Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2715 K.2025/1576
3. Hukuk Dairesi 2024/2715 E. , 2025/1576 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 55. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/615 E., 2024/82 K.
DAVA TARİHİ : 09.07.2019
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/612 E., 2021/777 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; taraflar arasında imzalanan 01.01.2010 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile Ordu İli Karadüz İlçesi Bakacak Köyü mevkinde bulunan İR 3064 ruhsat 26320 sicil numaralı maden sahasının davalıya kiraya verildiğini, sözleşmede rödovans bedelinin 01.01.2013-31.12.2020 tarihleri arası dönemde aylık 20.833 USD +KDV olarak kararlaştırıldığını, davalı tarafça 2017 yılından itibaren ödemelerin aksatıldığını, 2018 yılı Ekim ayı ile 2019 yılı Mart ayı arasındaki 6 aylık döneme ilişkin kira alacaklarının eksik ödendiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı üzere, 2018 yılı Ekim ayı ile 2019 yılı Mart ayı arasındaki dönemde eksik ödenen kira alacağından şimdilik 10.000,00 TL tutarındaki alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiş, 04.03.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle; alacağını 672.493,91 TL'ye yükseltilmiş ve bu tutarın 10.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 662.493,91 TL'sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; maden sahası için bir devir sözleşmesi yapıldığını ve sözleşmenin başka bir işletmeciden devralındığını, söz konusu devir protokolünün ve yeni yapılan kira sözleşmesinin devam edip etmediği konusunda beyanda bulunulmadığını, davacı tarafın alacaklı olduğu aylara ilişkin fatura ibraz etmediğini, kısmi dava açılamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının dava tarihi itibariyle davalıdan 566.136,42 TL kira alacağı, 128.399,125 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplamda 694.535,54 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 566.132,42 TL kira bedelinin 10.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 556.132,42 TL'sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karar, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kira sözleşmenin varlığını ispat külfetinin kiraya verene, kira bedelinin ödendiğini ve kiralananın usulünce tahliye edildiğini ispat külfetinin kiracıya ait olduğu, davalı kiracının ödeme olgusu ispat külfetini yerine getiremediği, davalının istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı; davacının katılma yolu ile sunduğu harcın tahsiline dair eksik hüküm kurulduğu yönündeki istinaf sebebinin ise İlk Derece Mahkemesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 305/A maddesi gereğince düzeltilebilecek hata niteliğinde olduğu gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; 12.09.2018 tarihinden itibaren kira bedeli ve ferilerinin Türk Lirası olarak yeniden belirlenmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda hesaplama yapılırken döviz cinsinden hesaplama yapıldığını, 340.000,00 TL ödeme olmasına rağmen mahsup edilmediğini, her iki tarafın da tacir olması sebebi ile yapılan ödemelerin; ticari defter ve kayıtların incelenmesi sonucu belirlenmesi gerekirken, sadece sözleşme ve karşı tarafın sunmuş olduğu ödeme bilgilerine göre değerlendirme yapıldığını, davalı şirketin ticari kayıt ve ekstrelerine göre davacı şirkete borçlu olunmadığını, davacının öncelikle alacağına istinaden fatura düzenlemesi gerektiğini, faiz hesabı yapılırken hangi oranın esas alındığının belli olmadığını, doğmamış bir alacak için temerrütten söz edilmeyeceğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, eksik ödenen kira bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
1.Ülkemizdeki ekonomik koşullara bağlı olarak döviz kurlarında yaşanan ani yükseliş ve düşüşler nedeniyle, 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun'un (1567 sayılı Kanun) 1. maddesinin verdiği yetki gereğince, 07.08.1989 tarihli Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Bakanlar Kurulu kararında değişiklik yapılmasına dair 12.09.2018 tarihli ve 85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, 13.09.2018 tarihli ve 30534 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş, bu karar ile 07.08.1989 tarihli ve 32 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Karara "Geçici Madde 8 - Bu Kararın 4 üncü maddesinin (g) bendinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde, söz konusu bentte belirtilen ve daha önce akdedilmiş yürürlükteki sözleşmelerdeki döviz cinsinden kararlaştırılmış bulunan bedeller Bakanlıkça belirlenen haller dışında; Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenir." maddesi ile (4) maddesine "(g) Türkiye'de yerleşik kişilerin Bakanlıkça belirlenen haller dışında, kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım satım, taşıt ve finansal kiralama dâhil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamaz." bendi eklenmiş, gerekli düzenlemelerin yapılmasında yetkili kılınan Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından çıkarılan 06.10.2018 tarihli ve 30557 sayılı Resmi Gazete'de Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2018-32/51), 16.11.2018 tarihli ve 30597 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2018-32/52)" ile Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’in (8.) maddesi değiştirilerek son hali verilmiştir. Bahsi geçen 2008-32/34 sayılı Tebliğin (8.) maddesinin (28.) fıkrası "Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedeller 32 sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenirken mutabakata varılamazsa; akdedilen sözleşmelerde döviz veya dövize endeksli olarak belirlenen bedeller, söz konusu bedellerin 2/1/2018 tarihinde belirlenen gösterge niteliğindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası efektif satış kuru kullanılarak hesaplanan Türk parası cinsinden karşılığının 2/1/2018 tarihinden bedellerin yeniden belirlendiği tarihe kadar Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak artırılması suretiyle belirlenir." hükmünü içermekle, döviz cinsinden bedelin Türk parasına tarafların mutabakatıyla çevrilememesi halinde uygulanacak usul ve yöntem gösterilmiştir.
Somut olayda; taraflar arasında İR 3064 ruhsat 26320 sicil numaralı maden sahasının davalı tarafından rödovansçı olarak işletilmesine yönelik 01.01.2010 tarihli sözleşmenin imzalandığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. İspat yükü üzerinde olan davalı tarafça, kira sözleşmesinin sona erdiği ve kiralananın tahliye edildiği hususunda yazılı delil sunulmadığından, kira sözleşmesinin devam ettiğinin kabulü gerekir. Sözleşmenin (5.) maddesi uyarınca; uyuşmazlık konusu dönem kira bedeli aylık 20.833 USD'dir. Her ne kara hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda kira bedelinin Türk Lirasına dönüşümü yapılmış ise de; bu işlemin yukarıda bahsi geçen Hazine ve Maliye Bakanlığının 2018-32/52 sayılı tebliği ile değişik Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’in (8.) maddesinin (28) numaralı fıkrasında gösterilen usule uygun olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Bu haliyle bilirkişi ek raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34) doğrultusunda kira bedelinin Türk parasına dönüşümü yapılıp davacının kira alacağının hesaplanması gerekirken eksik inceleme ile hazırlanan ek bilirkişi raporu dikkate alınarak hüküm kurulması isabetli görülmemiş ve hükmün bozulması gerekmiştir.
2. 6100 sayılı Kanunun "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. maddesi "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." hükmünü içerir. Maddenin birinci fıkrası uyarınca mahkeme kendiliğinden tarafların ticari defterlerinin ibrazına karar verilebilir.
Uyuşmazlık 2018 yılı Ekim ayı ile 2019 yılı Mart ayı arasındaki döneme ilişkin 6 aylık rödovans bedelinin ödenip ödenmediği noktasındadır. Kira bedelini ödediğini ispat yükü davalıdadır. Davalı taraf kira borcu bulunmadığını, davacı tarafından kira borcuna ilişkin fatura düzenlenmediğini ve bir takım ödemeler yaptığını savunmuş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı tarafça 05.10.2018 ile 11.01.2019 arası dönemde farklı tarihlerde banka hesabına "rödovans bedeli" olarak yapılan ödemelerin hangi döneme ilişkin olduğu belirtilmediğinden bunların alacak hesabında dikkate alınmadığı ifade edilmiştir. Devam eden sözleşme kapsamında borcun doğması için fatura düzenlenmesi şart değil ise de tarafların ticari defterleri incelenerek davalı tarafça yapılan ödemelerin uyuşmazlık konusu döneme ilişkin olup olmadığının tespiti gerekmekle ticari defterler incelenmeksizin karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hal böyle olunca İlk Derece Mahkemesince tarafların ticari defterlerinin ibrazı sağlanarak alanında uzman bilirkişi heyetinden taraflar arasında davaya konu dönemden önceki dönem bakımından da kira bedelleri hususunda uyuşmazlık olduğu gözetilerek ve bu yöne ilişkin deliller de dikkate alınarak; 1. bentte yapılan açıklamalar uyarınca tespit edilecek kira alacağından, davalı tarafından yapılan ödemelerin uyuşmazlık konusu döneme ilişkin ödemeler olup olmadığı belirlenmek suretiyle, var ise yapılan ödemelerin mahsubu ile kira alacağının hesaplanması konusunda rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz bulanan ek bilirkişi raporu dikkate alınarak hüküm kurulması, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynın Kanun'un 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.