Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2362 K.2025/1547
3. Hukuk Dairesi 2024/2362 E. , 2025/1547 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/243 E., 2024/31 K.
DAVA TARİHİ: 21.03.2014
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalı ile 28.03.2007 tarihli ortaklık sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmeye göre %50 hisse ile iki adet ekskavatör alınarak hafriyat işlemi yapılmasının kararlaştırıldığını, iki tarafın da 30.000,00 TL sermaye vererek aldıkları ekskavatörlerin davalı şirket adına kayıt edildiğini, masraf ve gelir kayıtlarının davalı tarafından tutulduğunu, müvekkilinin ise piyasadan iş temin etmekle yükümlü olduğunu, müvekkilinin 42.116,00 TL miktarında çeşitli masraflar yaptığını, araçların kullanılmasıyla birçok iş yapıldığını, davalının zamanla araçları kendi inşaatlarında kullanmaya başladığını, gelir ve muhasebe kayıtlarını gizlediğini, müvekkilinin davalının JPC marka aracı sattığını öğrendiğini, müvekkilinin davalıdan olan alacaklarını istediğinde kovulduğunu ve herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile şimdilik 10.000,00 TL tasfiye alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 11.02.2019 tarihli dilekçesiyle; dava değerini 877.223,00 TL olarak belirlemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkilinin davacı ile imzaladığı sözleşme başlıklı belgenin içeriğinin anlaşılmadığını, fiiliyatta müvekkili ile davacı arasında ortaklık ilişkisi bulunmadığını, davacının katılım payı yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi ortaklığa da bir katkısının olmadığını, Hyundai marka aracın kiralama bedelinin 124.095 Euro olduğunu, 30.000,00 TL sermaye bedeli iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ortaklıktan kaynaklanan alacağı ifade eden sözleşme hükmü yer almadığını, Hyundai marka aracın adi ortaklıkta kullanıldığına dair yazılı belge sunulmadığını, tüm bedelleri davalının karşıladığı ve işlerinde kullandığını, ortaklığa ait işe konu edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 18.02.2019 tarihli kararıyla; tarafların iş makinalarının sahipliği, kârı ve zararı konularında yarı yarıya ortak oldukları, davacı tarafından adi ortaklığa sermaye payı koyduğu iddia edilmiş ise de bu iddiasını kanıtlar nitelikte bir delilin dosya kapsamında bulunmadığı, aynı şekilde masraf alacağına ilişkin olarak da ispata elverişli bir belge sunulmadığı, 25.03.2007 tarihinden davanın açıldığı 21.03.2014 tarihine kadar elde edilen gelirleri, giderleri ile kârları ve iş makinalarının değerleri baz alınarak adi ortaklığın mal varlığının (aktif ve pasif) belirlendiği, tasfiye raporları doğrultusunda iş makinalarının değerleri toplamının 235.000,00 TL, iş makinalarının çalışmasından kaynaklı gelirin 2.864.100,00 TL olmakla toplam 3.099.100,00 TL ortaklık değeri belirlendiği, ortaklığa ait 1.344.654,00 TL'lik masraf miktarının düşülmesiyle 1.754.446,00 TL dağıtılacak öz sermayenin olduğu, iş makinalarının davalıda olduğu, 12.12.2018 tarihli rapora göre davacının 877.223,00 TL alacağı olduğunun tespit edildiği, bu miktara ilişkin tamamlama harcının yatırıldığı gerekçesiyle; davanın kabulü ile taraflar arasındaki adi ortaklığın feshine, davacının adi ortaklıktan doğan 877.223,00 TL alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 23.06.2022 tarihli kararıyla; taraflar arasında iş makinesi/kepçe işletilmesi yönünde ortaklık bulunduğu, hükme esas alınan raporlara göre mevzuata uygun olarak tasfiye aşamalarının gerçekleştirildiği, tasfiye alacağın tahsiline yönelik İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece verilen 21.03.2023 tarihli ilamla; taraflar arasında kurulan ortaklığın haklı sebeplerin bulunması nedeniyle feshedilmiş olması, ortaklığın tasfiyesi için Kanun'da öngörülen aşamalarda gelir, gider ve ortaklığa ait iş makinalarının değerinin ayrı ayrı belirlenmiş bulunmasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan tasfiye raporunda; ortaklığın masraflar düşüldükten sonra belirlenen geliri ile ortaklığa ait iş makinalarının değerleri toplanarak, bu suretle tespit edilen tutarın yarısının davacının tasfiye alacağı olduğunun belirlendiği, ne var ki, davacının ortaklığa katılım payı koyma borcunu ifa ettiğini yasal delillerle kanıtlayamadığı, esasen bu hususun İlk Derece Mahkemesinin de kabulünde olduğu, bu durumda, davacının tasfiye sırasında katılım payını taahhüt ettiği oranda alamayacağı gözetilerek, davacının koyması gereken katılım payı tutarının davalı yararına değerlendirilmesi suretiyle tasfiyenin yapılması için önceki bilirkişilerden ek rapor alınarak sonucuna uygun karar verilmesi gerektiğinden bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2.Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamı uyarınca alınan 13.12.2023 tarihli ek raporun denetime elverişli olduğu, davacının ortaklığa katılım payı koyma borcunu ifa ettiğini yasal delillerle ispat edemediği, bu nedenle davacının tasfiye sırasındaki katılım payını taahhüt ettiği oranda alamayacağı gözetilerek davacının koyması gereken katılım payı tutarının davalı yararına değerlendirilmesi suretiyle tasfiyenin yapılması için alınan bu ek rapora göre davacının davalıdan olan alacağının 759.723,00 TL olarak belirlendiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile taraflar arasındaki adi ortaklığın feshine, davacının adi ortaklıktan doğan 759.723,00 TL alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; davacının ortaklığa katılma payı koyma borcunu ifa ettiğini ispat edemediğinin bozma ilamı ile sabit olduğunu, katılma payı koyma yükümlülüğünün adi ortaklık sözleşmesinin kurucu unsuru olduğunu, olmayan bir ortaklık ilişkisinin tasfiye edilmeye çalışılmasının hukuka aykırı bulunduğunu, katılım payının diğer ortak lehine değerlendirilmesi ve ortaklığın kazancının taahhüt edilen pay oranında bu payı hiç ödemeyen davacıya ödenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bozma sonrasında alınan bilirkişi raporunda hatalı hesaplama yapıldığını, müvekkilinin koyduğu katılım payının faizinin ve güne uyarlanmış alım gücünün hesaplanmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasında kurulan adi ortaklığın tasfiyesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince; bozma ilamı uyarınca alınan bilirkişi raporunda davacının koyması gereken katılım payı tutarının davalı yararına değerlendirilmesi suretiyle tasfiyenin yapıldığı, bozma ilamı ile kesinleşen hususların yeniden incelenmesinin mümkün olmadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.