Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/813 K.2025/1543
3. Hukuk Dairesi 2025/813 E. , 2025/1543 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1921 E., 2023/1387 K.
DAVA TARİHİ : 01.06.2015
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/39 E., 2022/124 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalının taraf olduğu İstanbul 31. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/150 E. ve 2013/151 E. sayılı dosyalarına hukuki mütalaa ve danışmanlık hizmeti verilmesi hususunda, müvekkili ile davalı şirket arasında 13.03.2014 tarihli "Danışmanlık Sözleşmesi" imzalandığını, müvekkilinin sözleşmeye konu edimini ifa ettiğini, dava dosyaları ile ilgili olarak hukuki mütalaada bulunulduğunu ve danışmanlık hizmeti verildiğini, bu amaçla müvekkilinin ofisinde birçok toplantı yapıldığını, davalarda bilirkişi incelemesi yapılıp davalının alacaklı olduğu yönünde rapor düzenlendiğini, bu aşamada davalının müvekkiline 500.000,00 TL ödediğini, söz konusu dosyalarda tarafların sulh olduklarını ve sulh sebebiyle davalardan feragat edildiğinin sonradan öğrenildiğini, sözleşmenin (8.) maddesi gereğince müvekkilinin sözleşmede kararlaştırılan ücretin tamamına hak kazandığını, ancak davalı tarafça ödeme yapılmadığını, danışmanlık ücretinin hesabında dikkate alınması gereken miktarın 20.573,426,00 TL olup sözleşmenin (6.2) ve (6.3) maddeleri gereğince ödenmesi gereken ücretin 514.335,65 TL ve 514.335,65 TL toplamı 1.028.671,00 TL olduğunu, bilirkişi raporlarının mahkemeye teslimi üzerine 500.000,00 TL ödendiğinden bakiye 528.671,00 TL'nin tahsili amacıyla başlatılan takibe, danışmalık hizmeti alınmadığından bahisle takibe itiraz edilmiş ise de yapılan kısmi ödemenin bunun aksinin açıkça ikrarı ve kesin kanıtı olduğunu, bu aşamada ileri sürülen itirazın dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, geçerli olarak varlığını sürdüren sözleşmeye göre müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı tarafından, sözde danışmanlık ücret sözleşmesine istinaden müvekkiline herhangi bir hizmet verilmediğinden ücrete de hak kazanılmadığını, davacı avukat tarafından davalarla ilgili olarak herhangi bir işlem yapılmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli bir sözleşme olmadığını, takip yetkisiz icra dairesinde başlatıldığından yetkisiz icra takibine dayalı görevsiz ve yetkisiz mahkemede açılan davanın reddi gerektiğini, sözleşmenin müvekkili şirket temsilcisi tarafından taslak olarak paraflandığını, ancak nihai olarak müvekkili şirketin temsil ilzam kuralına uygun olarak imzalanmadığını, sözleşmede şirket kaşesinin yer almadığını, sadece paraflandığını, bu aşamadan sonra yapılan araştırmalar neticesinde davacı avukattan taslak olarak hazırlanan metinde tanımlanan şekilde bir hizmet almak ya da vekalet vermenin uygun görülmediğini, buna göre sözleşmenin taslak olarak kaldığını, davaların Avukat ... ve birlikte çalıştığı avukatlar tarafından takip edildiğini, herhangi bir kişi ya da kurumun sonuç olarak mahkemenin kararını ya da bilirkişilerin raporlarını netice itibariyle garanti etmesi ya da bu hususta taahhütte bulunmasının hukuken geçerli olmayacağını, aksine tüm mutabakat, sözleşme ya da taahhütlerin hukuken yok hükmünde olduklarını, ücret de ödenmediğini, tanık dinlenilmesine muvafakat etmediklerini savunarak; haksız davanın reddini, davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, davalı müvekkil ile kendi avukatı arasındaki vekalet ücretinin davacıdan tahsilini ve bilerek haksız olarak açılan dava nedeniyle idari para cezasına mahkum edilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında 13.03.2014 tarihli belirsiz süreli KDV hariç 1.000.000,00 TL bedelli İstanbul 31. ATM 2013/150 E. ve 151 E. sayılı dosyalarında danışman tarafından hukuki mütalaa ve danışmanlık hizmeti verilmesi ve hizmetler kapsamında ödenecek ücretin ve ödeme şeklinin belirlenmesi konulu danışmanlık sözleşmesi imzalandığı, davacıya 2 etap halinde ödenmesi kararlaştırılan sözleşme bedeli oranlarının açıkça belirtildiği, söz konusu danışmanlık sözleşmesinin avukatlık hizmet sözleşmesi niteliğinde olup davalı şirket yönünden bağlayıcı bulunduğu, sözleşmedeki yetki maddesinin davacı tacir olmadığından uygulama imkanı bulunmadığı, dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunda davacının 528.671,00 TL danışmanlık hizmeti karşılığı alacağı bulunduğunun belirlendiği, bu itibarla davalının icra takibine itirazının haksız olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, takibin 528.671,00 TL asıl alacak, 4.432,00 TL işlemiş faiz, 172,00 TL protokol masrafı yönünden devamına, işlemiş faize yönelik fazla istemin reddine, asıl alacağın %20'si oranında 105.734,20 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; sözleşmenin varlığına ilişkin olarak ortada yazılı bir metin bulunduğu, danışmanlık sözleşmesinin avukatlık hizmet sözleşmesi olduğu, sözleşmede şirketin ünvanı yer almakta olup, yetkili temsilcinin imzasının da bulunduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 372. maddesi uyarınca, şirket adına imza yetkisini haiz kişilerin şirketin unvanı altında imza atacağı, sorumluluk için şirket kaşesi üzerinde imzanın bulunmasının koşul olarak öngörülmediği, tarafların kanuna, ahlak ve adaba, kamu intizamına, şahsiyet haklarına aykırı olmamak şartıyla aralarında her konuda serbestçe sözleşme yapabileceklerinden davada dayanılan sözleşme kanuna, ahlak ve adaba, kamu intizamına, şahsiyet haklarına aykırı olmadığından geçersizlik addedilemeyeceği, sözleşmedeki yetki maddesinin davacı tacir olmadığından somut olayda uygulanma imkanı bulunmadığı, sözleşmeye dayanılarak istenen para alacağı için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi uyarınca, alacaklının yerleşim yeri mahkemelerinin yetkili olduğu, takibin alacaklının yerleşim yerinde usulüne uygun ve yetkili icra dairesinde başlatıldığı, davalı tarafından davacıya vekaletname verilmemiş olup İstanbul 31. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/150 E. ve 2013/151 E. sayılı dosyalarında hukuki yardım ve danışmanlık görevinin üstlenildiği, bu kapsamda İlk Derece Mahkemesi kararının isabetli olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olmadığını, müvekkili şirkete verilen bir avukatlık ve/veya hukuki hizmet bulunmadığını, bunun davacı tarafça ispatlanamadığını, sözleşmeye konu dosyalara davacı avukat tarafından bir mütalaa sunulmadığını, davanın zaten bir avukat aracılığıyla takip edildiğini, esasen davacı avukat ile niyet aşamasında kalmış bir vekalet sözleşmesi bulunduğunu, sözleşmede şirket kaşesi bulunmadığını, davacı avukat ile birkaç kez görüşüldüğünü ancak çözüme dair yöntemin beğenilmediğini, hesap bilirkişi raporunun da savunmaları destekler nitelikte olduğunu, danışmanlık hizmetinin alındığına dair hangi gerekçeye istinaden kanaat getirildiğinin anlaşılamadığını, kaldırma kararından önce İlk Derece Mahkemesince verilen karar ile eldeki kararın çeliştiğini, sözleşmedeki kararlaştırmaların 6098 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca kesin hükümsüz olduğunu, sözleşme geçersiz olduğundan davanın yetki yönünden reddi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, danışmanlık ücreti alacağına ilişkin başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçelere, davacının davalılara danışmanlık hizmeti verdiğini dosyadaki tanık beyanları ve dosya kapsamına göre ispatladığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.