Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/1961 K.2025/1589

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1961 📋 K. 2025/1589 📅 13.03.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/1961 E.  ,  2025/1589 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/282 E., 2023/780 K.
DAVA TARİHİ : 16.01.2015
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, asıl davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı ile ... 1. Noterliğinin 22.11.2012 tarihli ve 19604 yevmiye numaralı adi ortaklık sözleşmesi ile "... Optik" isimli işyerini açtıklarını, %24.5 hisse ile bu işyerinin ortağı ve mesul müdürü olduğunu, zaman içerisinde işletmenin kâr etmemeye başladığını, işletme giderleri için 85.000,00 TL civarında şahsi olarak para ödediğini, ancak davalının 13.10.2014 tarihinde kilitlerini değiştirerek mağazaya girişini engellediğini, işletmenin tüm malvarlığın el koyduğunu, demirbaşları ve malları zaptettiğini, ortaklığın fiili olarak sona erdiğini, diploma kirası ve mesul müdür olması sebebiyle halen adi ortaklıktan 10.500,00 TL alacağı bulunduğunu ileri sürerek; adi ortaklığın feshi ile tasfiyesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 2.000,00 TL alacağın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının başvurusu üzerine İl Sağlık Müdürlüğünce mesul müdürlük görevine son verildiğini, işletmenin zarar ettiğinin doğru olduğunu, ancak ortaklığın açılışında olduğu gibi ödemelerin çoğunu babası ...'ün karşıladığını, şirket çalışanı tarafından davacının kayıt dışı satışlar yaptığının söylenmesi üzerine rapor istenildiğini, davacının işletmeye gelmeyerek ortadan kaybolduğunu, daha fazla zarara uğramamak için işyerinin tamamen kapatıldığını, demirbaşların bir kısmının babası tarafından bedelsiz olarak verildiğini, bir kısmının de henüz borcu ödenmediğinden davacıya verilmesinin mümkün olmadığını savunarak, ortaklığın tasfiye edilmesi talebinin kabulünü, diğer taleplerin reddini istemiş, karşı davada ise; işletmenin açıldığı günden itibaren zarar ettiğinin resmi kayıtlardan anlaşıldığını, son stok sayımında 24.244,90 TL'lik mal olması gerekirken, 36.000,00 TL'lik ürün olduğunu, nereden ve nasıl alındığı bilinmeyen ve çalışanlar tarafından tanınmayan malların bulunduğunun tespit edildiğini, karşı davalının işletmeyi zarar ettirdiğini, kârlılık varsa gizlediğini, işletme adına çekilen kredilerin halen ödenmekte olduğunu, babasına ait şirketten mal alımı yapıldığını ancak bir kısmının ödemesinin yapılmadığını, karşı davalının adi ortaklığın içini boşalttığını, bunun fark edilmesi üzerine de işletmeden kaçarak kendisini mağdur göstermeye çalıştığını ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere, 2.000,00 TL'nin karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ
İlk Derece Mahkemesinin 16.05.2019 tarihli kararıyla; ortada tasfiyeye konu olabilecek bir değer bulunmadığı, var ise de kanıtlanmadığı, davalı/karşı davacının ortaklığa zarar verildiğine ilişkin iddianın da soyut iddiadan öte usulünce kanıtlanmadığı gerekçesiyle, asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 16.05.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı/karşı davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 02.10.2020 tarihli kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 02.10.2020 tarihli kararının süresi içinde davacı/ karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece verilen 29.04.2021 tarihli ilamla; taraflar arasında kurulan adi ortaklığın fiilen sona erdiği gözetilerek, adi ortaklığın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda belirtilen sıra ve yöntem izlenerek çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporları doğrultusunda, asıl davanın kısmen kabulü ile adi ortaklığın feshine, tasfiyeye konu olacak değer bulunmadığından tasfiye talebinin reddine, karşı davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde asıl davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı değerlendirmeler içerdiğini, tanık anlatımlarının değerlendirilmediğini, müvekkili adına çekilen krediler ile işletmenin borçtan kurtarıldığını, dosyadaki delillerin nazara alınmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Somut olayda, taraflar arasında ortaklık ilişkisi kurulduğu ve ortaklık ilişkisinin sona erdiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dairemizin 29.04.2021 tarihli bozma ilamı ile, ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle tasfiyenin ne şekilde yapılacağı açıkça belirtilmiştir. Mahkemece bozma öncesi rapor hazırlayan bilirkişiden yeniden rapor alındığı ve raporun bozma ilamımızda belirtilen şekilde hazırlanmadığı anlaşılmıştır. Şöyle ki, ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle ortaklığın tüm malvarlığının aktif ve pasifi ile belirlenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, davalının adi ortaklığa ortak olduğu tarihte lise son sınıf öğrencisi olduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu nedenle olaylardan bilgisi olan davalı tanığı olarak da beyanda bulunan davalının annesi ...'ün tanık olarak alınan ifadesinde "bu iş yeri şu anda ... Optik olarak devam ediyor. ... isimli iş yerinin içerisinde fazlaca bir ürün yoktu, sadece bir kısım makineler vardı, bunlar da şu anda ... Optik olarak devam eden işyerinde bulunmaktadır," şeklinde beyanda bulunduğu halde, bilirkişi raporunda söz konusu makinaların tasfiyeye konu edilmediği ayrıca davalının babası ...'ün savcılıkta 12.11.2014 tarihinde verdiği ifadede; bir takım krediler çekildiğini, taksitlerin ... Optik tarafından ödendiğini belirttiği halde bu hususunda raporlarda değerlendirilmediği görülmüştür.
O halde, İlk Derece Mahkemesince; tasfiye işlemlerine esas olmak üzere davalı tanıklarının beyanlarının ortaklığın aktif ve pasif değerleri ile ilgili olduğu gözetilerek, tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirilmesi ve dosyanın optik uzmanın da dahil olduğu tasfiye heyetine verilerek, ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle aktif ve pasif değerler hesaplanıp davacının iddialarının 29.04.2021 tarihli bozma ilamımız doğrultusunda taraf ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınması ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,13.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.