Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/834 K.2025/1686
3. Hukuk Dairesi 2024/834 E. , 2025/1686 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2074 E., 2023/1751 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraflarca temyiz edilmesi ve incelemenin duruşmalı yapılması davalı vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 18.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ...ile davalı vekili Avukat ...’ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı ile düzenlenen 04.12.2007 tarihli kaynak suyun kullanım hakkına ilişkin 10 yıllık kira sözleşmesi uyarınca davacının ödenmeyen 10.09.2009- 10.09.2011 kira bedellerinin tahsili için takip başlattığını, davalının kira borçlarını 6111 sayılı Kanuna göre yapılandırarak taksitlendirdiğini ve yapılandırma kapsamında 719.734,26 TL ödemede bulunduğunu, ancak ödemeleri aksattığından 17.01.2013 tarihinde yapılandırma işleminin iptal edildiğini, kalan borç toplamı üzerinden takip başlatıldığını, davalının takibe itirazının haksız olduğunu ileri sürerek; itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı Kurumun sözleşme konusu suyun kiraya verilmesi hususunda tasarruf yetkisi olmadığı halde müvekkilini yanıltarak hata ve hile ile bu sözleşmeyi yaptığını, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından tahsisi yapılmamış bir suyun kullanılmasının veya özel sözleşmelerle tasarruf edilmesinin imkansız olduğunu, suyu kullanmadığı halde kira sözleşmesine güvenerek ödemeler yaptığını fakat müvekkili aleyhine Erzurum 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/585 E. sayılı dosyasında el atmanın önlenmesi davası açıldığını, ayrıca kira sözleşmesine göre müvekkilinin davacıya yaptığı tenzil taleplerinin kabul edilmediğini, su debisinin sözleşmede vaadedildiği gibi olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.09.2021 tarihli kararıyla; kira sözleşmesinin geçersiz olduğuna dair herhangi bir ortak irade ya da yargı kararı olmadığı, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin geçerli olduğu, davacının, kiralananı davalı şirkete kullanıma uygun olarak teslim etmediği ve sonrasında da sözleşme süresince kullanıma uygun durumda bulundurmadığı, aksine başka bir şirket tarafından davalı şirketin kullanımının kısıtlandığı, bu kapsamda kullanıma uygun bulundurulmayan kiralanan için kira bedeli talep edilmesinin hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğurduğu, talep edilen kira bedelleri tarihinde, davalının ilgili tesisi tamamlayamadığı ve şartnameye göre tesis tamamlanıp hizmete açılmadan kaynak suyu kirası alınamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 27.06.2022 tarihli kararıyla; davaya konu icra takibinde harç ödenmediği, harcı yatırılarak yöntemince yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadığından, takibe yapılan itirazın iptali için açılan davanın da dayanağı ve dava şartı bulunmadığı, Mahkemece, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği, kabule göre de; takipte dayanılmayan 05.09.2017 tarihli kira sözleşmesinin itirazın iptali davasında kullanılması ve hükme esas alınmasının davanın niteliği ile bağdaşmadığı gerekçesiyle; istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Dairece verilen 04.07.2023 tarihli ilamla; 492 sayılı Kanun’un 29. maddesi uyarınca, yatırılacak icra harcının, itirazın iptali davası açılırken mahsubu gerekeceğinden ve yargılamada harç tamamlandığından, icra takibi başlatılırken harç yatırılmamış olmasının eksiklik olarak kabul edileyemeyeceği gibi sonraki aşamalarda eksik harcın tamamlanması imkanı bulunduğundan icra takibini de geçersiz kılmayacağı, ayrıca takipteki eksikliğin icra mahkemesinde şikayet yoluyla ileri sürülmesi gerekmekte olup bu hususta Mahkemenin yetkisi bulunmadığı, alacağın kira alacağı olduğunun takipte açıkça gösterildiği, ayrıca kira sözleşmesinin dava dosyasına sunulması karşısında, alacağın hangi döneme ait olduğunun dava dilekçesinde açıklamasında bir usulsüzlük bulunmamadığı, kaldı ki yine bu eksiklerin de şikayet yoluyla icra mahkemesinde ileri sürülebileceği, bu nedenle; Bölge Adliye Mahkemesince; toplanan deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ve eksik inceleme ile davanın usulden reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyarak Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; davacı kiraya veren tarafından yapılan feshin geçersizliği ile kiracılık sıfatının tespiti istemine ilişkin, davalı kiracı şirket tarafından açılan Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/328 E. sayılı davasında, tarafların mevcut iddia ve savunmalarının tartışıldığı, kiracının inşaatı tamamlamadığı, sözleşmedeki taahhütlerini yerine getirmediği, verilen süreye rağmen inşaatın bitirilip tesisin işletmeye açılmadığı, inşaatın geldiği seviyeye, eksik iş oranına göre sözleşme fesih koşullarının oluştuğu şeklindeki gerekçeyle kiraya veren tarafından yapılan feshin geçerli olduğunun tespitine karar verildiği, hükmün Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesinin 23.01.2013 tarihli ve 2012/9508 E., 2013/785 K. sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği, kesinleşen bu ilam ve davalı kiracının borcunu kabul ile yeniden yapılandırma başvurusunda bulunduğu, davalı tarafından ileri sürülen, kiraya konu kaynak suyunun debisinin taahhüt edilenden az olması veya bu suyu hiç kullanmadığına yönelik savunmaların ancak tesisin işletmeye başlamasından sonra ileri sürülebilecek mahiyette olması hususları birlikte değerlendirildiğinde davacı idarenin feshinde haklı olduğu kabul edildiği, davalının savunmalarına bu nedenlerle itibar edilmediği, denetime elverişli bilirkişi raporu hükme esas alındığı ve taleple bağlılık ilkesi gözetildiği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, takibin 1.290.362,04 TL asıl alacak ve 774.945,62 TL gecikme zammı alacağı olarak devamına, 413.061,532 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; davalının yaptığı ödemeler dikkate alınarak bakiye tutar üzerinden takip başlatıldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamaların doğru olmadığını, davalının borcunun icra takibine konu edilen miktar kadar olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili; davalınnın kanunen yetkisi olmadığı bir alanda kiralama ihalesine çıktığını ve müvekkili ile geçersiz bir kiralama sözleşmesi düzenlendiğini, DSİ tarafından kaynak suyunun başka bir şirkete kiralandığını ve bu şirket tarafından müvekkili hakkında el atmanın önlenmesi davası açıldığını, müvekkilinin kira konusu kaynak suyunu kullanamadığını, İdarenin alacağının kaynağı olan kiralama konusu suyu teslim etmediğini, edimini yerine getiremeyen davacı İdarenin kira bedeli istemesinin hukuki dayanağı olmadığını, suyun debisinin düşük olması sebebiyle sözleşme gereğince kira ücretinde tenzilat yapılması gerektiğine ilişkin ikinci bilirkişi raporunun dikkate almamasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kira alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, davalı kiracının 05.09.2007 tarihli kira sözleşmesi uyarınca, iki yıl içerisinde tesisi tamamlayarak işletmeye açması gerektiği, bu süre zarfında kiracıdan kaynak suyu kira bedeli alınmayacağının düzenlendiği, icra takibinde iki yıllık imalat süresinden sonraki dönem kira bedellerinin talep edildiği, davalının sözleşme uyarınca kira bedellerini ödemekle yükümlü olduğu, tesisin inşaasına başlayan davalı kiracının kiralananın teslim edilmediği yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği, davacı kiraya veren tarafından kira sözleşmesinin feshine karşı kiracı tarafından açılan davada feshin geçerli olduğunun tespitine karar verildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, kesinleşen karar uyarınca kira sözleşmesinin geçersiz olduğunun ileri sürülemeyeceği, kaldı ki davalı kiracı hakkında dava dışı üçüncü kişi tarafından el atmanın önlenmesi istemiyle açılan davanın reddine dair verilen kararın da kesinleştiği, davalı kiracının kaynak suyunu kullanmasının fiilen engellendiğini ispatlayamadığı gibi kaynak suyunun kullanılabilmesi için tesisisin tamamlanamadığı, hükme esas alınan denetime elverişli bilirkişi raporu ile davacı kiraya verenin alacağının hesaplandığı anlaşılmakla, tarafların temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Fazla alınan peşin harcın istek halinde davacıya iadesine,
28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.