Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2011 K.2025/1710
3. Hukuk Dairesi 2024/2011 E. , 2025/1710 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/478 E., 2023/317 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında müvekkilinin defter ve kayıtlarının tutulması, muhasebe işlemlerinin tümünün yürütülmesine ilişkin sözleşme bulunduğunu, Vergi müfettişince 05.11.2014 tarihinde 2013 ve 2014 vergi dönemlerine ait yapılan inceleme sonucu Vergi İnceleme Tutanağı ve raporlar düzenlendiğini, davalının tavsiyesi üzerine Vergi Denetim Kurulu ile uzlaşma yoluna gittiğini ve 17.12.2014 tarihinde uzlaşma tutanağına bağlı olarak KDV, vergi ziyai cezası ,özel usulsüzlük cezası ve gecikme faizi ödemek zorunda kaldığını, vekilin, vekalet görevini sadakat ve özen ile ifa etmek zorunda olduğunu, davalının kusurlu ve ihmali davranışı nedeniyle uzlaşma yoluna gidilmesine rağmen müvekkilinin 148.561,12 TL ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek; davanın kabulü ile 148.561,12 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı şirketin ... Düğün salonu işletmecisi olduğunu, Bakanlar Kurulu kararı gereği %8 KDV kesmesi gereken işletmeler içinde düğün salonları işletmeleri sayılmadıgı için %I8 KDV oranına göre fatura kesmesi gerekirken %8 keserek az vergi ödediğini, davacının yanlış kestiği faturadan dolayı meslek mensubu müvekkili için mali sorumluluk raporu düzenlenmediğini, müvekkilinin sorumlu tutulmadığını, Vergi Usul Kanunu'nun (VUK) yer alan sorumluluğun defter - kayıt ve belgelerin meslek mensubunun verdiği beyannamelerle uyuşmaması halinde ortaya çıkan kaydi sorumluluk olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 12.07.2016 tarihli, 2015/463 E. 2016/880 K. sayılı kararıyla bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 06.11.2019 tarihli, 2016/23979 E., 2019/10922 K. sayılı kararıyla; davalı taraf mali müşavir olup, mesleğinin gerektirdiği bilgilerden dolayı sorumluluğunun bulunması nedeni ile müterafik kusurlu olduğu, mahkemece, konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak, bu doğrultuda araştırma ve değerlendirme yapılmak suretiyle tarafların kusur oranları belirlenip, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin 29.04.2021 tarihli, 2020/60 Esas 2021/253 Karar sayılı kararı ile yine davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairece 24.01.2022 tarihli, 2021/4350 Esas, 2022/310 Karar sayılı kararla; bozmadan sonra dosyaya kazandırılan 24.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda ‘..davalı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirin,3568 sayılı Yasa'nın 2/A-b maddesi ve sözleşmenin 3.5.,6.1. ve 6.5. bölümü gereğince sorumluluğu doğacağı..’ hususu da belirtilmiş olup mahkemece bozmaya uyulması karşısında; bu aşamadan sonra bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmesi ve bozmaya uygun şekilde, bilirkişi heyetinden tarafların kusur durumuna yönelik rapor alınarak sonucuna uygun hüküm kurulması gerekirken, davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişi raporu doğrultusunda davacının ağır kusuru oranında, davalının ise taraflar arasındaki arasındaki sözleşmenin 3.1,3.5,6.5 maddeleri ve 3568 sayılı Kanun'un 2/A maddesi doğrultusunda %10 oranında kusurunun bulunduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile, 14.856,11 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; Mahkemece bozmadan sonra aynı bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak hüküm kurulmasının doğru olmadığını, rapora ve bilirkişilere yönelik itirazlarıyla ilgili bir karar verilmediğini, kusuru belirleme yetkisinin hakime ait olduğunu, üstlendiği iş ile ilgili tüm yasal mevzuatı bilmesi gereken davalının tam kusurlu olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili; müvekkilinin hiçbir kusuru bulunmadığını, bu nedenle davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacı şirketçe ödenen vergi cezasının taraflar arasında imzalanan sözleşme ile davacı şirkete hizmet veren davalı mali müşavirden tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek bu doğrultuda inceleme yapıldığı, hükme esas alınan raporun taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu, bozmanın kapsamı dışında kalan hususların ise artık incelenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 439. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, HMK'nın Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan HUMK'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,18.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.