Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2085 K.2025/1446

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2085 📋 K. 2025/1446 📅 10.03.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/2085 E.  ,  2025/1446 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1392 E., 2024/301 K.
DAVA TARİHİ : 13.02.2018
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/46 E., 2022/136 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; İdare ile davalı firma arasında imzalanan sözleşmeye uygun şekilde Ziraat Bankası nezdinde geri dönülmez (%2 teyitli, %98 teyitsiz) 0115 6AKR45944 numaralı akreditif açılmış olduğunu, davalı firmanın 26.08.2016 tarihinde akreditifin Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. Çankaya/Ankara Şubesi nezdinde açılması talebi üzerine idarenin iyi niyetiyle amir bankaya gerekli talimat verdiğini ve bu durumun davalı yükleniciye bildirildiğini, akreditifin tebliğ edildiği tarihten itibaren sözleşmede yer alan alıma konu fişeklerin teslim süresi içerisinde teslim edilmemesi sebebiyle yüklenici firmaya 22.02.2017 tarihinde ihtarname çekildiğini, alıma konu fişeklerin teslim edilmemesi sebebiyle sözleşmenin 35. maddesi ile 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 20. maddesi gereğince 27.03.2017 tarihinde feshedildiğini ve bu alım için düzenlenen 73.800,00 Dolar değerindeki kesin teminatın gelir kaydedilmiş olduğunu belirtilerek; şimdilik 1.000,00 USD menfi zarar, kesin teminat güncelleme farkı 10.299,53 USD, 81,30 TL posta gideri olarak toplam (42.902,00) Türk Lirası karşılığının temerrüt tarihi olan 13.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; feshin haklı olmadığını, menfi tespit talebinin koşulları oluşmadığını, güncelleme farkının istenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan 11.11.2021 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş; davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı tespitler içerdiğini, menfi zarar ve güncelleme bedelinin fişek alımı hususunda uzman bir bilirkişi tarafından hesaplanması gerektiğini, alınan raporlar arasında çelişki olduğunu, davalının yükümlülüklerini yerine getirmediğinin sabit olduğunu, 4735 sayılı Kanun kapsamında güncelleme farkını isteyebileceklerini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, fişek alım ihalesi sonrası taraflar arasında yapılan sözleşmenin feshedilmesinden kaynaklanan menfi zararın, güncelleme bedelin ve posta giderinin tazmini istemine ilişkindir.
Dava dosyasının incelenmesinde; 24.08.2016 tarihi itibariyle Ziraat Bankası nezdinde açılan akreditifin tarafların ortak iradeleri doğrultusunda iptal edilerek kapatılmış olması sebebiyle, somut olayda davacı idare tarafından bu akreditife dayanılamayacağı, taraflar arasındaki sözleşmenin 10. maddesi uyarınca belirlenecek işe başlama tarihi bakımından Vakıflar Bankası nezdinde açılan sonraki akreditifin esas alınması gerektiği, sözleşmede, açılacak akreditifin yüklenici firmaya tebliğ edildiği tarihi izleyen günden itibaren işe başlanacağı ve sözleşme konusu işin 120 takvim günü içerisinde teslim edilmesi gerekeceğinin belirtildiği, buna göre, işe başlama tarihinin Vakıflar Bankası nezdinde açılan yeni akreditifin muhabir banka tarafından davalı firmaya tebliğ edildiği 21.11.2016 tarihini izleyen 22.11.2016 tarihinden başlayarak işin teslim süresinin son gününün 21.03.2017 tarihi olduğu, davacı idarenin 13.01.2017 tarihli yazısı ile dava konusu sözleşme uyarınca işin son teslim tarihi olarak kabulü gereken 21.03.2017 tarihi öncesinde davalı tarafa karşı cezalı ihtarda bulunmasında ve yine ihtarda verilen süre içerisinde işin teslim edilmediği gerekçesine dayalı olarak 30.03.2017 tarihli yazısı ile taraflar arasında akdedilen dava konusu sözleşmeyi fesih yoluna gitmesinde haklı olmadığı, bu nedenle, talep edebileceği herhangi bir menfi zararı bulunmadığı, somut olayda değer kaybını önlemek için yabancı para üzerinden teminat alındığı, yabancı para cinsinden alınan teminatta öncelikle anılan para biriminin Türk Lirası karşısındaki değer artışı veya azalışı hesaplandıktan sonra şayet değer kaybı varsa yahut ortaya çıkan değer artışı oluşacak zararı giderecek oranda değilse bunun güncelleme ile giderilebileceği, yine bu durumda şayet yabancı para için ÜFE farkı hesaplanacaksa bunun ancak yabancı para Türk lirasına çevrildikten sonra yapılabileceği, kesin teminatın alındığı 22.07.2016 tarihi itibarıyla değerinin 227.178,54 TL, nakde çevrildiği gün itibarı ile ise değerinin 274.683,60 TL olduğu, verildiği tarihteki değerinin, güncellendiği tarihteki değerinden fazla olduğundan güncelleme farkı istenemeyeceği, nitekim dava konusu kesin teminat güncelleme farkı ile ilgili olarak ödeme talebine yönelik davacı İdare işleminin iptali talebi ile davalı tarafından ikame edilen dava sonucunda işlemin iptaline dair Ankara 1. İdare Mahkemesinin 10.04.2019 tarih ve 2018/1523 E., 2019/723 K. sayılı kararının istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, hükme esas alınan 11.11.2021 tarihli bilirkişi raporunun taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli ve anlaşılır olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.