Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2322 K.2025/1539

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2322 📋 K. 2025/1539 📅 12.03.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/2322 E.  ,  2025/1539 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2466 E., 2024/642 K.
DAVA TARİHİ : 29.04.2019
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 1. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2022/265 E., 2023/383 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; dava dışı Çevre ve Spor Bakanlığı aleyhine kamulaştırmasız el atmadan kaynaklı tazminat davası açmak üzere davalı avukata vekaletname verilmesi üzerine açılan davada, 1.440.815,00 TL'nin tahsiline dair verilen kararın dava dışı Bakanlık tarafından temyiz edildiğini, müvekkilinin sonradan öğrendiğine göre, davalının henüz kesinleşmeyen karara ilişkin talimat almaksızın icra takibi başlattığını, borçlu kamu kurumu olup haczedilmezlik kuralı bulunduğundan ilamın icraya konulmaksızın da tahsilinin mümkün olduğunu, takip nedeniyle müvekkilinin alacağından %2 cezaevi harcı 33.788,93 TL kesildiğini, taraflar arasında yazılı avukatlık ücret sözleşmesi bulunmadığından davalının talep edebileceği akdi vekalet ücretinin ancak ilamda karşı yana hükmedilen vekalet ücreti kadar olabileceğini, bundan ayrı, talimat almaksızın icra takibi başlatılması nedeniyle de icra vekalet ücretinin talep edilmesinin haksız olduğunu, davalı tarafça icra dosyasına yatırılan tutardan müvekkiline eksik ödeme yapıldığını ileri sürerek; şimdilik 50.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkili adına düzenlenen vekaletnamede, icra takibi yetkisi bulunduğunu, vekilin görevini sonuna kadar sürdürme borcu bulunduğunu, kesintinin kanuna uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı avukat tarafından ilamın kesinleşmeden takibe konulmasında usul ve kanuna aykırı bir durum bulunmadığı, davacı tarafından verilen genel vekaletname kapsamında aksine sözleşme yoksa avukatın ilamı takibe koymasının, işi sonuna kadar takip edip sonuçlandırmak görevi bulunduğu, avukatın tahsilat bakımından ilamı takibe koyması için müvekkilinden talimat almasına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında gerek bulunmadığı, davacı, davalının ilamı takibe koyduğu tarih itibariyle cezalı olduğundan ilamı takibe koyamayacağını iddia etmiş ise de davalı avukat takip tarihi itibariyle disiplin cezası almış olsa dahi ilamı takibe koyarak davacıya hukuki yardımda bulunduğu, avukatın cezalı durumda olması verilen hizmetin bedelini almasına engel olmayacağı, ayrıca icra takip dosyasında vekaletnamede ismi bulunan Avukat Mustafa Özavcı vekil olarak gösterildiği ve takip işlemlerini takip ettiği, bu nedenle davalının vekalet ücreti alacağı bulunduğunun kabulü gerektiği, davacı ile davalı arasında yazılı bir vekalet sözleşmesi bulunmadığından Avukatlık Kanunu'na ve tarife uyarınca yapılan hesaplama doğrultusunda hükme elverişli bulunan 31.05.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda; davalının hak ettiği vekalet ücreti alacağının 445.391,35 TL olduğu, davacının beyanına göre kendisine 371.683,11 TL eksik ödeme yapıldığı, bu durumda davacının davalıda alacağının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında aksine sözleşme yoksa, işi sonuna kadar takip edip sonuçlandırmak avukatın görevlerinden olup davacı tarafından davalıya genel vekaletname verildiğinden davalı vekilin davacı lehine olan işlemleri kendiliğinden yerine getirme yükümlülüğü bulunduğu, davalı avukatın ilamı icraya koyma yetkisi için ayrıca talimat istenmesinin 4271 sayılı Kanun'un 2. maddesine aykırı olacağı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 357. maddesine göre, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmanın istinafta dinlenemeyeceği ve istinafta yeni delillere dayanılamayacağı hükmü gereğince, davacı tarafça ilk istinaf kaldırma kararından sonra ileri sürülen iddialar ve diğer istinaf nedenlerinin yerinde bulunmadığı, bilirkişilerden rapor alınarak verilen kararda usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, vekaletnamenin sadece davanın takibi için düzenlendiğini, bu durumun davalının da kabulünde olduğunu, talimat almaksızın takip başlatılmasının özen yükümlülüğü ile ilgisi bulunmadığını, ilama konu alacağın dava dışı İdareye müracaat üzerine ödenebileceğini, takip başlatılması nedeniyle müvekkilinin alacağından cezaevi harcı ödenmesi nedeniyle zarara uğradığını, icra safhasına geçilmesinin kararın kesinleşmesine bağlı olduğunu, kararın kesinleşmeden takibe konulmasının avukatlık görevinin ifası olarak kabul edilemeyeceğini, davalı avukatın talimat almaksızın başlattığı takip nedeniyle müvekkilinden icra vekalet ücreti alma hakkı da bulunmadığını, icra vekalet ücreti miktarının hatalı hesaplandığını, bunun yanı sıra kararın kesinleşmesi ile icra kabiliyeti kazanma tarihinde davalı avukatın yasaklı olduğunu, böyle bir takibin o tarihte açılmasının mümkün olmadığını, davalı ile müvekkili arasında yazılı avukatlık ücret sözleşmesi bulunmadığından akdi vekalet ücretinin de hatalı hesaplandığını, yeni bir heyetten rapor alınması talebinin reddi ile eksik ve hatalı bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, avukat olan davalının, özen ve sadakat borcuna aykırı davranmak suretiyle müvekkili davacının zararına neden olduğu iddiasıyla alacak istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle vekaletnamede yer verilen "...Dava açmaya, bu davaları takip etmeye, sonuçlandırmaya, (...)ilamlar ve kararların tamamının uygulanmasını sağlamaya" dair yetkiye göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.