Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2379 K.2025/1593

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2379 📋 K. 2025/1593 📅 13.03.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/2379 E.  ,  2025/1593 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/227 E., 2022/405 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; çocukları ...'ın doğumunun, 27.11.2009 tarihinde ... ... Hastanesinde davalı ... tarafından suni sancı verilerek gerçekleştirildiğini, doğum sonrası davalı çocuk doktoru ... tarafından kontrolünün yapıldığını, bebeğin solunum sorunu yaşadığını, ayağında dönme olduğunu ancak zamanla iyileşeceğini, annenin rahatsızlıklarının geçmemesine rağmen bir gün sonra hastaneden taburcu edildiğini, bebeğin on gün hastanede yoğun bakımda kaldığını, daha sonra başka hastanelere götürüldüğünü, bebeğin sağ omzunun doğum esnasında ya da doğumdan sonra kırılmış olduğunu, davalıların sorumluluklarının vekalet sözleşmesinden kaynaklandığını, çocukları küçük ...'ın doğumunda ve doğum sonrası gelişen olaylar ile elem ve ızdırap duyduklarını, bu nedenle bebek için 20.000,00 TL, anne ve baba için ayrı ayrı 15.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; kusurlarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 26.12.2014 tarihli kararıyla; Adli Tıp İhtisas Kurulu raporunda ve üst konumda olan Genel Kurul raporunda davalılara yaptıkları tedaviler ile ilgili kusur atfedilmediğinden açılan davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karar süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Dairece verilen 12.06.2019 tarihli ilamla; Mahkemece davaya konu olayda rapor düzenlemeye ehil ve donanımlı bir Üniversiteden, dava konusunda uzman, akademik kariyere sahip 3 kişilik bilirkişi kurulundan bebeğin hastanede yoğun bakımda yattığı on günlük süre zarfında kırığın farkedilmemesinin makul olup olmadığı hususunda rapor alınarak, davalıların kusurlu olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekçesiyle, karar bozulmuştur.
Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kallus denilen iyileşme dokusu oluşuncaya kadar kırıkların muayene ile tespit edilmesinin mümkün olmadığı ve bu sürenin 1 - 2 haftayı alabileceğinden davalı doktorların ağır ihmal ve kusurlarının bulunmadığı, grafiyi değerlendiren Dr. ..'ın davalı olarak yer almadığı, dosyada taraf olmayan ilgili doktorun kusurunun tartışılmasının mümkün olmadığından davalı doktorların kusuru yönünden, davalı gösterilen davalı hastanenin de bu noktada sorumluluğuna gidilemeyeceği, ilk grafinin çekildiği 28.11.2009 tarihinden yaklaşık 2 hafta sonra 10.12.2009 tarihinde bilimsel verilere uygun olarak kırığın bulgularının ortaya çıktığı ve tespitinin sağlandığı gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; bebekte doğum esnasında kırık olduğunun davalı hekimlerce görülmediğini, bu nedenle davalıların sorumlu olduğunu, bozma ilamı ile radyoloji bilirkişinin hazırladığı rapor birlikte değerlendirildiğinde davada haklı olduklarının tespit edildiğini ancak kemiğin kaynaması nedeniyle davalıların sorumluluğunun oluşmadığı gerekçesinin doğru olmadığını, davalıların yaşanan sıkıntı ve acı nedeniyle hukuki sorumluluklarının bulunduğunu, hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı hastane ve davalı doktorların özen yükümlülüğüne aykırı davranmaları iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.
1. Temyiz olunan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeye, uyulan bozma ilamı doğrultusunda kararın verilmiş olmasına, bozmaya uymakla kesinleşen ve karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak durumu oluşturan kısımlar hakkında Mahkemece yeniden inceleme yapılmasına imkan bulunmadığının ve davalı doktorların branşları nazara alınarak kusurlarının bulunmadığının anlaşılmasına göre; davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Somut olayda, Mahkemece, yeni doğan ...'ın 10 günlük yoğun bakım sürecinde kırığın fark edilememesinin kallus denilen iyileşme dokusu oluşuncaya kadar kırıklarının muayene ile tespit edilmesinin mümkün olmaması ve bu sürenin 1-2 haftayı alabileceği nazara alınarak davalı doktorların ağır ihmal ve kusurlarının bulunmadığı gerekçesiyle davalı doktorlar hakkında davanın reddine karar verilmesi davalı doktorların branşları nazara alınarak yerinde görülmüştür.
Ancak, bozma ilamından sonra radyoloji uzmanı bilirkişiden alınan 25.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda; ...'ın 28.11.2009 tarihinde çekilen grafisinde sağ klavikula ucunda deplase kırık izlendiği, davalı hastane yetkilileri aksini iddia etse de bu kırığın doğum esnasında oluştuğu, anne ve babaya kırık konusunda hastane tarafından bilgilendirilmediği belirtilerek bu kırığın ilk çekilen grafilerde saptanmaması ve ailenin konu ile bilgilendirilmemesi hastanenin eksiği olduğu açıkça tespit edilmiştir.
Dosya kapsamından, küçük ...'ın 27.11.2009 tarihinde doğduğu, grafisinin 28.11.2009 tarihinde çekildiği ve alınan radyoloji uzman raporuna göre kırığın doğum esnasında oluştuğu belirtildiğinden davalı hastanenin adam çalıştıran sıfatı ile sorumluluğu bulunduğu anlaşılmaktadır.
O halde Mahkemece, davalı hastanenin adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu olacağı değerlendirilerek manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince davacılar yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,13.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.