Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/447 K.2025/1511

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/447 📋 K. 2025/1511 📅 11.03.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/447 E.  ,  2025/1511 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2428 E., 2023/2019 K
DAVA TARİHİ : 12.02.2014
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/167 E., 2021/30 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı asıl ... ve davacılar vekili Avukat .... ile davalı ... Sağlık Hizmetleri A.Ş. vekili Avukat ...'nun sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili ...'ın sağ böbrek kanalında doğuştan darlık bulunduğunu, davalı şirketin Gaziantep Hastanesinde diğer davalı doktora muayene olan müvekkilinin laporoskopik şekilde ameliyat edileceğinin bildirildiğini, ancak 12.07.2013 tarihinde yapılan ameliyat sonrasında açık ameliyat yapılarak diren takıldığı bilgisinin verildiğini, taburcu sonrası ağrı ve direnden sıvı gelme şikayetleri nedeniyle tekrar davalı doktora başvurulduğunda doktorun 22.07.2013 tarihinde tekrar açık ameliyat yaptığını ve bu kez böbreğe nefrostomi takıldığını, ameliyat öncesinde sadece takılan stentin ıslah edileceği söylenmesine rağmen yine rızaları ve onayları alınmaksızın eski stentin değiştirilip üzerine nefrostomi takıldığını, ikinci ameliyata rağmen idrarın dikişlerden sızmaya devam ettiğini, bu kez daha donanımlı olan üniversite hastanesine gittiklerini ve tedavinin devam ettiğini, burada çekilen sintigrafide böbrek fonksiyonlarının %100 olması gerekirken %62,2 olduğunun tespit edildiğini, davalı tarafın hem aydınlatılmış onamlarını almamaları hem de açık operasyon endikasyonu olmadığı halde ameliyatın açık yapılmış olması nedeniyle kusurlu olduğunu, ameliyat öncesi diren ve nefrostomi takılmasını gerektirecek bir durum olmadığı halde bu işlemlerin yapıldığını, yapılacak ameliyatın komplikasyonları olarak bu hususların açıklanmadığını, ayrıca tıbbi kayıtların da doğru tutulmadığını, doktorun kendi el yazısı ile yazdığı konsültasyon istem belgesi ile karşılaştırıldığında bu durumun ortaya çıkacağını ileri sürerek; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 6100 sayılı Kanun'un (HMK) 107. maddesi uyarınca toplanacak delillere göre belirlenecek maddi tazminat ile müvekkil... için 200.000,00 TL, anne ve baba için 50.000,00 er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili; diğer davalı doktorun davacıda mevcut böbrek darlığına bağlı rahatsızlık ve bunun tedavisi ile ilgili gerekli tüm aydınlatmayı ve uyarıları yaptığını, hasta velisi olan, davacı anne ve babadan hiçbir baskı ve irade sakatlığı olmaksızın aydınlatılmış onam alındıktan sonra tedaviye başlandığını, yapılan uygulamalar ve eylemlerde bir ihmal, dikkatsizlik veya kusurun bulunmadığını, tüm uygulamaların tıp bilimine uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ...; 10.06.2013 tarihinde tarafına müracaat eden hastanın yapılan muayene ve tetkiklerinde pek çok hastanenin vardığı kanaatte olduğu gibi hastaya sağ UP darlık tanısı konulduğunu, hasta yakınlarına gerek tanı, gerekse tedavi biçimi ile ilgili her türlü bilginin aktarıldığını ve riskler hakkında bilgilendirme yapılarak rızaları çerçevesinde tedaviye başlandığını, hasta yakınlarının bilgi verilmediğine yönelik iddialarının hakikate aykırı olduğunu, yapılacak tıbbi bilirkişi incelemesi sonrası haklılığının ortaya çıkacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan raporlarda; küçüğe konulan sağ UP darlık tanısında en ideal tedavi yönteminin cerrahi müdahale olduğu, cerrahide laparoskopik yöntemin uygulanabileceği, laparoskopik yöntemin başarısız olması halinde açık cerrahi uygulanabileceği, cerrahide davacı küçükte ortaya çıkan anastomoz hattındaki kaçağın her türlü özene rağmen oluşabilen, herhangi bir tıbbi kusur veya ihmal izafe edilemeyen “komplikasyon” olarak nitelendirildiği, davalılara herhangi bir kusur izafe edilemeyeceğinin bildirildiği, dosyada bulunan onam formlarında imzaların küçüğün annesi ve babasına ait olduğunun ATK’nın 30.12.2019 tarihli raporuyla sabit olduğu, bilirkişi heyetinin 24.11.2020 havale tarihli raporuna göre, davacı küçükte ortaya çıkan anastomoz hattındaki kaçak şeklindeki komplikasyonun, dosya arasında yer alan 09.07.2013 tarihli “Pyeloplasti Ameliyatı bilgilendirme ve Onam Formu”nda ameliyatın riskleri kısmında 5,6 ve 8.maddelerde belirtildiği, hastanenin ve doktorun bu şekilde üzerlerine düşen aydınlatılmış onamdaki ispat külfetini yerine getirdiği gerekçesiyle davacı tarafın maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece yapılan yargılamada alınan rapor içeriklerine göre, küçükte UP darlık nedeniyle yapılan ameliyatlar sonrası oluşan tablonun "komplikasyon" olarak nitelendirilmesi, dosya arasında yer alan 09.07.2013 tarihli Pyeloplasti Ameliyatı Bilgilendirme Ve Onam Formu içeriğine göre, davacı velisinin yapılan ameliyat ve meydana gelen komplikasyon konusunda bilgilendirildiğinin görülmesi, nitekim, bu formdaki imzanın küçüğün babası olan ...’e ait olduğunun ATK’nın 30.12.2019 tarihli raporuyla sabit olması, bu itibarla davalılara atfı kabil kusurun bulunmadığının anlaşılmasına göre istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; davalı doktorun ameliyat sonrası meydana gelebilecek komplikasyonlar konusunda hiçbir şekilde bilgilendirme yapmadığını, onam formunda yapılacak tedavinin sağ laparoskopik pyeoplasti olduğunun yazıldığını, açık pyeoplasti ifadesi yer almadığı gibi, ameliyatın dönüşümüyle ilgili de bir içeriğin yer almadığını, ayrıca olası komplikasyonlar arasında böbreğe bağlı hipertansiyon olabileceğinin hiçbir metinde yer almadığını, bilirkişi raporları uygulamaya elverişli olmadığı gibi dosyaya ibraz edilen hekimin kendi el yazısıyla yazdığı konsultasyon istem yazısında tıbbi tedavi sürecindeki hatalarını ikrar ettiği yazının dikkate alınmadığını ve ameliyat öncesi yapıldığı iddia edilen aydınlatmanın yeterli olup olmadığının araştırılmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekilin özen yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklı maddi manevi tazminat istemine ilişkindir.
1.09.07.2013 tarihli ''Pyeloplasti Ameliyatı Bilgilendirme ve Onam Formu'' başlıklı belgenin incelenmesinde; ön tanının ''sağ laporoskopip pyeloplasti'' olduğu ancak alt bölümde ameliyatın nasıl yapılacağına ilişkin kısımda açık pyeloplasti ameliyatının tarif edildiği, yine onam formunun farklı bölümlerinde de açık pyeloplasti ameliyatına ilişkin bilgilerin yer aldığı, her ne kadar davacılar vekili 22.07.2013 tarihli ameliyat için davacı ailenin onamlarının alınmadığını bildirmişse de 09.07.2013 tarihli onam formunda nefrostomi konulması işleminin yapılabileceğinin yazılı olduğu ve dava dilekçesinde de ailenin yapılacak ikinci operasyondan haberdar olduklarını kabul ettikleri, böbreğe bağlı hipertansiyon gelişimine ilişkin iddiaların dava dilekçesinde ileri sürülmediği, basit yargılama usulüne tabi davada dava dilekçesinde ileri sürülmeyen hususların sonradan ileri sürülmüş olmasının iddianın genişletilmesi niteliğinde olduğu, hükme esas alınan raporların taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu anlaşılmakla davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan bu kararın onanmasına karar verilmiştir.
2. Davalı şirketin ticaret ünvanının Sentez Sağlık Hizmetleri A.Ş. olduğu, karar başlığında Medical Park Sağlık Hizmetleri A.Ş. olarak yazılmış olmasının maddi hata niteliğinde olup mahallinde her zaman düzeltilebileceği anlaşılmakla bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalı şirkete verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.