Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/1048 K.2025/1692

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1048 📋 K. 2025/1692 📅 18.03.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/1048 E.  ,  2025/1692 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/194 E., 2024/8 K.
DAVA TARİHİ : 24.08.2017
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/418 E., 2021/582 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli, davalı ... (... A.Ş.) vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 18.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacılar vekili Avukat ... ile davalı ... A.Ş. vekili Avukat ... ve diğer davalı ... vekili Avukat ...'in sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; davalı şirketin akit taraf, diğer davalı Türkiye ... Kooperatifleri Merkez Birliğinin ise hakim şirket niteliğinde olduğunu, davalı şirket ile danışmanlık ve avukatlık hukuki yardımı konusunda 01.06.2014 tarihli sözleşme ile 10.06.2014 tarihli vekaletname tanzim edildiğini, sözleşmede belirtilen şekilde dava ve icra takiplerinin yürütüldüğünü, buna rağmen 29.08.2016 tarihli azilname ile akdin haksız olarak feshedildiğini, haksız fesihten doğan akdi ve karşı yan vekalet ücret alacaklarından 1.000,00 TL'nin 05.10.2016 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 4.280,155,24 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... Kooperatifleri Merkez Birliği vekili; sözleşmenin tarafı olmadıklarını, müvekkili kuruluşa husumet yöneltilemeyeceğini, açılan davalar ve takiplerde de yine müvekkili kuruluşun taraf olmadığını, hakim şirket olmasının sonucu değiştirmeyeceğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, bu sebeplerle davanın reddini talep etmiştir.
2. Davalı ... A.Ş. vekili; davacı ...'nun sözleşmeyi kendi adına imzalamadığını, ...Danışmanlık A.Ş. nam ve hesabına imzalanmış olması nedeniyle aktif dava ehliyeti bulunmadığını, sözleşmenin diğer davacı avukat ... ile ...Danışmanlık A.Ş. arasında imzalandığını, ... adına açılan davada husumetin bulunmadığını, sözleşmede vekalet verenin her zaman sözleşmeyi tek taraflı fesih hak ve yetkisinin bulunduğunu, fesih hakkının kullanılmasının azil anlamına gelmediğini, feshin geçerli olacağı süreye kadar da ücretlerin ödendiğini, davacı avukat ... ile aralarında cari hesap bulunduğunu, ödemelerde bu konuda mahsubun yapıldığını, bu nedenle akdi ücret talebinin reddi gerektiğini, feshin haklı olarak gerçekleştirilmiş olması nedeniyle haksız azilden söz edilemeyeceğini, duruşmalara en az iki avukatla iştirak edilmediğini, İş Mahkemesinde alınan ihtiyati haciz kararının süresinde infaz edilmediğini, bazı dosyalarda özen sorumluğuna uyulmadığını, raporlamanın sözleşmeye uygun yapılmadığını, şirket merkezinde en az üç gün bir avukatın fiilen bulundurulmadığını, belirsiz alacak davası açılması mümkün hallerde tam dava açılarak şirketin risk altına sokulduğunu, bu sebeplerle de azlin haklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ...'nun tarafı olmadığı sözleşmede davalılara aktif husumet yönelterek alacak talep edemeyeceği, davalı ...'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 209. maddesi bağlamında sorumluluğu olmayacağından davada kendisine husumet düşmediği, davalı şirket ile davacı ... arasındaki ilişkinin "Hukuk Müşavirliği Avukatlık Sözleşmesi" şeklinde yorumlanması gerektiği, 28.08.2016 tarihli fesihname ile tebliğden itibaren 1 ay sonrasında geçerli olmak üzere sözleşmenin 6. maddesi gereğince feshedildiği, fesihname içerisinde vekaletten azle ilişkin bir yazı olmadığı, ayrıca bir azilname de gönderilmediği, sözleşmenin feshine rağmen avukatın vekaleti devam ettirilerek elindeki mevcut dosyaları sonuçlandırmasını beklemek mümkün iken avukatın elindeki dosyaların teslim alınmasının avukatın vekalet akdinin ifasını yapamaması anlamı da taşıyacağından bu feshin aynı zamanda zımni olarak azli de içerdiği, azlin haksız olduğu, buna göre davacı tarafa akdi ve karşı yan vekalet ücretlerinin tümünün ödenmesi gerektiği, 02.06.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda yapılan hesaplamaların dosya kapsamına uygun düştüğü, davacı avukatın 120.360,00 TL akdi, 2.079.897,62 TL karşı yan vekalet ücreti alacağı bulunduğu, hakkaniyet indirimi yapılamayacağı gerekçesiyle davacı ... yönünden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davanın ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı ... ve davalı ... A.Ş. yönünden davanın kısmen kabulü ile 2.200.257,62 TL'nin 1.000,00 TL'sinin dava, 2.199.257,62 TL'sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalı ... A.Ş.'den alınarak davacı ...'a ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar ve davalı ... A.Ş. vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ... A.Ş. tarafından davacı ... ile ...'na ortak vekaletname verilmiş ise de, davacı ...'nun Hukuki Danışmanlık ve Avukatlık Hizmetleri Sözleşmesi'ni ...Danışmanlık Bağımsız Denetim ve ... A.Ş. adına, adı geçen şirketin hukuk müşaviri olarak imzaladığı anlaşıldığından davacı ...'nun hukuk müşavirliği sözleşmesinin haksız yere feshedildiğinden bahisle akdi vekalet ücreti talep edemeyecek olması, yasal vekalet ücretini de hukuk müşavirliği sözleşmesi nedeni ile değil, münhasıran Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesi gereğince talep edebileceği, davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacılar tarafından davalı ... A.Ş.'ye keşide edilen 27.09.2016 tarihli ihtarnamede, talep edilen akdi ve yasal vekalet ücretlerinin miktarının açıkça belirtilmemesi nedeni ile usulüne uygun bir temerrüt ihtarından söz edilemeyeceğinden davacı ... lehine hükmedilen vekalet ücreti miktarına dava ve ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin yerinde bulunduğu, azlin haksız olduğu, bilirkişi tarafından davacı ...'ın akdi vekalet ücreti alacağının, fesih tarihinden dönem sonuna kadar olan 8 aylık ücret alacağı olarak hesaplandığı, davalı ... A.Ş. tarafından ileri sürülen, fesih tarihine kadar cari hesap şeklinde yapılan ödemelerin sonuca bir etkisinin bulunmadığı, davacı ... ile davalı ... A.Ş. arasında 01.06.2014 tarihinde başlayan sözleşme ilişkisinin, 29.08.2016 tarihli fesih ihtarnamesinin tebliğinden itibaren 1 ay sonra sona erdiği dikkate alındığında, ıslah tarihi olan 17.06.2021 itibarıyla ıslah ile artırılan kısım yönünden 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından davacıların ve davalı ... A.Ş.'nin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar ve davalı ... A.Ş. vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili; müvekkili Avukat ... lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, davalılar arasındaki hakim şirket-bağlı şirket ilişkisi Mahkemece kabul edilmesi gerektiğinden, diğer davalı yönünden pasif husumet yokluğundan ret kararının usule aykırı olduğunu, ihtarname ile davalıların temerrüde düştüğünü, faiz başlangıç tarihinin temerrüt tarihi olması gerekir iken, dava ve ıslah tarihlerine göre faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ... A.Ş. vekili; ihbar öneline uyulmak suretiyle 29.08.2016 tarihli fesih ihbarnamesi uyarınca sözleşmenin feshedildiğini, azlin haklı olduğunu, ücret ödeme borcunun bulunmadığını, bu nedenle kesinleşmeyen işler yönünden davacı ... ve dava dışı ... lehine karşı yan vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, feshin geçerli olacağı tarihe kadar sözleşme kapsamında kararlaştırılmış olan akdi vekalet ücretinin davacı tarafa eksiksiz olarak ödendiğini, nitekim bu hususun cari hesap hareketleri ile sabit olduğunu, bu kapsamda şirket tarafından yapılan fazla avans ödemelerinin akdi vekâlet ücretlerinden mahsup edildiğini, ancak mahkemece bu hususun araştırılmadığını, bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, bunun da hukuki dinlenilme hakkı ve adil yargılanma hakkının ihlaline sebebiyet verdiğini, davanın kısmi dava niteliğinde olduğunu ve ıslah edilen kısma karşı zamanaşımı savunmalarının değerlendirilmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, haksız azil iddiası ile akdi ve yasal (karşı yan) vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkindir.
1. Davacılar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 209. maddesinde yer alan " Hakim şirket, topluluk itibarını, topluma veya tüketiciye güven veren bir düzeye ulaştığı hallerde, bu itibarın kullanılmasının uyandırdığı güvenden sorumludur." hükmü gereği vekalet ücreti alacağından davalı ...'nin de sorumlu olduğunu iddia etmişse de, davalı Birliğin ayrı bir tüzel kişiliğe haiz olduğu, aradaki ilişkinin bağlı şirketle üçüncü kişileri hukuki ilişkiye sevk etmesi gerektiği, davacıların ise avukat olup taraflar arasındaki hukuki ilişkileri bilmekte olduğu, davacıların vekalet ücreti taleplerinden davalı ...'nin sorumluluğu olmayacağı anlaşılmakla, Mahkemece bu davalı yönünden pasif husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna uygun olup, davacılar vekilinin bu yöndeki temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2. Davacılar vekilinin davacı ... yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde; her ne kadar davacının sözleşmede ... Bağımsız Denetim ve ... A.Ş. Hukuk Müşaviri sıfatıyla imzası bulunsa da, vekalet ücreti talebine konu icra takiplerini ve davaları takip ettiği, duruşmalara girdiği, dava dosyalarına dava dilekçesi vb. dilekçeler sunduğu, bu durumda taraf ve dava ehliyetine sahip olduğu anlaşılmakla, işin esasının incelenmesi gerekirken bu davacı yönünden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasını gerektirmiştir.
3. Dava konusu bila tarihli ancak taraflarca 01.06.2014 tarihinde düzenlendiği kabul edilen "Danışmanlık ve Avukatlık Hukuki Yardım Sözleşmesi"nin incelenmesinde; iş sahibinin davalı ... A.Ş., avukatların ise ... ile ... Bağımsız Denetim ve... A.Ş. Hukuk Müşaviri ... olduğu, sözleşmenin konusunun hukuk danışmanlığı ve avukatlık hizmetlerine yönelik her türlü dava ve takip yetkisini kapsadığı, 4.maddede sözleşme süresinin imzalanmasını müteakip 1 yıl olduğunun düzenlendiği, 6. maddesinde; tarafların bir ay önce ihbar etmek şartı ile sebep gösterilmesi gerekmeden sözleşmeyi feshedebileceklerinin kabul edildiği, 5/a maddesinde "... Hukuk Danışmanlığı ve Avukatlık hizmetlerinin bedeli aylık 9.500,00 TL + KDV'dir. Bu bedelin içerisine yukarıda belirtilen tüm hizmetler dahildir....", 5/b maddesinde; "Dava ve icra takibi vb. durumlarda söz konusu olacak karşı taraf vekalet ücretleri ilgili avukatların hizmet bedelidir...", 5/c maddesinde "İşbu sözleşme ile belirlenen aylık danışmanlık hizmet bedeli, sözleşmenin taraflarca feshedilmemesi halinde ... takip eden yıllar için herhangi ilave bir anlaşma ya da sözleşme yapmaya gerek kalmaksızın % 10 artış uygulanmak suretiyle uygulanacaktır." şeklindeki hükümlerle ücrete ilişkin düzenlemelerin yapıldığı anlaşılmış, davalı şirket 10.06.2014 tarihli vekaletname ile davacı avukatları vekil tayin etmiştir.
Davalı şirket, sözleşmenin 6. maddesine dayanarak bir ay önceden ihbar etmek koşuluna uyarak 29.08.2016 tarihinde sözleşmeyi feshettiklerini, dolayısıyla burada azlin haklı ya da haksız olduğunun tartışılmaması gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, azlin haksız olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulü ile akdi ve karşı yan vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Avukatlık sözleşmesi, sözleşme ile üstlenilen edimin yerine getirilmesi veya sürenin dolması ile sona erebileceği gibi avukatın istifası ya da müvekkilin azli ile de sona erebilir.
Taraflar arasında imzalanan 01.06.2014 tarihli avukatlık sözleşmesi 1 yıl süreli olarak akdedilmiş olup, davalı tarafından keşide edilen 29.08.2016 tarihli fesih ihtarnamesinin tebliğinden itibaren 1 ay sonra sözleşmenin sona ereceğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda sözleşmenin 6. maddesine uygun olarak 29.08.2016 tarihli yazı ile feshedildiğinin bildirilmesi, sonuçlarını 1 ay sonra doğuracak bir fesih bildirimi olup, haksız fesih sayılamayacağı gibi 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 174. maddesi anlamında haksız azlin sonuçlarını doğuran bir fesih olarak da kabul edilemez. Olayda bu nedenle 1136 sayılı Kanun'un 174. maddesi hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı anlaşılmakla Mahkemece yanılgılı değerlendirmeyle feshin haksız azil olarak değerlendirilmesi usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasını gerektirir.
4. Davacı avukatların taleplerinin davalı şirket adına takip edilen dosyalar nedeniyle hak edilen akdi ve karşı yan vekalet ücretlerine ilişkin olduğu, ancak taraflar arasında düzenlenen ve ayrıntısı belirtilen sözleşmenin konusunun hukuki danışmanlık yanında avukatlık hizmetine de ilişkin olduğu, yine avukatın iş sahibinin açacağı ve iş sahibinin aleyhine açılacak olan davalara da bakmakla yükümlü olduğunun düzenlendiği, davacılara takip edilen dosyalar yönünden ayrıca bir akdi vekalet ücreti ödeneceğine dair sözleşmede düzenleme bulunmadığı, dolayısıyla sözleşmede belirtilen ücretin takip edilen dosyalar nedeniyle ödenmesi beklenen akdi vekalet ücretini de kapsadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, Mahkemece, sözleşme fesih ile sona erdiğinden ve 1136 sayılı Kanun'un 174.maddesi hükmünün dava konusu olayda uygulanamayacağı anlaşıldığından, davacı avukat tarafından davalı adına sözleşmenin imzalandığı tarih ile sona erdiği 29.09.2016 tarihleri arasında takip edilip kesinleşen dava ve icra dosyaları açısından sözleşme hükümleri gereği davacı avukata ait olacağı kararlaştırılan yasal vekalet ücretleri ile yine sözleşmede ödeneceği belirtilen aylık ücretlerin hesaplanması ve davalı tarafından yapıldığı iddia edilen ödemelerin değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi ve davacının fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
5. Bozma nedenine göre, davacılar ve davalı şirket vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacılar vekilinin davalı ...'ne yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca yukarıda yer verilen 2.bent gereği davacı ..., 3. ve 4.bentler gereği davalı şirket yararına BOZULMASINA,
4. Bozma sebebine göre davacılar ve davalı şirket vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
28.000,000 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacılar ve davalı şirket arasında karşılıklı alınıp taraflara verilmesine,
Peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.