Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/142 K.2025/1518

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/142 📋 K. 2025/1518 📅 11.03.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/142 E.  ,  2025/1518 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/836 E., 2023/1459 K.
DAVA TARİHLERİ : 30.06.2022-11.10.2022
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/566 E., 2023/152 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'nın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı vekili; davalı şirketin tür değişikliği öncesinde şahıs şirketi olduğu sırada, şahıs şirketi yetkilisi ile dava dışı arsa malikleri arasında düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, daha sonra davalı şirketin tür değişikliği ile tüzel kişilik kazandığını ve böylece davalı şirket ile arsa malikleri arasında ek sözleşme düzenlendiğini, işbu sözleşme ile İzmir ili .... ilçesi ... mahallesi 297 pafta 1508 ada 9 parsel sayılı arsa üzerinde yapılacak yapıların inşaatın yapımı işini üstlenen davalı şirket temsilcisi ... ile davacı şirket temsilcisi ... arasında üstlenilen proje yatırımının ve inşaatın yapılması için 04.08.2016 tarihli iş ortaklığı sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin (2/a) maddesi uyarınca ... veya ...'nın ortak veya ayrı ayrı kuracakları sermaye şirketinin de iş veren tarafında yer alan gerçek kişilerin yerine geçebileceğinin düzenlendiğini, bu kez ... Mimarlık Yapı Otomotiv Sanayi Ticaret ile ....Yapı Otomotiv Gıda San. ve Tic. A.Ş.ye tüzel kişilik kazandırılarak taraflar arasındaki sözleşmenin devamı mahiyetinde 14.10.2017 tarihli iş ortaklığı sözleşmesinin akdedildiğini, 04.08.2016 tarihli sözleşmenin (15.) maddesi uyarınca her hak edişte müteahhit firmaya serbest bırakılacak olan bağımsız bölüm, mesken ve dükkanların tapusunun ... veya kuracağı şirketten ... ve ... iş oranı hisse oranında akabinde devredilebileceğinin düzenlendiğini, taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin (14.) maddesi gereğince arsa maliklerinden hak ediş karşılığında ferağı alınan taşınmazların projenin tamamlanıp işin feshine gerek olmaksızın taraflar arasında bölüşülmesi gerektiğini, proje kapsamında iş akışı ve buna bağlı arsa payı hak edişlerinden gelen bağımsız bölüm mülkiyetlerin de bu şekilde paylaşıldığını, taraflar arasındaki iş ortaklığı ilişkisinin sözleşme hükümleri kadar aralarında oluşan iş akış teamüllerine uygun olarak yerine getirildiğini, bu güne kadar arsa maliklerinden devredilen taşınmazların satılarak bedelinin işte kullanılması veya bölüşülmesi konusunda sorun ortaya çıkmamışken davalı şirkete devredilen 33 ve 34 nolu bağımsız bölümlerin 1/2 oranındaki hisselerinin davacıya devrinin sağlanmadığını ileri sürerek; İzmir İli .... İlçesi ... Mahallesi 1508 ada 9 parsel sayılı taşınmazın 33 ve 34 nolu bağımsız bölüm numaralı tapularının davalı adına olan kaydının 1/2 payın iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen davada davacı vekili; asıl davada dayanılan iş ortaklığı sözleşmeleri ve kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayanarak, davalı tarafça iş ortaklığı adına yapımı süren binanın ortaklar arasında paylaşılması gereken 12 ve 117 nolu bağımsız bölümlerinin arsa maliklerinden devir alınarak, davacıya haber verilmeksizin satışının yapıldığını ve satış bedelinden davacıya düşen payın ödenmediğini, satış bedellerinin tapuda düşük gösterildiğini, davalı şirketin alacaklılarından mal kaçırmaya yönelik iş ve eylemlerde bulunduğunu ileri sürerek; 12. ve 117. nolu bağımsız bölüm taşınmazların belirlenecek rayiç bedellerinin 1/2'sine tekabül eden alacaktan şimdilik 2.500.000,00 TL'nin satış tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili asıl ve birleşen davada; taraflar arasındaki 14.10.2017 tarihli iş ortaklığı sözleşmesinin (16.) maddesinde tahkim şartı bulunduğunu bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, 04.08.2016 tarihli iş ortaklığı sözleşmesinin dava konusu uyuşmazlığın tarafları olan şirketler yönünden geçersiz olduğundan dava konusu uyuşmazlığa uygulanamayacağını, dava konusu edilen 33 ve 34 nolu bağımsız bölümlerin tapusunun devrinin ve dava konusu edilen 12 ve 117 nolu bağımsız bölümlerin satış bedelinin 1/2 payının ödenmesinin talep edilmesinin taraflar arasında düzenlenen 14.07.2017 tarihli sözleşmeye aykırı olduğunu, 14.10.2017 tarihli sözleşmenin (8.) maddesinin ''Ortak Girişim tüm hak ve yükümlülüklerinin sona ermesinden sonra üzerinde anlaşma sağlanan kâr veya zarar taraflarca yukarıdaki payları oranında paylaşılacaktır." hükmünü içerdiğini, ortak girişimin henüz tasfiye aşamasına girmediğini, taraflar arasındaki hak ve yükümlülüklerin devam ettiğini, tarafların ortak girişim sona erdikten sonra elbirliği ile adi ortaklığı tasfiye ederek, kâr ve zararı bölüşebileceklerini, ayrıca arsa malikleri ile düzenlenen düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin (25.) maddesinde devir yasağı bulunduğunu, davalının davacıdan mal kaçırma halinin söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki sözleşmedeki tahkim şartı geçerli şartı olup iş ortaklığı sözleşmesi gereğince ortaya çıkacak ihtilafların tahkimde çözümlenmesi gerektiği değerlendirilmekle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 408. maddesi uyarınca taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan kaynaklanan ihtilafların tahkime tabi olmadığı, tapu iptal tescil davası mahkemede görülür iken alacak davasının tahkime tabi tutulmasının delillerin değerlendirilmesi ve tarafların menfaatlerine uygun olmadığı anlaşılmakla, birleşen davanın da ana dava ile birlikte görülmesi gerektiği değerlendirilerek, davalı tarafın tahkim itirazının reddine karar verildiği, asıl ve birleşen davadaki taleplerin esasen adi ortaklığın tasfiyesi yönünde talep olduğu, adi ortaklık feshedilmeden veya feshi istenmeden tasfiyenin sağlanmasının mümkün olmadığı, davacı taraf adi ortaklığın sürdüğünü, tarafların giderlere katılma yükümlülüklerini yerine getirdiğini beyan ettiğine göre feshedilmeyen adi ortaklığın tasfiyesinin söz konusu olamayacağı, bunun yanı sıra taraf şirketler arasındaki 14.10.2017 tarihli iş ortaklığı sözleşmesi ile taraf şirketlerin ortakları arasındaki 04.08.2016 tarihli iş ortaklığı sözleşmesinin (8.) maddesinde de, ortak girişimin tüm hak ve yükümlülüklerinin sona ermesinden sonra kâr ve zararın paylaşılacağının belirtildiği, davacının bu aşamada bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle; davanın ve birleşen davanın usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; adi ortaklık feshedilmeden veya feshi istenmeden tasfiyenin sağlanmasının mümkün olmadığına ilişkin İlk Derece Mahkemesinin kabulü isabetli olup, taraf şirketler arasındaki 14.10.2017 tarihli iş ortaklığı sözleşmesi ile taraf şirketlerin ortakları arasındaki 04.08.2016 tarihli iş ortaklığı sözleşmesinin (8.) maddesinde ortak girişimin tüm hak ve yükümlülüklerinin sona ermesinden sonra kâr ve zararın paylaşılacağının sözleşmede kararlaştırılmış olmasına nazaran, hukuki yarar yokluğundan asıl ve birleşen davanın usulden reddine yönelik verilen kararın isabetli olduğu gerekçesiyle; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; taraflar arasında adi ortaklığın feshi konusunda yapılmış bir işlem ya da gönderilmiş bir ihtarname bulunmamakla birlikte, dosyada da adi ortaklığın feshi yönünde bir talepleri olmadığını, ancak taraflar arasındaki sözleşme hükümleri gereği arsa sahiplerinden bağımsız bölümler alındıkça paylaşımlarının yapılmış olduğunu, sadece dava konusu taşınmazlarda sorun çıkınca dava açıldığını, taraflar arasındaki alacak verecek hesabı ve kâr paylaşımının bugüne kadar zaten adi ortaklık tasfiye edilmeksizin süregelmiş olup davalının da bu hususu ikrar ettiğini, iş ortaklığı ilişkisinin taraflar arasında bağıtlanan sözleşme hükümleri kadar aralarında oluşan iş akış teamüllerine uygun olarak da yerine getirildiğini, İlk Derece Mahkemesinin adi ortaklık sona ermeden kar paylaşımı niteliğindeki dava konusu taleplerin incelemeye alınamayacağını kabul etmesi ve taraflar arasındaki teamülü yok saymasının hatalı olduğunu, taraflar arasında imzalanan 04.08.2016 tarihli iş ortaklığı sözleşmesinin “Ortaklık tarafından mamullerin paylaşımı” başlıklı (15.) maddesinde, “Mamullerin paylaşımı hisse oranında olacaktır. Bu paylaşımda, arsa sahibi ve müteahhit firma arasında yapılan sözleşmenin maddesi gereğince, her hakedişte müteahhit firmaya serbest bırakılacak olan bağımsız bölüm mesken ve dükkanların tapusu ... ve/veya kuracağı şirketten, ... ve Türker Bölükbaşı iş ortaklığına hisse oranlarında akabinde devir edilecektir…” şeklindeki hükümle sözleşme uyarınca iş ortaklığına ait olacak bağımsız bölümlerin tapularının, iş programı gerçekleşme seviyesine göre arsa maliklerinden hakediş karşılığında ferağ alındıktan sonra taraflar arasında paylaşılacağı ve bunun bir sonucu olarak da taşınmazların tapudaki mülkiyetlerinin, projenin tamamlanıp işin teslimine gerek olmaksızın arsa maliklerinden devralındıkça taraflar arasında bölüşüleceğinin hüküm altına alındığını, proje kapsamında iş akışı ve buna bağlı arsa payı hakkedişlerinden gelen bağımsız bölüm mülkiyetlerinin de bu şekilde paylaşıldığının dosyaya gelen tapu kayıtları ile de doğrulandığını, davacı şirketin taleplerinin adi ortaklığın tasfiyesi yönünde talepler olmadığını, kâr payının tahsiline ilişkin davanın adi ortaklığın fesih ve tasfiyesini gerektirmeden talep ve dava olunabileceğinin Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin içtihatlarında belirtildiğini, kararın davacının hem Avrupa İnsan Haklar Sözleşmesinin 6. maddesine ve Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında güvencelenen adil yargılanma ve bu kapsamda etkin ve etkili hak arama hakkının hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ek protokolünün 1.ve Anayasa'nın 35. maddesi kapsamında güvencelenen mülkiyet hakkının açık ihlali niteliğinde olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; asıl davada adi ortaklıktan kaynaklı tapu iptal tescil, birleşen davada ise aynı ilişkiden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, özellikle taraflar arasında sonradan düzenlenen 14.10.2017 tarihli sözleşmede 04.08.2016 tarihli sözleşmenin (15.) maddesinde yer verilen hükme yer verilmediğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
28.000,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.