Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/3404 K.2025/1532
3. Hukuk Dairesi 2024/3404 E. , 2025/1532 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/244 E., 2020/542 K.
DAVA TARİHİ : 07.06.2017
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usuli eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin Gülbahçesi Ortaokulu öğrencisi olduğunu, epilepsi nöbeti geçirip sınıf penceresinden aşağıya düşerek hayati tehlike geçirecek ve vücudunda 6. derece kırıklar oluşacak şekilde yaralandığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 69. maddesi uyarınca bina ve diğer yapı eseri maliki bunların yapımındaki bozukluk ve bakımındaki eksikliklerden doğan zararları gidermekle yükümlü olup, sınıf penceresine parmaklık yaptırmayarak tehlike arz eden yapı eserinin fena yapılmasından doğan zarardan davalının sorumluluğu bulunduğunu ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL çalışma gücü kaybı tazminatı, 1.000,00 TL bakım ve muhtaçlık tazminatı ve 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 29.09.2015 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek yasal faizi ile birlikte yapı maliki sıfatıyla davalı ... Hazinesinden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; husumet ve zamanaşımı itirazında bulunmuş, davanın esası yönünden ise, kusursuz sorumluluğa dayanılan dava konusu olay ile meydana gelen sonuç arasında illiyet bağı bulunmadığı savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.01.2018 tarihli kararıyla; İdarenin hizmet kusuru niteliğindeki eylemi sonucu meydana gelen zararlardan, idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerektiği gerekçesiyle, davanın yargı yolu nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 21.05.2019 tarihli kararıyla; davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairece verilen 03.02.2020 tarihli ilamla; " Davalı ... Hazinesine ait okulda öğrenci olan ve aynı zamanda epilepsi hastası olan küçük Yusuf'un sınıfta geçirdiği epilipsi nöbeti esnasında pencereden düşerek hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanması bakımından davacının davasını yürütülen kamu hizmetinin kötü işletildiği, idarenin bakım ve denetim görevini gereği gibi yerine getirmediği, meydana gelen kazada idarenin hizmet kusuru bulunduğu iddiasına dayandırmayıp, zararının bu kapsamda tazmini yönünde talebinin de bulunmayıp, davasını 6098 sayılı Kanun'un 69. maddesinde düzenlenen yapı malikinin sorumluluğu iddiasına dayandırmış olması ve zararının bu kapsamda tazminini talep etmiş
olması karşısında, uyuşmazlığın çözümünde idari yargının değil, adli yargının görevli olduğu," gerekçesiyle, karar bozulmuştur.
2. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; her ne kadar davalı kusursuz sorumluluk ilkesine göre sorumluysa da davacının pencereden düşmesi olayı ile binanın yapımında bozukluk veya bakımında eksiklik olması arasında nedensellik bağının bulunmadığı, davacının epilepsi nöbeti geçirmesi nedeniyle bu yükseklikteki pencereden aşağıya düştüğü, yapı nedeniyle davalının sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; kazanın meydana geldiği okulun 3. katındaki sınıf penceresinde koruma ızgarası bulunmadığını, davalı kusursuz sorumlu olup, kurtuluş kanıtı sunma olanağı bulunmadığını, zarar görenin ya da 3. kişinin kusuru ispat edilemediği müddetçe davalının sorumluluğu bulunduğunu, itirazları yönünden ek bilirkişi raporu alınması gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, yapı malikinin sorumluluğu nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1. Kusur aranmaksızın sorumluluğun düzenlendiği haller, kusursuz sorumluluk halleri olarak ifade edilmektedir. Doktrin kusursuz sorumluluk hallerini olağan sebep sorumluluğu ve tehlike sorumluluğu şeklinde ikili ayrıma tabi tutarken, 6098 sayılı Kanun tarafından; hakkaniyet sorumluluğu, özen (sebep) sorumluluğu ve tehlike sorumluluğu şeklinde ayrıma tabi tutulduğu görülmektedir. Denetleme ve gözetimde özen (cura in custodio) gereği, kusur unsur olarak aranmaz.
2. Özen sorumluluğuna dayalı kusursuz sorumluluğun düzenlendiği 6098 sayılı Kanun'un 69/1. maddesi hükmüne göre; "Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür." denmektedir. Yapı malikinin sorumluluğu, bir bina ya da diğer bir imal olunan eserinin bizatihi kendisinden kaynaklanan bir nedenle oluşan zarardan sorumluluğu kapsamakta olup, niteliği itibariyle kusursuz sorumluluk türlerinden olağan sebep sorumluluğudur. Burada malike kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamıştır. Malik, ancak illiyet bağını kesen sebeplerin (mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru gibi) varlığı durumunda sorumluluktan kurtulabilir.
3. Bina veya imal olunan eser malikinin sorumlu tutulabilmesi için kusuru aranmaz. Ancak, aynı zamanda sorumlu kişinin zararın doğumunda kusuru varsa, bu kusur munzam (ek) kusur olarak gözönünde tutulur. Munzam kusur halinde, kusursuz sorumlu kişi illiyet bağını kesen sebeplere dayanarak sorumluluktan kurtulamayacağı gibi tazminat miktarının takdirinde bu kusur gözönünde tutulabilecektir.
4. Tüm bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunda yer verilen tespitlere göre, davaya konu olayın gerçekleşmesinde bina yapımındaki bozukluk veya bakımındaki eksikliğin sebep olmadığından uygun illiyet bağı bulunmadığından davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.