Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/1965 K.2025/1590

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1965 📋 K. 2025/1590 📅 13.03.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/1965 E.  ,  2025/1590 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/118 E., 2023/349 K.
DAVA TARİHİ : 09.11.2007
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalı ... ile inşaat yapımı hususunda adi ortaklık sözleşmesi yaptığını, sözleşme nedeniyle davalıya 240.000,00 TL verdiğini, aralarında çıkan anlaşmazlık sonucu ortaklığın sona erdiğini, 24.03.2007 tarihli sözleşme ile ortaklık hissesine karşılık yapılacak inşaattan dört daire ve 10.000 Euro'nun müvekkiline verileceğinin kararlaştırıldığını, üç adet dairenin devrinin yapıldığını, taahhüt edilen bir dairenin ise tapusunun verilmediği gibi 10.000 Euro’nun da ödenmediğini ileri sürerek; davaya konu dairenin değerinin tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik daire bedeli olarak 2.800,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, 10.000 Euro’nun ise aynen, dava tarihinden itibaren döviz alacaklarına uygulanacak faizi ile birlikte, olmadığı takdirde ödeme tarihindeki kur üzerinden dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 20.06.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile davaya konu daire yönünden talebini 130.192,00 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Göçer’in yargılama sırasında vefatı üzerine davaya dahil edilen mirasçıları; murisleri ile davacı arasında adi ortaklık ilişkisinin bulunmadığını, davaya konu 24.03.2007 tarihli taşınmaz satış sözleşmesinin resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olduğunu, kaldı ki bahse konu sözleşme tarihinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi henüz yapılmadığından murislerinin sahip olmadığı bir alacağı devretmesinin mümkün olmadığını, yine sözleşme ile 10.000 Euro’nun dava dışı Yavuz tarafından davacıya ödeneceği taahhüt edilmiş ise de üçüncü kişinin rızası olmadan sözleşme ile borç altına sokulamayacağını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 22.10.2015 tarihli kararıyla; ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabulü ile dava konusu dairenin değeri olan 130.192,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Mahkemenin 22.10.2015 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece verilen 23.01.2018 tarihli ilamla; 10.000 Euro alacak istemi hakkında da hüküm tesis edilmesi, 24.03.2007 tarihli sözleşmedeki taşınmaz satışına dair hükümler değerlendirilip sözleşmenin alacağın temliki sözleşmesi mi harici satış sözleşmesi mi olduğunun belirlenerek uyuşmazlığın esası hakkında hüküm tesis edilmesi gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan Mahkemenin 30.06.2020 tarihli kararıyla; 24.03.2007 tarihli sözleşmenin harici taşınmaz satış sözleşmesi olduğu ancak tarafların akraba olması ve davacıya devredileceği taahhüt edilen dört daireden üçünün davacıya devredilmesi nedeniyle sözleşmenin şekle aykırı olduğundan bahisle geçersizliğinin ileri sürülemeyeceği ve sözleşmenin alacağın temliki mahiyetinde olmadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 130.192,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline, 10.000 Euro’ya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; kararın, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairece verilen 02.11.2021 tarihli ilamla; dava konusu dairenin sözleşmenin yapıldığı tarihteki rayiç değerinin bilirkişi marifetiyle tespit edilip ifanın imkansız olduğu tarihteki ulaşacağı alım gücünün bilirkişilerce belirlenmesi ve davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği, 24.03.2007 tarihli sözleşmenin 10.000 Euro'luk ödeme yönünden alacağın temliki mahiyetinde olduğundan davalılar murisinin temlik eden sıfatıyla garanti borcunun bulunduğu, dava konusu 10.000 Euro alacağın temlik alan davacı tarafından tahsil edilemediği dikkate alınarak, 10.000 Euro’ya ilişkin istemin kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kısmen kabulüne, 125.714,17 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte dahili davalılardan tahsiline, 10.000 Euro'nun dava tarihinden itibaren işleyecek döviz alacaklarına uygulanacak faizi ile birlikte dahili davalılardan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; 125.714,17 TL'lik kabul kısmı ile vekalet ücreti yönünden kararın bozulmasının talep edildiğini, ifanın imkansız hale geldiği tarihin dava tarihi olarak kabul edilmesinin doğru olmadığını, dava tarihinden sonra da olsa ifanın imkansız olduğu tarihin 2013 yılı olduğu, 2022 yılında 1.750.000,00 TL olduğu tespit edilen taşınmaz için kabul edilen miktarın 125.714.17 TL olarak kabulünün hakkaniyete aykırı olduğunu, karar tarihindeki değere hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, geçersiz taşınmaz satış sözleşmesi ve alacağın temliki nedeniyle ödenen paranın iadesi istemine ilişkindir.
Mahkemece uyulan bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak yine o ilamda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verilmiş bulunmasına, davaya konu daire değerinin bozma ilamında belirtilen şekilde hesaplanmasına, nispi vekalet ücretinin yabancı paranın dava tarihindeki kur üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre belirlenmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 13.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.