Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/1178 K.2025/1691
3. Hukuk Dairesi 2024/1178 E. , 2025/1691 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2423 E., 2024/232 K.
DAVA TARİHİ : 09.06.2015
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/594 E., 2023/164 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacı şirketin 2003 yılında Bahreyn'de kurulmuş bir Banka olup 2010 yılında .... ... ile birleştiğini, davacının bu birleşme ile ....'ın malvarlığını tüm hak ve yükümlülükleri ile devraldığını, ...'ın ise 2008 yılında tamamen davacı mülkiyetinde kurulmuş bir özel işlem şirketi olduğunu, davacı şirketin Nisan 2007'de Türk ortaklar olan davalılar ..., .... ..., ... ve ... . ile Türkiye'de gayrimenkul projeleri inşa etmek üzere uygun olan gayrimenkulleri belirlemek, satın almak, geliştirmek ve inşa edilecek gayrimenkullerin üçüncü kişilere satılması suretiyle kâr elde etmek amacı ile bir adi ortaklık kurduğunu, tarafların uygun gayrimenkullerin satın alınması ve geliştirilmesi için gerekli olan kuruluş sermayesinin çoğunluğunun davacı şirket tarafından sağlanacağı hususunda mutabık kaldıklarını, davacı şirketin mali konularda destek sağlamayı kabul ettiğini, ayrıca uygun gayrimenkullerin belirlenmesi, geliştirilmesi ve satışı konusunda da Türk ortakların sorumlu olacağı hususunda adi ortaklığın taraflarınca mutabık kalındığını, davacı şirket ve Türk ortakların yatırım yapmak hususunda mutabık kaldığı gayrımenkulleri satın almak ve geliştirmek amacı ile Mayıs 2007 tarihinde ... İnşaat Emlak ve Ticaret A.Ş.nin, Aralık 2007 tarihinde ... İnşaat Emlak ve Ticaret A.Ş.nin, Ağustos 2007 tarihinde ...İnşaat Emlak ve Ticaret A.Ş.nin, Kasım 2007 tarihinde .... Emlak İnşaat ve Ticaret A.Ş.nin kurulduğunu, ...'nin tüm bu proje şirketlerinde hisse sahibi olduğunu, adi ortaklık ilişkisinden kaynaklanan kanuni yükümlülüklerin davalı ortaklar tarafından değişik şekillerle ihlal edilmesi sonucunda davacı şirketin ve adi ortaklığın zarara uğradığını, Türk ortaklar dışındaki diğer davalılar .... İnşaat, ... ve ...Holdingin de ortaklar ile müşterek menfaatleri doğrultusunda birlikte ve işbirliği içerisinde hareket etiklerini, davacı şirketin ortak olan davalılar tarafından satın alınması ve proje olarak geliştirilmesi uygun olduğu belirtilen gayrimenkul projelerine adi ortaklık ilişkisi süresince yaklaşık olarak 90.000.000,00 USD yatırım yaptığını, ortaklar ve ilişkili davalıların yapılan yatırım sayesinde kar elde ettiklerini, ortaklar tarafından tavsiye edilen projelerden hiçbirinin davacı şirkete kâr getirmediğini ve sonuç olarak davacı şirketin yatırımının tamamının zayi olduğunu, proje şirketlerinin tamamının teknik iflas halinde olduğunu, adi ortaklık ilişkisinin oluştuğunun davalılardan ... A.Ş. tarafından kendi internet sitesinde kamuoyunu duyurulduğunu ve internet sitesinde adi ortaklık kapsamında yürütülen projelerin detaylarına yer verildiğini, 14.01.2008 tarihinde davalı ...'un gönderdiği e-posta mesajında adi ortaklığın varlığını sabit kılan bir taslak anlaşma sunduğunu ve bu anlaşmada adi ortaklığın kapsamına ilişkin bilgilerin sağlandığını, davacı şirket ve ortaklardan bir kısmının ortaklık anlaşmasının hükümlerini görüşmek üzere 20.01.2008 tarihinde ..'de toplandığını ve gündemde olan her bir projeye dair ayrıntılı görüşmeler gerçekleştirildiğini, ortak olan davalıların hukuka aykırı ve hatalı davranışları ve adi ortaklık nezdinde gerçekleştirdikleri ihlalleri neticesinde oluşan zararları gidermek için hiçbir adım atmamaları sonucunda davacı şirketin Eylül 2014'te adi ortaklığın şeklen münfesih olduğunu kabullenmek durumunda kaldığını ve bu durumu ortaklara bildirdiğini sürerek; adi ortaklığın amacının gerçekleşmesinin imkansız hale gelmiş olması nedeniyle sona ermiş olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydı ile toplam 64.209.215,80 TL tutarındaki tazminatın, Türk ortaklardan sözleşmesel sorumluluk esasları, diğer davalılar açısından ise haksız fiil esasları çerçevesinde ticari temerrüt faizi ile birlikte her bir talep içeriğinde belirtilmiş olan davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı .... vekili; müvekkili şirket yönünden husumet yokluğu nedeni ile davanın reddi gerektiğini, müvekkil şirketin bahsi geçen diğer davalılarla bir ilgisi olmadığı gibi davada taraf olabilecek vasıfları da taşımadığını, müvekkil şirketin kişi veya tüzel kişilerin borçlarını temlik almakta, bunun neticesinde var ise icra takiplerine devam etmekte ve borcu tahsil etmeye çalışmakta olduğunu, icra takibi yok ise borcu tahsil etme yönünde borçlu ile iletişime geçtiğini, borcu icra konusu yaptığını, yaptığı tüm işlemlerin hukuka uygun olduğunu, müvekkil şirketin diğer davalılarla bir ilişkisi olmadığını, ancak davacının hissesi olmak kaydı ile veya bir takım krediler kullandırarak zarara uğramış olması neticesinde gerçek olmayan hayali bir takım ilişkiler kurarak uğradığı zararı davalı sıfatı ile müvekkil şirketten tahsil etmeye çalıştığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili; davacının taleplerinin çelişkiler nedeni ile net olarak anlaşılamadığını, dava dilekçesinde hayali iddiaların yer aldığını, müvekkilinin davacının kurgulayarak hazırladığı bu senaryo metninde bir tacir sıfatına haiz olmadığını, davacı banka ile ilgili hiçbir ticari faaliyetinin olmadığını, müvekkili ile diğer davalılar arasında mecburi ya da ihtiyari dava arkadaşlığını oluşturan herhangi bir birlikteliğin söz konusu olmadığını, bir bankanın vermiş olduğu krediye dayanarak müvekkilinin hukuki ve ticari eylemlerini sorgulama hakkının bulunmadığını, yine davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
3. Davalı ... vekili; teminat yükümlülüğünün davacı tarafından yerine getirilmesi ve davacı tarafından dava dilekçesine ekli klasör halindeki delillerin Türkçe'ye resmi tercümelerinin yaptırılması gerektiğini savunmuştur.
4. Davalı ... İnşaat vekili; dava konusunun net olarak ne olduğunun anlaşılamadığını, talep hakkının zamanaşımına uğradığını, davalı taraflar arasında mecburi ya da ihtiyari dava arkadaşlığını oluşturan herhangi bir birlikteliğin söz konusu olmadığını, davacının müvekkili taraftan haksız şekilde para talep ettiğini, bazı olayları kendince yorumlamak suretiyle gerçek dışı senaryo yaratarak ve Türk Hukuku'nda kanuni prosedürlere bağlanmış adi ortaklık, sözleşmesel sorumluluk, haksız fiil sorumluluğu gibi kurumları temel alarak gerçekleştirmeye çalıştığını, müvekkili şirketin kendisine ait gayrimenkulü serbest piyasa rejimi doğrultusunda taraflarla pazarlık suretiyle satmış olduğunu, bu işlemden dolayı satışa taraf olmayan herhangi bir şahıs ve kurumun taraflarına hesap sormasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
5. Davalılar ... ve ... A.Ş. vekili; davacının 2003 yılında kurulduğunu, 2010 yılında ...ile birleştiğini, davacının verildiğini ileri sürdüğü kredilerin birleşmeden önce ... ... tarafından verildiğini, murabaha adı altında verilen kredilerin krediyi alan kişi veya kurumun yaptığı işe ortaklık anlamına gelmediğini, bu gibi kredilerin faizsiz bankacılık yapan kurumların veya bankaların kredi verme yöntemi olduğunu, sair kredilerden hiçbir farkı olmadığını, davanın konusunun açık ve anlaşılır olmadığını, davacının dava dışı kurulan şirketlerle de hiçbir bağlantısının bulunmadığını, şirket paylarının belli bir değer üzerinden tüm hissedarlar tarafından bedel ödenerek alındığını, ... özel bir şirket olup bu şirketlerin tamamının ortaklarının özel ve bağımsız tüzel kişilerden oluşması sebebiyle davacının bu şirketlerde bir sıfatının bulunmadığını, kaldı ki bu şirketlerin tamamının genel kurul kararları ile davalı müvekkillerinin ibra edildiğini, sadece Türk hukuku uyarınca değil, davacı bankanın mukim bulunduğu ülke kanunları uyarınca da davacı bankanın bir adi ortaklık kurmasının mümkün olmadığını, davacının önce verdiği kredileri ihtaren talep etmesinin daha sonrasında ise adi ortaklık zararının tazmini olarak dava açmasının çelişkili olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının, davalılar ...,...,...,...,.., ... A.Ş. arasında varlığını iddia ettiği adi ortaklık ilişkisinin kişi, katılım payı, müşterek amaç, ve sözleşme unsurlarının bir araya gelerek oluştuğunu ispatlayamadığı, davacıya davalılara yemin teklif etme hakkının hatırlatıldığı, davacının yemin deliline dayanmayarak ara karardan rücu edilmesini talep ettiği, bilirkişi incelemesi sonucu teknik değerlendirme doğrultusunda projeler ile ilgili davacı iddiaları incelendiğinde, davalıların ortaklığın zarara girmesine sebep oldukları, uygun arazi seçimi yapmadıkları, yanlış fon aktarımı yaptıkları, yanlış kararlar aldıkları, haksız kazanç sağladıkları, ortaklığın parasını yanlış değerlendikleri gibi konularda bir kusur tespit edebilmek için, eylemde bulunan kişilerin, yetki ve sorumluluk sınırlarını belirleyen yazılı bir belge, vekalet sınırı, para kullanma ve harcama sınırı veya varsa bir ihmalin somut delili olmadan, sadece şirketlerin zarar etmesine sebebiyet verdikleri iddiasının kusur tespiti için yeterli kabul edilmediği, davacı vekili bilirkişi ek raporuna itiraz dilekçesinde, raporun ara kararda sorulan hususları karşılamadığı itirazında bulunmuş ise de, bilirkişi raporlarının adi ortaklığın unsurları bakımından yeterli tespitleri içerdiği, kredi kullanımı, davacının Türkiye'de kurulu bir banka olup olmadığı bankacılık uygulamaları, örtülü kazanç gibi hususlar adi ortaklığın unsurlarına etki edecek hususlar olmadığından bu itirazlar yönünden yeniden rapor alınmasını gerektirmediği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından yazılı delil başlangıcı olduğu ileri sürelen e-postaların, davacı ile davalılar arasında adi ortaklığın kurulması, ortaklığın amacı, tarafların hak ve yükümlülükleri, kâr ve zarara katılım ve unsurlar yönünden somut hükümler içeren, tarafların karşılıklı irade ve rızalarını, imzalarını içeren bir beyan açıklaması içermediğinin tespit edildiği, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporlarında da Mahkemede adi ortaklık kanaati oluşturacak belirlemeler yapılamadığı, İngiliz Denizcilik Mahkemesinde davalı ...'un beyanının da ikrar olarak kabul edilemeyeceği, yine İngiliz Mahkemesinde tanık olarak dinlenen kişinin beyanının bu davada tanık olarak dinlenilmediğinden davaya etkisinin bulunmadığı, buna göre davacı tarafın, davalı taraflarla adi ortaklık sözleşmesi niteliğinde akdi ve hukuki ilişkisinin varlığını yazılı delillerle ispatlayamadığı, İlk Derece Mahkemesince davacıya iddiasını ispat zımnında, adi ortaklığın varlığı hususunda karşı tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılmasına rağmen, davalının yemin deliline dayanmadığı ve yemin ara kararından rücu talebinde bulunduğu, davacının davasının ispatlanamadığı gerekçesiyle; istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; dosyada yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belge bulunmadığının karar gerekçesinde belirtilmesine rağmen, sunulan belge ve delillerin aslında yazılı delil başlangıcı sayılması gerektiğini, adi ortaklık sözleşmesinin taraflarca ifa edilmiş olduğunu, iş ortaklığının bulunduğunu, sunulu e-posta ve taslak sözleşmenin yazılı delil başlangıcı olduğunu, sunulan delillerin sözleşmenin zaten kurulmuş ve akabinde ifa edilmiş olduğunu gösteren maddi vakalara ilişkin olduğunu, tarafların ortak oldukları konusunda şüphe bulunmayan iradeleri esas alınarak, bu ilişkinin şart ve koşullarının tamamlayıcı hukuk kuralları yardımıyla maddi vakalara bakılarak tespit edilmesi gerektiğini, tanık delilinin değerlendirilmediğini ve gerekçede tartışılmadığını, yargılama sırasında dinlenen tanıklarının taraflar arasındaki ilişkinin adi ortaklık olduğunu belirttiğini, davanın tanık dahil her türlü delille ispatlanabileceğinin açık olduğunu, davalı ...'un İngiliz Denizcilik Mahkemesi huzurunda verdiği beyanında ortaklığı ikrar ettiğini, bu beyanın dikkate alınmadığını, mahkeme içi ikrarın kesin delil olduğunu, davalı ... A.Ş.nin söz konusu adi ortaklığın kurulduğunu kendi internet sitesinde duyurduğunu, davalı ... tarafından adi ortaklık sözleşmesinin kurulması için taslak hazırlandığını, tarafların devam eden 7 yıl için ortaklık kapsamında onlarca projeye imza attıklarını, ortaklığa sermaye olarak getirilen 90.000.000,00 USD'nin ortaklık konusunun gerçekleştirildiği projeler için kaynak olarak kullanıldığını, taraflar arasındaki ilişkinin bir taslak kaleme alındıktan sonra anlaşamayıp herkesin kendi yolunda yürüdüğü şeklinde olmadığını, tarafların hali hazırda kurup finansmanını sağlayıp projelerini seçip yürütmekle oldukları ortaklıklarının bazı koşullarında anlaşma sağlayamamakta, bu sebeple koşullarda müzakerelerin devam etmekte olduğunu, ancak bu durumun aslen var olan ortaklığın işleyip ilerlemesini de durdurmadığını, ortaklığın ifa edilmiş olduğunu, sunulan hukuki mütalaalar konusunda değerlendirme yapılmadığını, adi ortaklığın kişi, katılım payı, müşterek amaç ve sözleşme unsurlarının bir araya gelerek oluştuğunun davacı tarafça ispatlandığını, delillerin bütüncül olarak değerlendirilmesi gerektiğini,
Türkiye'de yatırım yapmak üzere gelen bir bankanın organize bir şekilde zarara uğratıldığını, değil kâr elde etmek mevcut arazilerinin dahi muvazaalı şekilde buharlaştırıldığını, kullanılan aktörlerden birinin de davalılar arasında bulunan ve Türk ortaklarla yaptığı işbirliği neticesinde şirket arazilerine itirazsız kesinleştirilen takiplerle sahip oldurulan ...Holding olduğunu, davalıların hukuken ve vicdanen tasvip edilmesi mümkün olmayan faaliyetlerine göz yumulmaması gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, bir kısım davalılar yönünden adi ortaklıktan, bir kısım davalılar yönünden haksız fiilden kaynaklı uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkindir.
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, davada dayanılan ve delil başlangıcı olduğu ileri sürülen belgelerin delil başlangıcı niteliğinde bulunmamasına, bu itibarla davada ispat için tanık dinlenemeyecek olmasına, davalılardan ... ...'un bir başka Mahkemedeki ikrarının ve ... A.Ş.nin internet sitesindeki ilanının iddia edilen adi ortaklık ilişkisini ifade etmediği kanaatinin yerinde bulunmasına, dosya kapsamındaki murabaha sözleşmeleri, e-posta yazışmaları, ihtarnameler, bilirkişi raporları ve uzman görüşleri doğrultusunda adi ortaklık ilişkisinin ispatlanamadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Fazla alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.