Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/688 K.2025/1696

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/688 📋 K. 2025/1696 📅 18.03.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/688 E.  ,  2025/1696 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2022/105 E., 2023/280 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin 02.11.2013 tarihinde alışveriş yapmak üzere gittiği davalı ... İnş. Tic. A.Ş.'nin yöneticisi ve hissedarı olduğu ... alışveriş merkezinde bulunan, davalı .... tarafından işletilen ... mağazasında kıyafet denediği sırada çantasının çalındığını, çantasında 8.500,00 TL nakit para ve değerli eşyalarının bulunduğunu, mağazada özel güvenliğin olmadığını, mağaza görevlilerinin sadece polis merkezini aradığını, alışveriş merkezinin kapılarının zamanında kapatılmaması sebebiyle suçlunun yakalanamadığını, olayın meydana gelmesinde davalıların kusurunun olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı .... vekili; müvekkili şirketin ... AVM'deki satış mağazasında hırsızlığa karşı tüm önlemlerin alındığını, mağazada güvenlik kameralarının bulunduğunu, olaydan sonra hemen kapıların kapatıldığını, AVM'deki güvenliğe ve polise haber verildiğini, yapılması gereken her şeyin yapıldığını, umuma açık mahalde çantasını gözetimsiz bırakan davacının ihmali ile olaya sebebiyet verdiğini, davacının çantasında bulunduğunu iddia ettiği 8.500,00 TL nakit para ve 6.618,00 TL değerindeki eşya taşımasının hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı .... vekili; olayın yaşanmasında müvekkil şirketin ihmal veya kastının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 18.11.2015 tarihli kararıyla; davacının kişisel eşyasını koruma konusundaki ağır kusuru ve alarmın çalması ile mağaza çalışanlarının kapıya yönelmesine sebebiyet veren dava dışı- kimliği bilinmeyen- üçüncü kişinin ağır kusurunun, dava konusu zarar ile davalıların eylemi arasındaki illiyet bağının kesilmesine sebebiyet verdiği, haksız fiil sorumluluğunun koşulları oluşmadığından davalıların tazminat ile sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
Mahkemenin 18.11.2015 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 04.12.2018 tarihli ilamıyla; somut olayda davacının alışveriş amacıyla davalı şirkete ait mağazada bulunduğu sırada kıyafetlerini denerken yan tarafa koyduğu çantasının, o esnada mağazanın alarmlarının çalması ile mağaza görevlilerinin kapıya yönelmesi ve bu arada meydana gelen karışıklık nedeniyle hırsızın el çabukluğu ile çantayı alarak hızla kaçtığı ve çantanın çalınmasında davacının bir kusurunun bulunmadığı, davacının çantasında bulunduğunu belirttiği eşya, para miktarının günlük hayatın olağan akışına uygun olup olmadığının araştırılması suretiyle davacının uğradığı maddi zararın bilirkişi raporuyla tespit edilerek karar verilmesi gerekirken, davalı .... yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İkinci Bozma Kararı
1. Bozmaya uyan Mahkemece verilen 23.03.2021 tarihli kararla; 10.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda davalı iş yerinin %90 oranında kusurlu olduğu, davacının %10 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği ve bu oranlar üzerinden maddi zararın hesaplandığı, meydana gelen hırsızlık olayı nedeniyle davacının tanık beyanları ve dosya münderecatından anlaşıldığı üzere hayatın olağan akışına uygun olarak elem ve ızdırap duyduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 13.500,00 TL maddi tazminat ve 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 20.01.2022 tarihli ilamıyla; Mahkemece bozma öncesinde davanın reddine dair verilen kararın, yalnızca davalı .... yönünden bozulduğu, davalı .... bakımından verilen ret kararının kesinleştiği, davalı .... yönünden verilen davanın reddine ilişkin kararın kesinleştiği göz ardı edilerek, anılan davalı bakımından davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu, Mahkemece davanın reddine ilişkin verilen kararın davalı .... bakımından yalnızca maddi tazminat yönünden bozulduğu, anılan davalı için manevi tazminat talebine ilişkin verilen ret kararının kesinleştiği, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmesinin de usul ve kanuna aykırı olduğu, bozma ilamında belirtildiği üzere, davacının çantasında bulunduğunu belirttiği eşyalar ve para miktarının günlük hayatın olağan akışına uygun olup olmadığı yönünden bir değerlendirme yapılmadığı, o halde Mahkemece; bozma ilamı doğrultusunda davacının çantasında bulunduğunu belirttiği eşyaların ve para miktarının günlük hayatın olağan akışına uygun olup olmadığı araştırılıp, denetime elverişli bilirkişi raporu ile davacının maddi zararı tespit edilerek, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ....'ye karşı açılan manevi tazminat davası ile diğer davalı ....'ye karşı açılan maddi ve manevi tazminat davaları kesinleştirildikten sonra, davaya .... yönünden maddi tazminat davası olarak devam edilmekle; alınan bilirkişi raporlarında davacının çantasında bulunan paranın değişik parametreler ve değerleme ölçümleri ile yapılan kıyaslamalarda günlük hayatta ihtiyaçların karşılanması ve alım gücü karşısında yanında nakit olarak bulunan paranın hayatın olağan akışına uygun olmadığı, günlük ihtiyaçların karşılanabilecek nakit düzeyinin üstünde olduğunun belirtildiği, davacının davalıya yönelik davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle; davanın .... yönünden maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; bilirkişi raporunda tamamen subjektif bir değerlendirme esas alınarak var olan duruma aykırı bir sonuca varılmışsa da bir maddi zarar hesabının yapıldığını, bu açık maddi zarar hesabına rağmen maddi tazminat talebinin tümden reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki müvekkilin çantasında cep telefonu ve diğer kişisel eşyalarının da olduğu ve bunların da bir bedelinin olduğunu, bozma kararına uyan Mahkemenin, artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorunda olduğunu, olayın meydana geldiği mağazanın oldukça pahalı ürünler satan bir mağaza olduğunu, müvekkilinin de bu mağazanın sürekli müşterisi olup ayrıca başka lüks mağazaların da müşterisi olduğunu, diğer lüks mağazalardan da bu şekilde nakit ve yüksek miktarlarda alışveriş yaptığını, müvekkilinin lüks bir yaşam tarzına ve standartına sahip olduğunu, çantasında cüzdanında beyan edilmiş olan nakit paraların ve eşyaların mevcut olması hususunun onun kendi hayatının olağan durumu olduğunu, bu durumun tanık beyanlarıyla da sabit olduğunu ve ispatlandığını, Mahkemenin sanki müvekkilinin çantası boşmuş gibi davanın tamamını reddetmesinin hakkaniyete ve adalete aykırı bir karar olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı şirkete ait mağazada davacı tarafından alışveriş yapıldığı sırada meydana gelen hırsızlık sonucu davacının çantasının çalınması nedeniyle doğan zararının tazminine lişkindir.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen ilk karar (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince davacının çantasının çalınmasında davacının bir kusurunun bulunmadığı kabul edilerek, davacının çantasında bulunan para ve eşyanın günlük hayatın olağan akışına uygun olup olmadığının araştırılması suretiyle davacının maddi zararının tespit edilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur. Bununla birlikte Mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin verdiği ikinci karar da yine aynı gerekçelerle bozulmuştur. Bozma ilamına uyan
Mahkemece bilirkişi raporları alınmış, raporlarda davacının çantasında bulunan para miktarının değişik parametreler ve değerleme ölçümleri ile yapılan kıyaslamalarda günlük hayatta ihtiyaçların karşılanması ve alım gücü karşısında yanında nakit olarak bulunan paranın hayatın olağan akışına uygun olmadığı, günlük ihtiyaçların karşılanabilecek nakit düzeyinin üstünde olduğu yönünde sonuç ve kanaati bildirilmiş; Mahkemece, söz konusu bu raporları benimseyerek sonuca gidilmiş ve davacının maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiş ise de; davacının çantasında bulunduğunu belirttiği eşyalar yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadığı gibi çalındığı iddia edilen para miktarının hayatın olağan akışına uygun olmadığı gerekçesiyle tümden reddi yerinde değildir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50. maddesi "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindedir.
Her ne kadar Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de; TBK'nın 50/2. maddesi de dikkate alınarak davacının sosyal ve ekonomik durumu da gözetilmek suretiyle somut olaya uygun zarar belirlemesi yapılarak çantada bulunan para miktarı ve eşyalar yönünden maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 18.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.