Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/1172 K.2025/1604

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1172 📋 K. 2025/1604 📅 13.03.2025

3. Hukuk Dairesi         2025/1172 E.  ,  2025/1604 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1943 E., 2023/2078 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 17. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/307 E., 2021/304 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı asıl; Manisa İlinde faaliyet gösteren ... Eczanesinin sahibi ve mesul müdürü olduğunu, hakkında açılan ceza davası nedeniyle daha önce askıya aldırmış olduğu eczane ruhsatnamesinin iadesi için İl Sağlık Müdürlüğüne başvurduğunu, talebinin reddine karar verilmesi üzerine karara karşı Manisa 1. İdare Mahkemesinin 2018/1342 E. sayılı dosyasıyla açtığı davanın kabulüne karar verildiğini ve İl Sağlık Müdürlüğünce ruhsatnamesinin iade edildiğini, bunun üzerine yeniden sözleşme yapmak için davalı Kuruma müracaat ettiğini, ancak herhangi bir gerekçe gösterilmeden sadece sözleşme yapılmasının uygun görülmediği belirtilerek talebinin reddedildiğini, davalının sözleşme yapmak isteyen ve belirlenen şartlara uyan eczanelerle takdir hakkına sahip olmaksızın sözleşme yapma zorunluluğunun bulunduğunu, ruhsatı olmasına rağmen keyfi olarak kendisiyle sözleşme yapılmamasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu ileri sürerek; davalı Kurum tarafından sözleşme yapmama şeklinde yaratılan muarazanın giderilmesini ve sözleşme yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının ruhsatını yeniledikten sonra Kuruma başvurarak sözleşme yapılmasını talep ettiğini, ancak hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan mahkumiyet kararı verildiğinin tespit edilmesi üzerine sözleşme yapıp yapmama hususunda Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumundan görüş sorulduğunu; gelen cevabi yazıda, davacı hakkında verilen mahkumiyet kararının 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun'un (6197 sayılı Kanun) 4. maddesinde belirtilen eczacılık yapmaya mani hususlar arasında yer alması nedeniyle eczacılık mesleğini icra edemeyeceği belirtildiğinden, davacıyla sözleşme yapılmasının Kurumca uygun bulunmadığını, davacıya yeniden ruhsat verilmiş olmasının yeniden sözleşme imzalanmasını zorunlu kılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı Kurum ile eczacılar arasında yapılan ilaç teminine ilişkin sözleşmenin özel hukuk hükümlerine tabi olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacıları Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin 2020 yılı Protokolü'nün (5.1.) maddesinde de, tarafların bir ay önceden yazılı bildirimde bulunmak şartıyla sözleşmeyi her zaman feshedebileceğinin belirtildiği, buna göre davalının her zaman sözleşmeyi feshetme yetkisinin bulunduğu; Türk Hukukunun, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 27/1 maddesinde belirtilen durumlar istisna olmak üzere kişilere istediği konu hakkında dilediği kişi ya da kişilerle sözleşme yapma hürriyeti tanıdığı, sözleşme serbestisi olarak tanımlanan bu kurumun Anayasa ile de güvence altına alındığı, bu durumda sözleşmeden kaynaklı uyuşmazlıkların sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği, somut olayda davacının eczane ruhsatnamesinin sözleşme dışı nedenlerle iptal edildiği nazara alındığında, davalıyı sözleşme yapmak için zorlamanın kanunlar ve Anayasa ile güvence altına alınan sözleşme özgürlüğü ilkesine aykırı olacağı, davacının ruhsatını geri almasının ve hakkındaki ceza dosyası kesinleşmediğinden masumiyet karinesinden yararlanmasının davalıyı sözleşme yapmaya zorlamaya bir neden olarak kabul edilemeyeceği, bu nedenle Kurumun sözleşme yapmama yönündeki iradesinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı istinaf isteminde bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesince davalı Kurumun sözleşme özgürlüğü kapsamında sözleşme yapmaya zorlanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, fiili olarak tekel durumunda olan Kurumun davacı hakkındaki kesinleşmemiş ceza mahkemesi kararını ve sözleşme yapıp yapmanın Kurumun takdirinde olduğunu gerekçe göstererek davacı ile sözleşme yapmama yönündeki davranışının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu; mahkumiyet kararının henüz kesinleşmediği, sözleşme imzalanmadığı taktirde eczanenin faaliyetini sürdüremeyeceği ve davacının ağır ekonomik kayba uğrayacağının açık olması karşısında, verilen kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu gerekçesiyle; başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davacının sözleşme yapılması talebinin reddine ilişkin Kurum işleminin iptaline, davalı Kurumun davacı ile sözleşme yapmak zorunda olduğunun tespiti ile muarazanın bu şekilde giderilmesine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; davacının müvekkili Kurum ile sözleşme yapma talebinin haklı gerekçelerle kabul edilmediğini, Kurumun tek taraflı, soyut ve keyfi bir uygulamasının söz konusu olmadığını, davacının ruhsatını geri almasının ve hakkındaki mahkumiyet kararı henüz kesinleşmediğinden masumiyet karinesinden yararlanmasının müvekkili Kurumu sözleşme yapmaya zorlayıcı bir neden olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacıları Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin Protokol hükümleri uyarınca davalı Kurumun davacı ile sözleşme yapması gerekip gerekmediğine ilişkindir.
Davacı eczacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçu nedeniyle açılan ceza davası sonucunda; Manisa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.01.2018 tarihli kararı ile mahkumiyetine karar verildiği, ancak davacının istinaf başvurusu üzerine dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderildiği, istinaf incelemesinin halen devam ettiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Buna göre, davacının terör örgütüyle irtibat ve iltisaklı olup olmadığı hususu henüz netleşmiş değildir. 6197 sayılı Kanun'un 4. maddesinde; devletin güvenliğine, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı işlenen suçların eczacılık yapmaya mani haller arasında gösterilmiştir. Davacı hakkında da eczacılık yapmaya mani hallerden biri olarak gösterilen silahlı terör örgütüne üye olmak suçu nedeniyle açılan ceza davası sonucunda henüz kesinleşmemiş olsa dahi mahkumiyetine karar verilmiş olması, anılan bu madde uyarınca davalı Kurumun davacı ile sözleşme yapmamasına haklı bir neden teşkil etmektedir. Davacının ruhsatnamesini geri almış olması da, davalı Kurumu sözleşme yapmaya zorlayıcı bir neden olarak kabul edilemez.
Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince; davacının İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.