Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/1419 K.2025/1582

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1419 📋 K. 2025/1582 📅 13.03.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/1419 E.  ,  2025/1582 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1992 E., 2023/2084 K.
DAVA TARİHİ : 22.06.2022
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/201 E., 2023/299 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli olarak tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma istemi miktar itibariyle reddedildikten sonra, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin 21.02.2014 tarihinde davalı Üniversitede araştırma görevlisi olarak göreve başladığını, bir dönem davalı Üniversite kadrosunda çalışan müvekkilinin, 2547 sayılı Kanun'un 35. maddesi doğrultusunda doktora yapmak üzere kadrosunun 11.06.2014 tarihinde geçici olarak Ankara ... Üniversitesi bünyesine aktarıldığını ve ... 1. Noterliğinin 27.05.2014 tarihli taahhütname ve kefalet senedinin imzalatıldığını, müvekkilinin asıl kadrosunun bulunduğu davalı Üniversiteye döndükten sonra 29.06.2020 tarihinde doktorasını tamamladığını ve bu tarihten itibaren davalı Üniversitenin kadrosunda araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladığını, müvekkilinin dava dışı ... Üniversitesinde açılan Dr. Öğretim Üyesi kadrosuna başvurusunun kabul edilmesinin ardından ayrılma kararını davalı Üniversiteye bildirdiğini, ancak davalı Üniversitenin mecburi hizmet yükümlülüğü nedeniyle imzalanan taahhütname senedine dayanılarak hesaplanacak tutarın ödenmesi durumunda ilişiğin kesileceğini bildirdiğini, müvekkilinin 301.612,00 TL'yi yasal haklarını saklı tutmak kaydıyla 24.01.2022 tarihinde davalıya ödemek zorunda kaldığını, bilahare müvekkilinin davalı Üniversiteden ilişiğinin kesildiğini ve ... Üniversitesinde göreve başladığını, müvekkilinden tahsil edilen işbu tutarın neredeyse tamamının maaş ödemelerine ilişkin olduğunu, maaş ödemelerinin iadesinin doğru olmadığını belirterek, müvekkilinin davalı Üniversiteye ödemek zorunda kaldığı 301.612,00 TL'nin ödeme tarihi olan 24.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının müvekkili Üniversiteden ayrılmak istediğini ve kefalet sözleşmesine istinaden 301.611,75 TL ödeme yaptığını, davacının kendi özgür iradesi ile mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde aldığı maaşları faizi ile ödeyeceğini taahhüt ettiğini, cezai şartın ödenmesinde hukuka aykırı bir durum olmadığını, sebepsiz zenginleşme konusu oluşturacak hukuka aykırı bir işlemin de söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının ifa etmediği 15 gün 8 ay 1 yıllık mecburi hizmet süresinin karşılığı olarak toplam 301.611,75 TL borç tahakkuk ettirildiği, işbu borcun, davacının davalı Üniversitede araştırma görevlisi olarak çalıştığı (05.02.2019-24.01.2022) dönem içerisindeki aylık maaşları olduğunun anlaşıldığı, davacının davalı Üniversiteye karşı mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmeden başka bir kurumda çalışmaya başladığı, ancak 2547 sayılı Kanun'un 35. maddesine göre, mecburi hizmet ifasının yerine getirilmemesi halinde davacı başka bir kurumda çalışamayacağından, çalışmadığı günlerin bedelini ödeyerek başka bir kurumda işe başlayabildiği, ödenen bu bedelin iadesi halinde Kanun'un 35. maddesinin hükümsüz kalacağı, Kanun'un 35. maddesinin engelini aşabilmek için bedel ödeyip, bedelin geri iadesini talep etmenin "ahde vefa" ilkesi, TMK'nın 2. ve 3. maddelerindeki "dürüstlük ve iyi niyet" kurallarını ihlal ve kanuna karşı hile niteliği taşıdığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yüklenme senedindeki mecburi hizmet yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde öğretim görevlisi kadrosunda bulunmanın ve çalışmanın karşılığı olan yurtiçi aylıklarının geri verileceğine dair senet hükmünün geçersiz olduğu, çalışmanın karşılığı olan maaş üzerinde cezai şartın hesaplanması ve istenmesinin mümkün olmadığı, 14.08.2023 tarihli bilirkişi raporunda, davacıya maaş karşılığı 301.611,75 TL ödendiğinin belirtildiği, davalı Üniversitenin davacıya maaş harici ödeme yaptığı yönünde bir iddiasının olmadığı, Anayasanın 18. maddesi gereği zorla çalıştırma yasağı kapsamında ödenen maaşların geri istenemeyeceği sabit olup, davacının ihtirazi kayıtla ödediği meblağı geri isteyebileceği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden karar verilmesine, davanın kabulü ile 301.612,00 TL'nın ödeme tarihi olan 24.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; müvekkili Üniversiteye karşı mecburi hizmetini yerine getirmeden istifa eden davacının ödediği meblağın hukuken geçerli bir borca dayandığının açık olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, ödenen bedelin iadesine karar verilmekle kanuna karşı hile yapılmasına sebebiyet verildiğini, ayrıca yasak işlem yerine getirilerek başka bir Üniversitede çalışma durumunun gerçekleştirildiğini, davacının akademik personel kadrosunu kullanıp fiili olarak hiçbir şekilde müvekkili Üniversiteye katkı sağlamadığını, bu süreçte de ülke kaynaklarını kullanarak müvekkili Üniversitenin kadrosunu işgal edip zarara uğramalarına neden olduğunu ifade ederek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taahhütname ve kefalet senedinden dolayı ödeme yapan davacının ödediği bedelin iadesi istemine ilişkindir.
Davacı ...'in, davalı ... Yönetim Bilimleri Fakültesi Dekanlığına yazdığı 30.11.2021 tarihli dilekçeyle: "Fakültenizde Arş. Gör. Dr. olarak çalışıyorum. 11.06.2014-05.02.2019 tarihleri arasında fakülteniz adına 2547 sayılı Kanun'un 35. maddesi kapsamında Ankara ... Üniversitesinde görev yaptım. Kalan mecbur hizmet süremin ve kurumunuza olan para borcumun hesaplanarak tarafıma bildirilmesini arz ederim." dediği, gelen yazı üzerine davacı ...'in Dekanlığa yazdığı 19.01.2022 tarihli dilekçeyle: "Fakültenizde Arş. Gör. Dr. olarak görev yapmaktayım. 24.01.2022 tarihi itibariyle kurumunuzdan istifa etmek ve 2547 sayılı Kanun'un 35. maddesinden doğan mecburi hizmet borcunu ödemek istiyorum. Gereğini saygılarımla arzederim." dediği, bilahare davalı tarafça sunulan, E-26137996-903.06.02-25359 sayılı ve istifa konulu yazıda, uygun görüldüğü taktirde Arş. Gör. ...'ın mecburi hizmetinden doğan borcunu ödemek şartıyla istifasının kabul edilerek 24.01.2022 tarihi mesai bitimi itibariyle ilişiğinin kesileceği bildirilmiştir.
Davalı tarafça sunulan, E-36541735-929-25569 sayılı ve kişi borcu konulu yazıda, Fakültenin İşletme Bölümü Araştırma Görevlisi ...'ın 24.01.2022 tarihi itibariyle istifa ettiği, ilgili kişinin istifasının 20.01.2022 tarih ve 25359 sayılı Rektörlük Oluru ile uygun bulunduğu, bu sebeple 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 35. maddesi kapsamında mecburi hizmet borcunu ödemesi gerektiği, istifa tarihi olan 24.01.2022 tarihi itibariyle 1 yıl 8 ay 15 gün mecburi hizmet borcunun olduğunun tespit edildiği, Kamu Personeline Mahsus Yüklenme Senedi ve Muteber İmzalı Müteselsil Kefalet Senedine istinaden kalan mecburi hizmet borcunun parasal karşılığının 301.611,75 TL olduğu bildirilmiştir.
Davacı tarafından, 24.01.2022 tarihinde "Mecburi hizmet borcu ödemesi. Yasal haklarım saklıdır." açıklamasıyla 301.612,00 TL'nin gönderildiği anlaşılmıştır.
Türk hukukunda mecburi hizmet yükümlülüklerinin bir kısmı Anayasa'da bir kısmı ise kanunlarda düzenlenmiştir. Eğitilme ve yetiştirilme karşılığı olarak öngörülen mecburi hizmet yükümlülüğüne ilişkin olarak, 2547 sayılı Kanun'un 35. maddesinde araştırma görevlilerinin yurt içinde bir diğer üniversitede görevlendirilmeleri düzenlenmiştir.
Somut olayda, yukarıda açıklandığı üzere, davacının davalı Üniversiteye karşı mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmeden başka bir kurumda çalışmaya başladığı sabittir. 2547 sayılı Kanun'un 35. maddesinde, mecburi hizmet yükümlülüğünün ihlali halinde öngörülen tek yaptırım araştırma görevlisine başka bir yüksek öğretim kurumunda görev verilmemesidir. Davacının başka bir üniversitede çalışmak için mecburi hizmetle sorumlu olduğu kalan günlerin bedelini ödediği, bu konuda tarafların mutabık olduğu dosyadaki tüm bilgi ve belgelerden anlaşılmıştır. 2547 sayılı Kanun'un 35. maddesindeki, başka bir yüksek öğretim kurumunda görev verilmemesi engelini aşabilmek için davacının bedel ödeyip, bilahare bedelin iadesini talep etmesi kanuna karşı hile niteliği taşıyor olup, bu durumun ahde vefa ilkesi, dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğu anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olmasından dolayı davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.03.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, 2547 sayılı yasa'nın 35. maddesi uyarınca imzalanan yüklenme senedinden kaynaklı ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir.
Davacı tarafından imzalanan noterde düzenlenen 27.05.2014 tarihli yüklenme senedinin 2. maddesinde, ... Üniversitesinde eğitimde bulunduğu süre kadar mecburi hizmet taahhüdünde bulunduğu, 3. maddesinde .... Üniversitesine dönüp, mecburi hizmetini ifa etmek üzere göreve başladıktan sonra, mecburi hizmeti bitirmeden istifa ederek ayrılması halinde yapılan ödemelerin tümünü eksik kalan mecburi hizmet süresiyle orantılı olarak %50 fazlasıyla ve yasal faizi ile birlikte ödenmesini taahhüt ettiği, daha sonra ... Üniversitesinde çalışmalarını tamamlayarak kendi Üniversitesi olan ...Üniversitesine dönerek araştırma görevlisi olarak mecburi hizmetinin bitimine 1 yıl 8 ay 15 gün kala ... Üniversitesinde açılan öğretim görevlisi kadrosuna başvurusunun kabul edilmesinin ardından, 19.01.2022 tarihli dilekçesiyle davalı Üniversiteye başvurarak 24.01.2022 tarihi itibariyle kurumdan istifa edeceğini 2547 sayılı yasanın 35. maddesinden doğan mecburi hizmet borcunu ödemek istediğini davalı Üniversiteye bildirmesi üzerine davalı Üniversiteninde, davacının kalan süresini de gözeterek yüklenme senedine göre hesaplanan mecburi hizmetten doğan bcrcunu ödemek kaydıyla istifasını kabul ettiği, davacınında talep edilen borcu itirazı kayıtla ödeyerek davalı kurumdan ayrıldığı anlaşılmaktadır.
Türk Hukukunda mecburi hizmet yükümlülüklerinin bir kısmı Anayasa'da bir kısmı ise kanunlarda düzenlenmiştir. Eğitim ve yetiştirme karşılığı olarak öngörülen mecburi hizmet yükümlülüğü 2547 sayılı Yasanın 33, 35. ve 39 maddelerinde düzenlenmiştir. 2547 sayılı Yasa'nın 35. maddesinde araştırma görevlilerinin yurtiçinde bir diğer Üniversitede görevlendirilmelerine ilişkin düzenleme mevcuttur.
2547 sayılı Yasa'nın 35. maddesinde "Yükseköğretim kurumları; kendilerinin ve yeni kurulmuş ve kurulacak diğer yükseköğretim kurumlarının ihtiyacı için yurt içinde ve dışında, kalkınma planı ilke ve hedeflerine ve Yükseköğretim Kurulunun belirteceği ihtiyaca ve esaslara göre öğretim elemanı yetiştirirler. Öğretim elemanı yetiştirilmesi amacıyla üniversitelerin araştırma görevlisi kadroları, araştırma veya doktora çalışmaları yaptırmak üzere başka bir üniversiteye, Yükseköğretim Kurulunca geçici olarak tahsis edilebilir. Bu şekilde doktora veya tıpta uzmanlık veya sanatta yeterlik payesi alanlar, bu eğitimin sonunda kadrolarıyla birlikte kendi üniversitelerine dönerler. Yurt içi veya yurt dışında yetiştirilen öğretim elemanları, genel hükümlere göre bağlı oldukları yükseköğretim kurumlarında mecburi hizmetlerini yerine getirmek zorundadırlar. Bu mecburi hizmet, eş durumu ve sağlık mazeretleri hariç olmak üzere başka yükseköğretim kurumlarında ve kamu kurum ve kuruluşlarında yerine getirilemez. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyenlere, yükseköğretim kurumlarında görev verilmez. Özel kanunlarla getirilen mecburi hizmet çalışmaları bu hüküm dışındadır." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Yine bu kanun maddesine dayanılarak çıkarılan Bir Üniversite Adına Bir Diğer Üniversitede Lisansüstü Eğitim Gören Araştırma Görevlileri Hakkında Yönetmeliğin 4/4 maddesinde ''Görevlendirme veya atama işlemlerinden önce adaylardan, kendilerine kadrosu tahsis edilen üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünde 2547 sayılı Kanun'un 35. maddesi şartları içinde lisansüstü eğitim -öğretim süresi(tatiller dahil) kadar mecburi hizmeti yerine getirmek zorunda bulunduklarına dair bir taahhüt ve kefalet senedi alınır. Bu senette ilgili araştırma görevlisinin lisansüstü eğitim - öğretimlerini tamamlamasından sonra ne kadar süre sonra kadroyu tahsis den üniversiteye veya yüksek teknoloji enstitüsüne döneceğinin belirten bir hüküm de yer alır.'' hükmü düzenlenmiştir.
Kanun' un 35. maddesinde mecburi hizmet yükümlülüğünün ihlali halinde öngörülen tek yaptırım araştırma görevlisine başka bir yüksek öğretim kurumunda görev verilmemesidir.
Kanunda yer almamasına rağmen yönetmelikle araştırma görevlilerinden yüklenme senetleri alınacağı düzenlenmiştir.Kişi kendi iradesi ile kamuda çalışma özgürlüğünü kullanmış olup öngörülen tek yaptırımın araştırma görevlisine başka bir yükseköğretim kurumunda görev verilmemesi olduğu dikkate alındığında kanunda yaptırım konusunda bir eksikliğin olduğu ortadır.
Anayasa'nın 18. maddesinde zorla çalıştırma yasağı ile birlikte düzenlenen angarya yasağı açısından yüklenme senetlerindeki maaşın geri verileceği yönündeki düzenleme değerlendirildiğinde; angarya yasağı, Anayasa Mahkemesi kararlarında; kişinin emeğinin karşılığını almadan zorla çalıştırılması, bir maldan ya da kişinin çalışmasından karşılıksız yararlanma şeklinde tanımlanmıştır. (bkz. AYM, E; E:2011/150, K:2013/30, KT:14.02.2013) Araştırma görevlileri 2547 sayılı Kanun'un 35. maddesine göre yapılan görevlendirme kapsamında çalışırken her ne kadar maaş almakta iseler de; yüklenme senedindeki şartların ihlali halinde bu çalışma karşılığı alınan maaş ödemelerinin geri verilmesi yönündeki düzenleme ile başlangıçta angarya yasağı söz konusu değilken, taahhüdün ihlali halinde maaşların geri verilmesi halinde araştırma görevlisi ücret ödenmeksizin çalışmış olma durumunda olacağından senet maddesinde maaşların geri ödeneceği yönündeki düzenlemenin bu yönüyle de angarya yasağının ihlali olduğu kabul edilmelidir. Bu halde davacı, davalı kurumda hiç bir ücret almaksızın çalışmış olacaktır. Davacının aldığı ücret tamamen çalışma karşılığında aldığı maaşıdır.
Nitekim dairemizin benzer, emsal nitelikte (3.HD 2020/4022 E., 2021/599 K.) bazı kararlarında yüklenme senedindeki mecburi hizmet yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde araştırma görevlisi kadrosunda bulunmanın ve çalışmanın karşılığı olan maaşların geri verileceğine dair senet hükmünün geçersiz olduğu vurgulanmıştır. Yüklenme senedi hükmünün bu yönden geçersiz olduğuna ve 2547 sayılı Kanun'un 35. maddesinde, mecburi hizmet yükümlülüğünün ihlali halinde öngörülen tek yaptırım araştırma görevlisine başka bir yüksek öğretim kurumunda görev verilmemesi olduğuna göre, mecburi hizmet yükümlüğünü tamamlaması halinde, davalı kurumda doktor öğretim üyesi kadrosunun açılmaması durumunda akibeti belli olmayan araştırma görevlisi davacının, başka bir Üniversitede kadrolu doktor öğretim üyeliğine geçmeye çalışması Kanuna karşı hile oluşturmadığı gibi ahde vefa ilkesine, dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil etmez.
Davacının mecburi hizmet süresi 4 yıl 8 ay 3 gündür. Davacı bu sürenin 2 yıl 11 ay 19 gününü çalışmıştır. Kalan sürü 1 yıl 8 ay 15 gündür. Görüldüğü üzere davacının amacı mecburi hizmet süresinden kaçmak değildir, davalı üniversitede kadro açılmama ihtimaline göre başka bir üniversitede bulmuş olduğu kadrolu öğretim görevliliğine geçmektir. Davalı üniversitenin istifayı kabul etmemesi halinde davacının başka bir üniversitede ve kamu kurum ve kuruluşlarında mecburi hizmeti yerine getirmesi mümkün değilken, davalının, davacıyı kendi üniversitesinde çalıştırma imkanı mevcutken üstelik Anayasada düzenlenen angarya yasağına rağmen, çalışmanın karşılığı olan maaşların geri verileceğine dair senet hükmünün geçersizliği Dairemizin bazı emsal kararlarında vurgulanmışken, yasal dayanağı olmayan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen kefalet senedine geçerlilik tanıyarak mecburi hizmetten doğan borcu %50 fazlasıyla ödemek şartıyla istifanın kabulü hali tam tersine davalı yönünden dürüslük ve iyi niyet kurallarına aykırılık oluşturur.
Açıklanan bu gerekçeler karşısında kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, yerinde bulunmayan davalının bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesinin kararının ONAMASI görüşünde olduğumdan sayınçoğunluğun BOZMA kararına iştirak edilmemiştir.