Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2224 K.2025/1492

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2224 📋 K. 2025/1492 📅 11.03.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/2224 E.  ,  2025/1492 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2011/1565 E., 2011/1889 K.
DAVA TARİHİ : 23.09.2011
İLK DERECE MAHKEMESİ : Malatya 2. Sulh Hukuk Mahkemesi
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalının kredi kartı borcunu ödememesi nedeniyle hakkında icra takibi yapıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı; cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kısmen kabulüne, takibin 4.524,86 TL asıl alacak, takip tarihine kadar işlemiş 95,00 TL faiz ve bu faiz için hesaplanan 0,95 TL KKDF, 4,75 TL BSMV üzerinden devamına, icra takibine konu asıl alacağa takip tarihi olan 31.12.2009 tarihinden sonra yıllık % 48,00 oranı uygulanarak hesaplanacak faiz ve hesaplanan faiz üzerinden %5 BSMV uygulanmak suretiyle değişik oranlarda yasal faiz uygulanmasına, asıl alacak olan 4.524,86 TL üzerinden %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. TEMYİZ :
A. Temyiz Sebepleri
Davalı; dava dilekçesinin tebliğinin usulsüz olduğunu, Mahkemece taraf teşkili sağlanmadan karar verildiğini, davanın süresinde açılmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kredi kartı borcunun tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
1. Hukuki dinlenilme hakkı, temel dayanağını Anayasa'nın 36. maddesinde yer alan hak arama özgürlüğüne ilişkin düzenlemeden alır. Anılan maddeye göre, herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir. Bu düzenlemenin medeni usul hukukundaki yansımasını hukuki dinlenilme hakkı oluşturur. Hukuki dinlenilme hakkının sağlanması aynı zamanda adil yargılamanın da sağlanmasıdır.
Kamu düzeni ile ilgili olan bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile mümkündür. Davanın tarafları ile vekillerinin davaya ilişkin işlemleri öğrenebilmesi için, tebligatın davanın taraflarına usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin kendilerine bildirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde tarafların hukuksal hakları kısıtlanmış olur.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesine göre; kendisine tebliğ yapılacak kimse gösterilen adreste sürekli bulunmaz veya tebellüğden çekinirse, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir. Gösterilen şekil geçerlilik koşuludur.
Dava dilekçesinin, davalıya tebliğine ilişkin tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca usulüne uygun tebliğ edilmediği, sadece komşunun isim ve imzadan imtina ettiğinin yazıldığı, komşuyu tespite yarayabilecek herhangi bir ibareye yer verilmeyerek imzadan ve isim vermekten imtina eden komşunun hangi komşu olduğu denetime elverişli şekilde açıklanmamıştır. Bu haliyle yapılan tebligat usulüne uygun olmayıp davalının savunma hakkını kısıtlar biçimde, davalının yokluğunda aleyhine yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2.Bozma nedenine göre, sair hususların bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Mahkeme kararının usulden BOZULMASINA,
2.Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanun’un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,11.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.