Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2022/6449 K.2023/5255
1. Hukuk Dairesi 2022/6449 E. , 2023/5255 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/400 E., 2022/565 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın usulden reddi / Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Karadeniz Ereğli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/105 E., 2017/7 K.
Taraflar arasındaki kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvuru dilekçesinin reddine kesin olmak üzere karar verilmiştir.
Davacı vekilinin temyiz talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 18.10.2017 tarihli Ek Kararı ile temyiz başvuru dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Dairenin 26.10.2021 tarihli, 2021/3063 E., 2021/6093 K. sayılı kararıyla Bölge Adliye Mahkemesinin 18.10.2017 tarihli Ek Kararının ortadan kaldırılmasına ve Bölge Adliye Mahkemesinin davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin reddine ilişkin kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Dairenin bozma kararı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf talebi incelenerek başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı ile davalının kardeş olduğunu, mirasbırakan babaları ...'den davacıya intikal eden Kdz. Ereğli İlçesi Zindancılar Köyü 154 ada 8 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında mirasbırakan Mustafa adına tespit ve tescil edildiğini, dava konusu taşınmazla ilgili davalı tarafından bu taşınmazın 423,97 m2'lik kısmının kendisine ait olduğu gerekçesiyle Kdz. Ereğli 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nde mirasbırakan Mustafa'ya karşı dava açıldığını ve Mustafa'nın davayı kabulü nedeniyle 423,97 m2'lik kısmın 154 ada 8 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilerek davalı ... adına 154 ada 39 parsel olarak tesciline karar verildiğini, tescil kararının hatalı olduğunu 154 ada 8 parsel sayılı taşınmazın tarafların mirasbırakanı tarafından davacıya taksim edildiğini ileri sürerek davalı adına kayıtlı 154 ada 39 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde, davanın kesin hüküm nedeniyle reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Kdz. Ereğli 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/566 Esas, 2010/839 karar sayılı kararının Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, dosya tarafları ile bu davanın taraflarının aynı (mirasbırakaın vefat etmesi nedeniyle temyiz aşamasında davacı ... davaya dahili davalı olarak katılmış) olduğu, dava konusu taşınmazın da aynı olduğu, kesin hüküm bulunduğu gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 15.06.2017 tarihli, 2017/491 E., 2017/507 K. sayılı kararıyla, dava değerinin istinaf kanun yoluna başvurma sınırının altında olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin reddine kesin olarak karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Davacı vekilinin temyiz talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 18.10.2017 tarihli Ek Kararı ile temyiz başvuru dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
3. Dairenin 26.10.2021 tarihli, 2021/3063 E., 2021/6093 K. sayılı kararıyla, 3402 sayılı Kanun'un Ek 6 ncı maddesi ile "Kadastro Mahkemesinin veya askı ilan süresinden sonra, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan davalarda genel mahkemelerin verdiği kararlar ile orman kadastrosuna ilişkin davalarda bu mahkemelerce verilen kararlara karşı, miktar ve değere bakılmaksızın 12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre istinaf veya temyi kanun yoluna başvurulabilir." hükmünün getirildiği, bu hükmün henüz kanun yolu aşamasında olan dava dosyalarına yürürlük tarihinden bağımsız olarak sirayet edeceği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesinin 18.10.2017 tarihli Ek Kararının ortadan kaldırılmasına ve Bölge Adliye Mahkemesinin davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin reddine ilişkin kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
... Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Kdz Ereğli 1. Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan davanın dava konusu ve hukuki sebebinin aynı olduğu, davacının babası ...'in davalı sıfatıyla yer aldığı, halefiyet kuralı gereğince anılan Mahkeme hükmünün HMK'nın 303 üncü maddesi anlamında davacı bakımından da kesin hüküm teşkil edeceği anlaşılmakla, Mahkemece davanın kesin hüküm sebebiyle reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen davanın davalısının tarafların mirasbırakan babaları Mustafa olduğunu, her ne kadar davalının kabulüyle dava konusu taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmişse de mirasbırakan Mustafa'nın gerçek malik olmadığını, bu taşınmazın davacının olduğunu, ayrıca davalının yargılama süresince vekil ile temsil edilmediğini, bozma kararı sonrası Bölge Adliye Mahkemesince duruşma tayin edilmesi üzerine vekalet verdiğini ancak Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddedildiğini, yeni bir yargılama yapılmadığını bu nedenle davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-i bendi ve 303 üncü maddeleri.
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun ek 6 ncı maddesi,
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.10.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
- MUHALEFET ŞERHİ -
Dava kadastro öncesi sebebe dayalı tapu iptali ve tescil davasıdır.
Sayın Çoğunluk ile aramızda oluşan uyuşmazlık 7251 sayılı Kanun’un 53. maddesiyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’na eklenen ek 6. maddenin geriye yürütülüp yürütülemeyeceği, buradan hareketle verildiği anda kesin olan hükmün istinaf incelemesinin yapılıp yapılamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı güvence altına alınmıştır. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadına göre mülkiyet hakkı “ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını” kapsamaktadır (AYM, E.2022/105, K.2023/54, 22/03/2023, §19).
Anayasa’nın 36. maddesinde ise adil yargılanma hakkına yer verilmiştir. Adil yargılanma hakkı kapsamında kalan kesin hükme saygı ilkesi “kesinleşmiş bir mahkeme hükmüyle bireylere tanınan statüye (hak ve borçlara) hukuk düzenince istisnai durumlar dışında müdahale edilmemesini gerekli kılar (Mustafa Altın [GK], B. No: 2018/10018, 27/10/2021, § 63). Bu çerçevede “kesin hükme saygı (res judicata) ve kesin hükmün bağlayıcı olması, hükmü veren mahkeme de dâhil diğer bütün mahkemelerin ve diğer ilgili kurumların bu kararla bağlı olması anlamına gelir. Yargının verdiği ve bağlayıcı olan kesin hüküm, zarar gören taraflardan biri açısından işlevsiz duruma getirilmişse adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerin bir anlamı kalmayacaktır (Mustafa Altın [GK], B. No: 2018/10018, 27/10/2021, § 58; Alba İnşaat Tic. Ltd. Şti., B. No: 2013/1313, 26/2/2015, §§ 53, 54; Arman Mazman, B. No: 2013/1752, 26/6/2014, § 65).
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine göre de kesin hükme saygı adil yargılanma hakkının güvencesi kapsamında kalmakta olup nihai mahkeme kararlarının yeniden gözden geçirilememesi ve sorgulanamaması gerekir (Brumarescu/Romanya [BD], B. No: 28342/95, 28/10/1999, § 61; Ryabykh/Rusya, B. No: 52854/99, 24/7/2003, § 52).
Öte yandan hukuk devleti ilkesi uyarınca kanun hükümleri kural olarak yürürlüğünden sonraki olay ve olgulara uygulanabilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesi uyarınca miktar veya değeri üç bin ... Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesin olup bunlara ilişkin istinaf yoluna başvurulamaz.
Ancak 7251 sayılı Kanun’un 53. maddesiyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’na eklenen ek 6. maddesinde şu hükme yer verilmiştir: “Kadastro mahkemesinin veya otuz günlük askı ilan süresinden sonra, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan davalarda genel mahkemelerin verdiği kararlar ile orman kadastrosuna ilişkin davalarda bu mahkemelerce verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulabilir.” Buna göre anılan hükümle birlikte hükmün yürürlüğe girdiği tarihten sonraki davalarda kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan davalarda miktar ve değere bakılmaksızın kararın istinaf ve temyizi mümkün hale getirilmiştir. Ancak Kanun’da bunun geriye yürütülerek söz konusu hükmün yürürlük tarihi olan 28/7/2020 tarihinden önce kesinleşmiş olan davalara da uygulanabileceği yönünde bir kurala yer verilmemiştir.
Anılan bu anayasal hükümler ve ilkeler ile yasal düzenlemeler çerçevesinde somut olay incelendiğinde iki tarafı da özel kişi olan uyuşmazlıkla ilgili olarak KDZ. Ereğli 3. Asliye Hukuk Mahkemesince yukarıda anılan kanun hükmünün yürürlüğe girmesinden önce 11.01.2017 tarihinde karar verdiği ve dava değerinin 2017 yılının istinaf kesinlik sınırı olan 3.110,00 TL’nin altında kaldığı görülmektedir. Bu çerçevede kararın verilmekle kesin ve 6100 sayılı Kanun’un 341. maddesi uyarınca istinafı kabil olmayan bir karar olduğu anlaşılmaktadır.
Değeri belli bir miktarın altında olan davalar yönünden daha önce bulunmayan istinaf ve temyiz imkânın yasanın yürürlüğünden sonraki davalar bakımından uygulanması hükmün denetlenmesinin talep hakkının kapsamının genişletilmesi bakımından olumlu bir gelişme olarak görülebilir. Ancak söz konusu hükmün geriye yürütülmesiyle ilgili bir yasal hüküm dahi mevcut değil iken içtihat yoluyla söz konusu kanun hükmünün kesinleşmiş hukuki statüleri de etkileyecek şekilde geriye yürütülmesi adil yargılanma hakkıyla bağlantılı olarak kesin hükme saygı gösterilmesi ilkesini açıkça zedeleyecektir.
Diğer taraftan yorum yoluyla söz konusu kanun hükmünün geriye yürütülerek kesin hükmün ortadan kaldırılması lehine hüküm kesinleşmiş olan hak sahiplerinin mülkiyet hakkının da kişilerin hukuki güvenliklerine aykırı olarak öngörülemez bir şekilde ihlal edilmesine yol açacaktır.
Açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kesin olması nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken işin esasının incelenilerek bir sonuca ulaşılmasının yerinde olmadığı değerlendirilmektedir. Dolayısıyla Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmesi gerekirken onama yönündeki Sayın Çoğunluk kararına iştirak edemiyorum.