Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2374 K.2025/1592

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2374 📋 K. 2025/1592 📅 13.03.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/2374 E.  ,  2025/1592 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/171 E., 2024/753 K.
DAVA TARİHİ : 25.09.2014
İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2022/60 E., 2022/415 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalılardan Tahsin'in kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olarak davalı hastanede çalıştığını, 1977 doğumlu müvekkilinin gebelik takibinin ve sezaryeninin davalı doktor tarafından yapıldığını, sezaryenda kalın bağırsağının delindiğini, ölüm tehlikesi geçirdiğini, delinen kısım nedeniyle ameliyat edildiğini, 15 gün hastanede tedavi olduğunu, ileride apandist ile ilgili sıkıntı çıkarsa ameliyatı kaldıramayacağı gerekçesiyle şikayeti olmamasına rağmen apandistinin alındığını, bir daha çocuk sahibi olmak istediğinde tehlikeli olabileceğini, davalı doktorun sezaryen sırasında gereken özeni göstermediğini, kalın bağırsağının delinmesine sonrasında da hastasını gereği gibi takip etmediğinden tablonun ağırlaşmasına ve yapılacak cerrahi müdahalenin geciktirilmesine neden olduğunu, 3.5 ay bağırsağı dışarıda kolostomi torbası ile dolaşmak zorunda kaldığını, sosyal yaşantısının bittiğini, acılar çektiğini, psikolojisinin bozulduğunu ileri sürerek; 500.000,00 TL manevi tazminatın 25.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; davacıda sezaryen sonrası oluşan komplikasyon ve komplikasyon sonrasında yapılan ameliyatta davalıların kusurlarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 16.05.2018 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davalı doktorun yaptığı sezaryen ameliyatı sonrasında komplikasyon yönetiminde ihmali ve hatasının bulunduğu, gereken dikkat ve özeni göstermeyerek özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılardan Hasan Tahsin vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 24.04.2024 tarihli kararıyla istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; tazminat miktarının düşük olduğunu, davanın tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini, müvekkilin bilgisayarlı tomografi çekilmeden bekletilip tanısı geciktirilerek septik şoka girip bilinci kapalı hale geldikten sonra acil ameliyata alındığını, sıkı bir takip yapılması gerektiğini, davalıların ihmali sonucu ortaya çıkan tablonun ağır olduğunu, yaşanan sürecin vücudunda ve ruhunda kalıcı izler bıraktığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı özel hastane ve doktorun vekillik sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık nedeniyle uğradığı manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Dosyada mevcut 16.05.2018 havale tarihli bilirkişi raporunda, 24 saatlik süreç sırasında izlem formlarında eksiklik olduğu ve daha erken müdahale halinde postoperatif dönemde yaşanan komplikasyonu azaltıcı mahiyette olabileceğinin belirtildiği ve Mahkemece söz konusu rapor hükme esas alınarak davalı doktorun sezaryen ameliyatı sonrasında komplikasyon yönetiminde ihmali ve hatasının bulunduğu, gereken dikkat ve özeni göstermeyerek özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kural olarak hükmedilecek manevi tazminatın miktarının belirlenmesi hakimin takdirindedir. Kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakim bu hakkını Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde açıklanan hakkaniyet ilkesine uygun olarak kullanmalıdır.
Manevi tazminatın miktarı belirlenirken kişilik hakkına saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranı, sıfatı, iştigal ettikleri makam ile diğer sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınmalı, her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşullar bulunabileceği gözetilerek, takdir hakkını etkileyebilecek nedenler karar yerinde denetime elverişli biçimde ve objektif olarak gösterilmelidir.
Manevi tazminat davaları sonucunda hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirebilecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bu para bir ceza olmadığı gibi hükmedilecek manevi tazminatla bu malvarlığı zararlarının karşılanması da amaçlandığından tazminat miktarının onun amacına göre belirlenmesi gerekir. Bu nedenle, takdir edilecek miktar elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Tüm bu bilgiler ışığında somut olay irdelendiğinde; davalı tarafından gerçekleştirilen sezaryen sonrasında, davacının bilirkişi raporuyla tespit edilen zararının oluştuğu ve bu zararın oluşumunda davalı doktorun kusurlu bulunduğu nazara alındığında, takdir edilen manevi tazminat miktarının, meydana gelen zararın ağırlığı karşısında, manevi huzuru gerçekleştirmeye yeterli bulunmadığı, yaşanan olayın özellikleri, davacının yaşadıkları ve olayın oluş şekli gözeterek takdir edilen manevi tazminat miktarının çok az olduğu anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca Mahkemece, daha yüksek oranda bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus da bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1. maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.