Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2717 K.2025/1718
3. Hukuk Dairesi 2024/2717 E. , 2025/1718 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/291 E., 2024/528 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/110 E., 2020/183 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılardan ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı ... vekili; müvekkilinin murisi ...'ın, ...sicil sayılı linyit madeninin 11.03.1959 tarihli makam oluruyla ... sicil sayılı linyit madenin 01.05.1959 tarihli makam oluru ile bulucusu kabul edildiğini, her iki sicilin birleştirilerek 50428 sayılı ruhsata bağlandığını, müvekkilinin murisinin adı geçen madenin bulucusu olduğunun davalı şirket aleyhine açılan İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/100 Esas sayılı dosyasına celp edilen Maden işleri Genel Müdürlüğünün 29.12.2015 tarihli yazısı ile kesin olarak belirlendiğini, müvekkilinin murisin tek çocuğu olup veraset ilamı uyarınca 3/4 miras payına sahip olduğunu, davalı şirketin müvekkilinin murisinin buluculuk hakkına sahip olduğu madenin 27.10.2010 tarihinden itibaren üretimini yapan tüzel kişilik olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 2012-2013-2014 yılları için ayrı ayrı 2.500,00'er TL olmak üzere toplamda 7.500,00 TL buluculuk hakkı bedelinin davalıdan avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 22.08.2016 tarihli dilekçeyle, buluculuk hakkı bedelinin tamamını tereke adına talep ettiklerini belirtip iştirak halinde mülkiyet gereği diğer mirasçı ...'in davaya muvafakatının alınmasını talep etmiştir.
2. Davacı ... vekili 10.02.2017 tarihli dilekçesiyle; davaya ilişkin beyanda bulunup, davacı ... yanında davaya katılmak istediğini belirtip, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; dava konusu maden sahasının buluculuk haklarının sona erdiğini, bu nedenle davacının dava açma hakkı bulunmadığını, müvekkili şirketin talep konusu madeni 2010 yılı sonundan itibaren rödovans sözleşmesiyle işletmeye başladığını, söz konusu sözleşme ile ruhsat sahibinin hala Türkiye Kömür İşletmeleri olduğunu, müvekkilinin ise rödovansçı olduğunu, müvekkilinin yaptığı sözleşme gereği idareye karşı sorumlu olup rödovans sözleşmesindeki bedeli, mevzuat gereği idareye ve üçüncü şahıslara ödenmesi gerekli tüm bedelleri ödediğini ve sorumluluuğu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğünün 05.05.2017 tarihli yazısında muris ...'ın 103 ve 456 sicil nolu sahalarda 2172 sayılı Devletçe İşletilecek Madenler Hakkında Kanun'un (2172 sayılı kanun) 11. maddesine göre buluculuk hakkının bulunmadığı, 2172 sayılı Kanun'un 18. maddesine göre Enerji Tabii Kaynaklar Bakanlığınca el konulduğunun bildirildiği, Kanun'un 11. maddesine göre devletçe işletilmesine karar verilen madenlerde buluculuk hakkının sona ereceği belirtilmekle davacının buluculuk hakkının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılardan ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkeme kararını istinaf eden davacı ...'nın aynı hukuki nedenlere ve aynı buluculuk hakkına dayanarak daha önce açtığı ve 2010-2011 yılları için talep ettiği alacak hakkına ilişkin olarak taraflar arasında İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/100 E., 2016/174 K. sayılı dosyasında görülerek sonuçlandırılan ve temyiz incelemesinden de geçerek 18.07.2020 tarihinde kesinleşen dosyadaki konuya ilişkin belirleme ve değerlendirmelerin eldeki davada varılan sonuçla örtüşmesi de dikkate alınarak, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili; buluculuk haklarına ilişkin olarak 2172 sayılı Kanun'un 11. maddesiyle getirilen kısıtlamanın Anayasa'nın 35. maddesine aykırı olduğunun karar yerinde gözetilmediği, ayrıca mahkemece buluculuk hakkına ilişkin 3213 sayılı Maden Kanunu'ndaki (3213 sayılı Kanun) ve 2172 sayılı Kanun dahi düzenlemelerin hatalı değerlendirildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 3213 sayılı Kanun'un 15. maddesinde düzenlenen "Buluculuk Hakkına" dayanılarak açılan alacak istemine ilişkindir.
2172 sayılı Kanun'un 11. maddesine ek; Devletçe işletilmesine karar verilen madenlerde buluculuk hakkının sona ereceğinin hüküm altına alınmasına ve özellikle hükmü temyiz eden davacı ... tarafından aynı hukuki nedenlere ve aynı madenlerdeki (103 ve 456 nolu) buluculuk hakkına ilişkin 2010 ve 2011 yılları için açtığı davada verilip temyiz incelemesinden de geçerek kesinleşen karar da nazara alındığında, Derece Mahkemelerince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.