/PDY Terör Örgütü kapsamındaki dava nedeniyle yapılan soruşturmada savcılığın 11.08.2016 tarihli yazılarına istinaden gönderilen Sulh Ceza Mahkemesinin 11.08.2016 tarihli Değişik iş kararı ile trafik tescil bürosu tarafından davacı şirketlerin maliki olduğu araçların tesciline hak mahrumiyeti kararının istendiğini, bu kararı kaldıracak makamın da hak mahrumiyeti kararını veren Ceza Mahkemesi olması gerektiğini, davacı şirketlerin bu itirazını bu kurumlara yapması gerektiğini, müvekkilinin ... noterliğindeki görevine 10.10.2016 tarihinde başladığını, zaman yönünden de bu şerhin konulması ile müvekkili noterin bir ilgisi bulunmadığını, kaldı ki hak mahrumiyeti ekleme ve kaldırma yetki ve görevinin noterliklere Türkiye Noterler Birliğince uyulması gereken yasa yönetmelik ve genel yazılar çerçevesinde 14.02.2019 tarihinde verildiğini, davacı şirketlerin eldeki davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; eldeki davanın tespit davası olduğu, tespit davasında yalnız tespit hükmü verilebileceği, eda hükmü verilemeyeceği, ancak davacılar vekilinin tespit hükmü verilerek el koyma şerhinin de kaldırılmasını da isteyerek icra edilebilir bir hüküm elde etmeye çalıştığı, tespit davasıyla istenen hukuki korunmanın diğer dava çeşitlerinden biriyle sağlanabilmesi durumunda o konuda tespit davası açmakta hukuki yararın bulunmadığı, bu haliyle davacı şirketler vekili tarafından davalı noter hasım gösterilerek 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun (1512 sayılı Kanun)162. maddesi gereğince ileride açacağı tazminat davasında kullanmak üzere işlemin hukuka aykırı olduğunun tespitine karar verilmesinin istenmesinde hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut uyuşmazlığın soruşturma sırasında savcılık tarafından istenen Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen el koyma kararının soruşturmanın tarafı olmayan şirketler bakımından uygulanmasından dolayı davalı noter tarafından isteğe rağmen kaldırılmamış olması nedeniyle 1512 sayılı Noterler Kanununun 162. maddesi uyarınca hukuka aykırı olduğunun tespiti ile kaldırılması isteğine ilişkin olduğu, eldeki davanın tespit davası niteliğinde olduğu, davacılar vekilince tespit hükmü verilerek el koyma şerhinin de kaldırılması istenildiğinden icra edilebilir bir hüküm elde edilmek istenildiği, davacı şirketlerin tespit davasıyla istedikleri hukuki korumayı diğer dava çeşitlerinden biriyle sağlayabiliyorlarsa o konuda tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı, davacılar vekilince noterin kusursuz sorumluluğuna dayalı olarak tazminat davası açmaları halinde davalı noterin bir eyleminin bulunduğuna yönelik ispat külfetini şimdiden yerine getirmek ve bunu tespit ettirmek istedikleri, diğer bir anlatımla açılmış bir eda
davasında incelenecek olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 6, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 190. maddesinde düzenlenen ispat külfetinin yerine getirilip getirilmediği hususunu eda davası açmadan tespit ettirmek istedikleri, davacı şirketler vekilince davalı noter hasım gösterilerek 1512 sayılı Kanun'un 162. maddesi gereğince ileride açacağı tazminat davasında kullanmak üzere işlemin hukuka aykırı olduğunun tespitine karar verilmesini istemesinde hukuki yararının bulunmadığı, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili temyiz isteminde bulunulmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; müvekkili şirketlere haksız tedbir uygulandığının tespitine karar verilmesinde hukuki yarar bulunduğunu, söz konusu haksız uygulamaya yönelik tüm taleplerinin sonuçsuz kaldığını ve müvekkili şirketlerin taşıtlarına yönelik haksız uygulamanın davalı noterce devam ettirildiğini, şahıslara yönelik verilen el koyma tedbirinin müvekkili şirketler hakkında haksız olarak uygulandığını, müvekkili şirketlere karşı herhangi bir Mahkeme kararı olmadan davalı noterlikçe el koyma tedbiri uygulandığını, tüm taleplerine rağmen ilgili haksız tedbirlerin kaldırılmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, soruşturma sırasında Cumhuriyet Savcılığı tarafından istenen Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen el koyma kararının, soruşturmanın tarafı olmayan şirketler bakımından uygulandığı ve davalı noter tarafından isteğe rağmen kaldırılmadığının tespiti ile kaldırılması istemine ilişkindir.
Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, Derece Mahkemelerince de belirtildiği üzeredavacı şirketlerce davalı noter hasım gösterilerek 1512 sayılı Kanun'un 162. maddesi gereğince ileride açacağı tazminat davasında kullanmak üzere işlemin hukuka aykırı olduğunun tespitine karar verilmesini istemesinde hukuki yararı bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.